diniyol.com ‘a gider  

ATEİSTLERE CEVAP SAYFASINA ‘a gider

  

ateistlere cevap

 

 

Açıklama

10 Eylül 2008 akşamında internette dolaşırken, sitem www.diniyol.com'u çağırdım. Yanı başında forum.ateizm.org sitesine ait bir yazı da geldi. Gelen yazının içinde www.diniyol.com geçtiği için merek ettim. Açtım. Bir de ne bakayım, bu yazının bir kısmı sitemden alınmış. Benim yazı. Tenkite tabi tutulmuş. Öyle bir tenkit ki; tam rezalet. Kullanılan ifadeler maksadın çok ötelerine geçiyor. Hakaret, iftira, yaftalama, aşağılama sanki normalmiş gibi. Yazıyı bir daha gözden geçirdim. İlk önce cevap vermeye lüzum görmedim. Kendi kendime:

— Zannedersem birkaç gün sonra bu yazıyı kaldırırlar, dedim.

Aradan epey zaman geçti. Ama yazı aynen devam ediyordu. Adamlar tutumlarından memnun. Kararımı değiştirdim. Bu yazıyı okuyan ziyaretçilere saygısızlık olmasın diye, cevap vereyim, dedim.

Muhammed aleyhisselâm’a sarf edilen ağır tezvireta bir Müslüman olarak ve ayrıca sitemiz www.diniyol.com ‘a ait bir yazıyı da alıntılayıp çarpıttıkları için (sadece yazının sitemiz http://www.diniyol.com'a ait olan kısmına cevap hakkımı kullanıyorum. (26 Ekim 2008 Pazar).

Not: Bazı okurlarım, cevabi yazının içinde kullandığım birtakım ifadeleri yadırgayabilir. Ama bunların çirkef yazılarının içeriği ile yazının kenarlarına yerleştirdikleri resimleri göz önüne getirdiklerinde beni anlayışla karşılayacaklarını umuyorum.

Şadi KUL

 

Tenkit edilen yazımız

“……..

Mekke'nin Fethi: (H.8 Ramazan = M.8 Ocak 630)

Mekkeliler, Müslümanlarla Hudeybiye'de yapmış oldukları anlaşmayı iki yıl sonra bozdular. Artık, Müslümanların karşılarına çıkacak takatleri kalmamıştı. Eski şımarıklıkları gitmiş yerine pişmanlık gelmişti. Anlaşmayı yenilemek istediler. Ama Allah Rasûlü onlara yüz vermedi. Ansızın 10.000 kişilik Mücahit ordusu Mekke'ye gitti. Gece Mekke civarında konakladı. Allah Rasûlü konakladığı dağda 10.000 yerde ateş yaktırdı. Sanki dağ yanıyordu. Bunu gören Mekke müşrikleri telaşlandılar. Korktular. Etrafa sindiler. Azgın, taşkın, edepsiz, ahlaksız, yalancı, talancı olan zihniyet yok oluyordu. Zulüm şehrine dönüştürülen Mekke'ye Müslümanlar kan dökmeden giriyorlardı. Kâbe müşriklerin işgali altında kurtuluyordu. Allah'ın Evi olan Kâbe'nin içine ve dışına 360'dan ziyade heykel putu yerleştirilmişti. Allah'ın evi puthane olmuştu.

İslam ordusu 4 koldan Mekke'ye girdi. Hele hele, muhacirlerin Mekke'ye girişleri daha başkaydı. Mekke'den kaçarak canlarını zor kurtarmışlardı. İşkence gördükleri yerlere muzaffer olarak giriyorlar. Geride kalan evleri yıkılmış veya başkaları tarafından el konmuştu. Doğup büyüdükleri bu topraklarda çok anıları vardı. Acı-tatlı hep birbirlerine karışmıştı. Mekke'de zalimlerin zulmü bitmiş, yerine sükûnet gelmişti. Şirkin insafsızlığı yerine, İslam’ın müsamahası Mekke'yi sarmıştı. Allah Rasûlü eski azılı düşmanlarına umumi af ilan etti. Sadece zulmün ve küfrün öncülerinden on-onbeş kişi hakkında vur emri verildi. Ancak, araya girenlerin hatırına onların da çoğu affedildi.

Mekke müşriklerinden hakkında "vur" emri olanlar: Mekkeli heykelperestler, "Rabb'ımız Allah'dır" diyenlere akla hayale gelmeyen işkence yapmışlardı. Mü'minleri haksız yere yurtlarından kovmuşlardı. Rasûlullah’ı ve inananları katletmek için, Mekke'den kalkıp defalarca Medine'ye gelmişlerdi. Allah'a, Dinine, Rasûlüne ve Mü’minlere karşı amansız savaş vermişlerdi. Bu beyinsizlere umumi bir af ilan edildi. Ancak, kışkırtıcıları cezalarını görmeliydiler. Onun için, müşriklerin öncülerinin bir kısmı hakkında "vur" emri verildi. Nerede yakalanırsa, orada öldürülecekler şunlardı:

1- İbnu Hatal: Öldürüldü. Önceleri Müslüman olmuş Medine'ye gelmişti. Müslüman bir köleyi öldürdü. Zekât mallarını alarak Mekke'ye kaçtı.

2- Erneb: Öldürüldü. Rasûlullah’ı hicveden, içki sofralarında şarkı söyleyen bir kadındı.

3- Fertena: Kaçtı. Sonraları Müslüman oldu. Affedildi. Rasûlullah’ı hicveden, içki sofralarında şarkı söyleyen bir kadındı.

4- Haris: Affedildi. (sehven öldürüldü diye yazmıştım) Mekke'deki müminlere işkence yapardı. Rasûlullah'la alay ederdi. Fetih günü kaçtı. Araya hatırlı kişiler girince affedildi.

5- Huveyris: Öldürüldü. Rasûlullah'a işkence ederdi. Hicret esnasında Rasûlullah'ın kızı Fatıma ve Ümmü Gülsüm'ü yerlere yatırarak dövmüştü.

6- Mikyas: Öldürüldü. Müslüman olarak Medine'ye geldi. İrtidat etti, bir Müslüman’ı öldürerek Mekke'ye kaçmıştı.

7- Sâre: Öldürüldü. Rasûlullah’ı çok hicveden şarkıcı ve ağıtçıydı.

8- Saffan: Kaçtı. Müslümanların aleyhine savaş kışkırtıcısıydı.

9- İkrime: Kaçtı. Sonraları Müslüman oldu. Affedildi. Rasûlullah'ın azılı düşmanlarındandı.

10- Hebbar: Kaçtı. Mekke'deki müminlere işkence yapardı. Hicret esnasında Rasûlullah'ın kız Zeyneb'i deveden düşürerek ağır hastalanmasına ve bir müddet sonra vefatına sebep olmuştu.

11- Abdullah: Kaçtı. Mekke'deki müminlere işkence yapardı. Şairdi. Müslümanların aleyhine savaş kışkırtıcısıydı.

12- Vahşi: Kaçtı. Sonraları Müslüman oldu. Affedildi. Rasûlullah'ın amcası Hamza'yı şehit etmişti.

13- Hind: Gizlendi. Sonraları Müslüman oldu. Affedildi. Rasûlullah'ın amcası Hamza'yı şehit ettirmişti. Müslümanların aleyhine savaş kışkırtıcısıydı. Ebu Süfyan'ın karısıydı. ……”

 

 www.diniyol.com/3_muhammed.html

 

Not:

Sitemiz yenilendiği için adresi de tabii olarak değişti. Bu yazının güncellenmiş adresi şöyle:

http://www.diniyol.com/1_index\yayimlanmis yazilar\6- mekke musrikleri.htm

 

Şadi KUL’dan

çarpık yorum ve hakaretlere cevabi yazı:

Müstear isimi SexyHuri

ne idüğü belirsiz kişinin yorum ve hakaret içerikli yazısı:

 

Bir insanın; tanımadığı birisine ve bilmediği bir konuyu bahane ederek "yobaz", "uckagitcı"… gibi laflar söylemesi en başta seviyesizliği göstermektedir.

Aklı başında bir insan başka bir insanın ilâhına, peygamberine, inancına, önderine aşağılayıcı ifadeler kullanmaz.

Sözüm ona bu ateistin görgüsü bu kadarmış. Bu kişi hakkında söylenebilecek çok şeyler var.

AmaŞom ağızlı bu ateistin şahsından ziyade yayımlanan yazıya cevap veriyorum.

"Siyer kitaplarindan esinlenerek yazilmis bir yazi. Muhammed'in Mekke'yi fethinden sonra oldurttugu kisilerin listesi. Yazi yobaz bir din ogretmeni tarafindan Muhammed'i hakli gostermek icin suslenip puslenerek yazilmistir;" Deniliyor.

Bu ve bazı yazılarım genel olarak siyer, hadis, tarih ve zaman zaman da Kur'ân-ı Kerîm meali ve tefsirlerinden faydalanarak özet halinde hazırlanmıştır. Özet mahiyetinde olduğu için kaynak göstermeye gerek görmedim. Özet yazılara kaynak göstermek istenildiğinde içinden çıkılmaz hal alıyor. Her taraf kaynağa boğuluyor. Yazılan yazının muhteviyatı ikinci plana düşüyor. Şimdi, (Mekke Fethi esnasında haklarında "vur" emri olan suçlu müşrikler) konusunu kaynak göstererek yeniden hazırladım. Okuyabilirsiniz.

Benim için "yobaz" sözcüğünü kullanmış. Kendisine iade ediyorum.

Muhammed aleyisselam Allâh'ın en son resulüdür. Benim onu haklı göstermeme ihtiyacı da yoktur. Ebter’ler  ne derse desin; "O Allâh'ın resulüdür." Hayatını okuduğumuzda, karşı karşıya geldiği bütün olaylarda haklı olduğunu görüyoruz. Biz sadece var olanı yazıyoruz. Geçmişte kendisine karşı çıkan mütecaviz câhil, fâsık, zâlim, kâfir, müşrik, münâfık, …lar haksızdır. Bu geçmişte olduğu gibi şimdi ve gelecekte de aynıdır. Kendilerini hangi isimlerle tanıtırsa tanıtsınlar, netice aynıdır. Fark etmez..

Yazıya "suslenip puslenerek yazilmistir;" deniliyor. Okuyanlar da görüyor ki yazı mümkün olduğu kadar kısa ve özet olarak sunulmuştur.

Sitemizdeki "Mekke'nin Fethi" başlığındaki yazıyı alıp nakletmişler. Bunun için teşekkür ederim. Daha sonra da yazımı inceliyor. Çok güzel. Ama. Keşke inceleme gerçekçi olsaydı. Realiteden uzak kendi görgü, bilgi, kültür ve batıl inançlarına göre bir şeyler yazmışlar.

İbnu Hatal

Şu ifadeler kullanılıyor:

"Simdi listedeki kisileri inceleyelim",

"zamanin cogu sairi gibi",

"Muhammed'in uckagitciligini anlayip islami terkeden bir sair",

"yazisinda Hatal'in bir musluman koleyi oldurdugunu iddia etmis",

"Kanit olmadan beyan ettigi iddia asilsizdir"…

 

Kendisini inceleyici ve alleme-i cihan zanneden kişi "Simdi listedeki kisileri inceleyelim", diyor. Vay be...

Gerçek konumu olan kof ve cahilliğini göz ardı ederek kendisini muhakkik (incelemeci) sanıyor. Bilmem, atalarımızın şu sözü manzarayı yansıtıyor mu?

- İte bak, yattığı yere bak.

Kendi uyuzluğuna bakmayıp Muhammed aleyisselam’a "uckagitciligini" sözcüğünü kullanmış. Bu sözünü unutma. Çünkü sana söyleyeceklerim var. "…İbnu Hatal Müslüman olduktan sonra Allah'ın Elçisi aleyisselam bir yere zekât toplama memuru olarak gönderdi. Yanına da yardımcısı olarak Ensar'dan -kölelikten kurtulmuş- Müslüman bir adam verildi. Zekât toplandı. Medine'ye dönüyorlardı. Derken bir yere konakladılar. İbnu Hatal yardımcısına, yemek için kendisine bir koç kesip hazırlamasını emretti ve öğlen sıcağında uyudu. Ama yardımcı adam da öğlen sıcağında uyuyakaldı. Uyandı. Bir şey hazırlayamamıştı. Bu haliyle İbnu Hatal'ın yanına geldi. Durumdan haberdar olan İbnu Hatal sinir küpüne döndü. Hiç fırsat vermeden adamı döve döve öldürdü. Sonra da kendi kendine şöyle söylendi:

— "والله ليقتلني محمد به إن جئته " Vallahi Muhammed'in yanına gelirsem, mutlaka beni öldürür.

İslam'dan çıkarak tekrar şirke döndü. Zekâttan toplayıp aldığı malları önüne katarak Mekke'ye kaçtı ve iltica etmiş oldu. Mekke halkı ona:

— Bizim yanımıza seni geri çeviren neden nedir? Dediler. O da:

— " لم أجد ديناً خيراً من دينكم" Sizin dininizden daha hayırlı bir din bulamadım, dedi.[1] "

Bu “…” içindeki yazının kaynaklarına baktığınızda her cümlenin kelimelerine kadar karşılığını fazlasıyla bulacaksınız. Özellikle de İbnu Hatal'ın kaçış nedenini ve Mekkeli müşriklere verdiği cevabın orijinalini de yazdım ki –sözüm ona- ateist taslağının (!) kişiliği iyice anlaşılsın.

İbnu Hatal adam öldürmüş kısas edileceğinin farkına varınca Mekke'ye kaçmış. Kaçış sebebini de "Vallahi Muhammed'in yanına gelirsem, mutlaka beni öldürür" diyerek ifade ediyor. Ateist müsveddesi "Muhammed'in uckagitciligini anlayip islami terkeden bir sair", diyor.

Mekke'den Medine'ye giderek Müslüman olan ve daha sonra katil olunca Mekke'ye geri kaçan İbnu Hatal'a:

— Bizim yanımıza seni geri çeviren neden nedir? Dediler. O da:

— Sizin dininizden daha hayırlı bir din bulamadım, diyor. Bu şom ağızlı ateist müsveddesi gibi yalan söylüyor. Halbu ki:

— Katil oldum, "Vallahi, Muhammed'in yanına varırsam, bu suçumdan dolayı, muhakkak beni öldürür" diyerek malları da alıp Mekke'ye kaçtım, demiyor.

Saygıdeğer ziyaretçilerimiz, şimdi ben size soruyorum:

— Acaba Mekkelilere yalan söyleyen İbnu Hatal‘ın şerefsizliği mi daha fazla yoksa yalancılığı mı?

— Peki… Bu yalancı şerefsizi yalan söyleyerek haklı göstermeye çalışan ateist müsveddesini nasıl tanımlayacağız? İşimiz zor.

— “…”, içeriğini siz doldurun.

 

"Kanit olmadan beyan ettigi iddia asilsizdir", diyor. Buyurun, onlarca kanıt içinde birkaçı: [2].

Yazı özet durumunda olduğu için kanıt göstermemiştim. Halbuki kanıt bol. Yine “beyan ettigi iddia asilsizdir” diyor. Kanıtın olmadığını söylediği iddianın kanıtlarını gösterdim.

Yine söylüyorum: Kanıtlara göre İbu Hatal katildir. Soruyorum:

1. Neye dayanarak, beyan ettiğim iddiaya asılsızdır diyorsun? Konuyu araştırdın mı?

2. Kanıtları gösterdim. İbnu Hatal’ın katil olduğuna inandın mı?

3. “beyan ettigi iddia asilsizdir" sözü sana ait. Ben iddiamı delilleriyle ispatladım. Bu söz sana döndü. Senin üzerinde duruyor. Böyle kalsın.

4. İbu Hatal, için “Müslüman bir köleyi öldürdü.” dedim. Doğru. İddiamı ispatladım, deliller de meydanda. Peki… Bu iddia senin nereni incitti ki bana yobaz sözcüğünü kullanmışsın? İddia ettiği konunun kanıtlarını ortaya koyan kişiye yobaz denir mi? Bu sözcük de sana döndü. Üzerinde duruyor. Yobaz kelimesini de al. Senin olsun. Nerende saklarsan sakla. Bundan sonrası sana kalmıştır.

5. Kanıtlara göre İbnu Hatal’ın katil olduğunu mutlaka anlaman gerekir. Tabi, eğer sende biraz anlayış varsa. Yoksa kanıt manıt sana yeterli gelmez. Sende biraz anlama kabiliyetinin olabileceğini kabul ederek soruyorum: İbnu Hatal’ın zora gelince Kâbe’nin örtüsüne sarılması katilliğini ortadan kaldırır mı? Elbette ki kaldırmaz. İsterse nereye saklansa bile yine katil, katildir. Suçlu suçludur. Aranan suçlu katil için sevgili peygamberimizin “vurun” demesini niye yadırgıyorsun? Neden mafya babasi gibi "vurun" emri veriyor diyorsun? Hak ve hukukun tecellisi seni çok mu rahatsız ediyor? Yoksa Allah’a, Allah’ın elçisine, İslâm’a… olan kininden dolayı mı böyle yalan-iftira yüklü gevezelikler yapıyorsun? Sen, “sevgi ve baris” sözcüklerinin arkasına gizlenerek bu gevezelikleri kininden dolayı yapıyorsun. Ben de, sana ve senin gibiler için şunu söylüyorum:

- Kininizle geberin!..

Şu cahilin şeytanlığına bakın:

Kendisine gerçekten bir incelemeci süsü vermek için Kütübü Sitte hadis kitabından internet yoluyla bir de alıntı yapmış. İslamî kaynakları da biliyormuş, desinler diye tenkit ve hakaret ettiği Muhammed aleyisselam'ın hadisini alıntılamayı da ihmal etmiyor. Ne yapsın inandırıcı olması için havalı gözükmesi lazım. Şişirilmiş balon gibi. Havası çok, kapasite dar. Aman ha… bay/bayan ateist. Dikkat et. Toplu iğnenin ucu kadar minik bir etki senin havanı halleder.

 

ERNEP

Erneb'in saygısızlığı, çığırtkanlığı, kışkırtıcılığını, aşağılamaları, yaptığı hakaretleri es geçen bay/bayan ateist hiç ortada bir şey yokmuş gibi "bu kadincagizida oldurtmustur", diyor. Bay/bayan ateistin adalet duyguları kabarmış. Sanki bir gerçeği(!) ifade ediyor. İnce ruhluluk taslıyor. O kadın, içki sofralarında Muhammed aleyisselam'ı hiciv şarkılarını söyleyip Müslümanların aleyhine müşrikleri coşturan aşağılık bir kadındı. 

hakkinda olum fermani cikmis” diyor. Sana göre berat fermanı mı verilmeliydi? Şu mantığa bak.

-Yoksa müşriklerin Naile putu gibi heykeli mi dikilmeliydi? 

Şu söylediği lafa bakın: "(tabi islam tarihini muslumanlarin kaleminden okuyoruz, dogrulugu tartisilir)" diyor. Bu konuların Eskimolar veya Apaçiler ile hiçbir alakası yoktur. Alakası olsa onların da tarihinde karşılaştırmalı olarak okurduk. Bu konular İslam tarihiyle ilgilidir. Elbette ki Müslümanların kaleminden okuyacağız. Bunları bırakıp da senin gibi tanrı tanımaz/imansızların gevezeliklerini mi kanıt olarak kullanalım.

 

FERTANA

İbnu Hatal, Allah'ın Elçisini yeren ve hicveden şiirler söylerdi. Fertena da Ernebe gibi bu şiirleri seslendirirdi. Böylece etrafındaki müşrikleri eğlendirirlerdi. Mekke'nin Fethi günü korkusundan kaçtı. Sonra araya girdiler. Allah'ın elçisinden eman verildi. Müslüman oldu.

 

HARİS

Saygıdeğer ziyaretçilerimiz,

Müslümanlara ezâ-cefa veren iki Hâris'ten İslam tarihi haber vermektedir.

1- Hâris b. Talâtile[3]: Kaynaklara bakıldığında görülecek ki bu adam Allah'ın Elçisine ve Müslümanlara eziyet etmiştir. Sürekli söz, ağız, kaş-gözlü hareketlerle istihzâ ederek onuruyla oynamıştır. Bedir Gününden önce de ölüp gitmiştir.

2- Hâris b. Hişâm[4]: Bu müşrik de yaptıklarından ötürü Mekke'nin Fethi günü kaçtı. Araya hatırlı kişileri koydu. Allah'ın Elçisi onu da affetti. O da Müslüman oldu.

Ben sehven; Mekke Fethi esnasında haklarında "vur" emri olan suçlu müşrikler listesinin 4. maddesine Hâris b. Hişam'ı eklemişim. Kaynaklarda, öldürülecekler listesinde Hâris diye bir müşrik yoktur. Ayrıca Mekke'nin Fethi günü Hâris diye bir müşrik de öldürülmemiştir. Düzeltiyorum.

 

Şimdi bu habis yaratığın gevezeliklerine gelelim:

1. Bana, “uckagitci”, “yobaz” “harisin muminlere iskence yaptigini soylemis, fakat yine kanit ve ispat gosterememis.“ diyor. Harisin müminlere eziyet ettiğine dair delillleri verdim. Ulan,  uckagitci” ve “yobaz” sözcükleri gene üzerinde kaldı. Bu kelimeleri nerene sokarsan sok ve sakla. Sana biraz sonra lazım olacak.

2. Öldürülmeyip affedilen Haris için Muhammed'in tetikcileri tarafindan oldurulmustur. Sevgi ve Baris dininin peygamberinin gazabina ugramis zavallinin teki, diyor.

a. Hangi tetikçi tarafından öldürülmüştür?

b. Bu konuda kanıtın var mı?

c. Bu zalim ve müstehzileri bile affeden bir peygambere “Sevgi ve Baris dininin peygamberi” denmez de peki ne denir?

Bu sorularıma adam gibi cevap verirsen verdin. Yok, eğer veremezsen, sana diyeceklerim var. O uckagitci” ve “yobaz” sözcüklerini nerene sokup sakladınsa çıkar kendi kafana geçir. Şerefsiz. Anladın mı?

Sen, Haris hakkında yazdığın kanıya nasıl vardın? Bir yerlerde okudun mu? Okudunsa kaynağı nere? Yoksa kafadan mı attın? Mesnetsiz kafadan atıp onu-bunu karalayan, yaftalayan züppelere ne denir? Sen, kanıtsız kafadan iddia ileri süreceksin, karşıdakilerden de kanit ve ispat isteyeceksin. Bunun adını ne koyacağız? Bunun adı şerefsizliktir. Kendin kullandığın “uckagitci” “yobaz” sözcükleri seni tam ifade edemeyebilir. Ama sen, tam bir (…). Bu cümleyi yarım bıraktım ki, boşluğu kendin doldurasın. Sen kendini daha iyi tanırsın. Ama seni tam yansıtmalı. Yoksa o boşluğu ben doldururum.

  

 

HUVEYRİS

“Peygamberin kizlarina elini bile surmemistir. Kendisi bir sairdi" diyor. Dikkat edilirse Huveyris'e toz kondurmamaya gayret ediyor. İşte delilleriyle Huveyris [5].

"Huveyris b. Nukayz, Mekke'de Allah'ın Elçisine eziyet edenlerdendi. Kötü sözler de sarf ederdi. Allah'ın Elçisini hicveden şiirler söylerdi.

Allah'ın Elçisinin kızı Fatıma ile Ümmü Külsüm ra. Mekke'den Medine'ye hicret ederlerken Huveyris yollarını kesti. Hayvanları ürküttü. Yere yuvarlandılar. Çok sıkıntı çektiler.

Mekke Fetih günü Ali ra. Huveyris'in evine gitti. Onu sorduğunda:

— Çöldedir, dediler. Hâlbuki evdeydi. Ali ra. evde olduğundan emindi. Kenarda gözükmeyecek bir yerde beklemeye başladı. Durumdan haberdar olan Huveyris, arandığını öğrenince panikledi. Başka bir yere gitmek için evinden çıktı. Kaçmaya başladı. Ama Ali ra. onu yakaladı ve öldürdü.

 

Sana gelelim bay/bayan ateist. "Peygamberin kizlarina elini bile surmemistir. Kendisi bir sairdi" diyorsun. Suç suçtur. Şairlik kendisine ayrıcalık getirmez. Sen bu aklınla kimi nereye yönlendirmeye çalışıyorsun? Ayrıca, mütecaviz Mekke müşriklerini niye doğrudan veya dolaylı olarak savunmaya gayret ediyorsun? Yoksa benzerliğiniz mi var? İnanç bakımından birbirinize de benzemiyorsunuz. Onlar Allah'a inanan ve Allah'la beraber başka ilâhlar edinmiş birer müşriktir. Sen ise; güya ateistsin. İlâhsızsın. Bu azgın, saldırgan, yolkesen, müstehzi… adamın şahsiyetini temize mi çıkarmak istiyorsun?

 

Saygıdeğer site ziyaretçileri bu ateistin kafası boş olduğu gibi çabası da boşunadır. Çünkü eldeki kanıtlar onun ağzında gevelediği gibi değildir.

 

 

Mikyes

Kardeşi öldürülen Mikyes haklı durumdayken kendisini haksız duruma düşürmüştür. Çünkü: Öldürülen kişinin sahiplerinin önünde 3 tercih vardı:

1.   Katilin cezalandırılmasını isteme,

2.   Öldürülenin kan bedelini isteme,

3.   Katili affetmedir.

Mikyes hem kan bedelini alıyor, hem de kardeşini öldüreni öldürüp kaçıyor. Katil ve akrabalarını iki defa cezalandırmış oluyor. Bu durum karşısında kendisi de ölüm cezasına çarptırılmıştır.

Delillerle Mikyes [6]

Mikyes'in kardeşi Haşim Müslüman olmuştu. Müreysi gazvesine katılmıştı. Evs isminde bir Müslüman Haşim'i müşrik sanarak yanlışlıkla öldürdü. Haşim'in kardeşi Mikyes Allah'ın Elçisinin yanına gelerek Müslüman olduğunu söyledi. Öldürülen kardeşi Haşim'in kan bedelini istedi. Mikyes'e yanlışlıkla öldürülen kardeşinin diyeti ödendi. Mikyes'in kardeşini yanlışlıkla öldüren Müslüman'ı yani Evs'i öldürerek Mekke'ye kaçtı. Müşrikliğe tekrar döndü.

Mekke Fetih günü, Mikyes ve arkadaşları bir yerde gizlice içki içiyorlardı. Mikyes'in amcası oğlu Nümeyle müslümandı. Nümeyle amcası oğlu Mikyes'in yerini öğrenince oraya gitti. Mikyes'i dışarı çağırdı. Öldürdü.

 

SARE:

Sare hiçbir zaman Müslüman olmadı. Mekke’den Medine’ye geldiğinde Muhammed aleyhisselamdan’dan iyilikten başka bir şey de görmedi. Hatta yiyecek, giyecek ve binit ihtiyacını giderdi.

Bu kepaze yaratık diyor ki: Onceleri musluman olup daha sonra Muhammed'in uckagitciligini sezerek mekkeye firar eden… Tam zırvalıyor. Hem de zırvalamanın zirvesinde. Bu zırva karşısında Allah’ın Elçisini seven bana yardımcı olsun da aşağıdaki boşluğu gereği gibi doldursun:

- Sen tam bir “…”.

Madem ki böyle iddialarda bulunuyorsun, kanıtlaman gerekir. Kanıt yok. Hiçbir yerde bulamazsın. Bu zırvalamanın tam tersine belgeler mevcuttur. Hem de onlarca. 

Bu konular hakkında pek bilgin olmayacak, ama bilgiçlik taslayacaksın. Olayın tam tersini yazacaksın. Bu zırvaların üzerine de; geri dönüp Muhammed aleyisselama’a hırlayacaksın. Hâşâ köpeklerden. Böylesi bir saldırganlık türü köpeklerde bile yoktur. 

uckagitcilig" sözcüğü gene sana döndü. Bu yaftalamaları nerene sokup saklayacaksın? 

"gecimini sarki soyleyerek saglayan zavalli bir kadinin teki" Zavallı dediğin kadın, geçimini neyle sağlarsa sağlasın. İsterse fahişelik yapsın. Bizi hiç alakadar etmez. O seçimini öyle yapmışsa kendi bileceği bir şeydir. Şimdi bizi ilgilendiren tarafı:

İslâm'a ve Muhammed aleyisselam'a saldırganlık durumudur.

Muhammed aleyisselama'a hakaret ve iftira dolu hiciv şiirlerini okumasıdır.

Müslümanlara karşı savaş çığırtkanlığı yapan ağıtçılığıdır.

Medine'ye gelerek ajanlık yapmasıdır.

 

Saygıdeğer ziyaretçilerimiz,

Bu "zavalli bir kadinin teki" dediği ağıtçıyı görelim:

" Sâre [7]

Esas ismi Kenud fakat Sâre diye anılırdı. Azatlı cariyelerdendi. Ağıtçılığıyla meşhurdu. Ağıtçılar önemli gün ve gecelerde, savaşlarda çığırtkanlık yaparlardı. İnsanlar galeyana gelirdi. Esasında ağıtçılık başlı başına bir maharet işiydi. Medine'ye, Allah'ın Elçisinin yanına geldi. O sırada Mekke Fethi için hazırlık yapıyordu. Allah'ın Elçisi:

— Müslüman olarak mı geldin? Diye sordu. Sâre:

— Hayır, dedi, Allah'ın Elçisi:

— Muhacir olarak mı geldin? Buyurdu. Sâre:

— Hayır, dedi. Allah'ın Elçisi:

— O halde niçin geldin? Buyurdu. Sâre:

— Siz köle azatlayıcılarsınız… Ben son derece muhtaç hale geldim. Bana yiyecek ve giyecek veresin, giyecekle giyindiresin diye geldim, dedi. Allah'ın Elçisi:

— Senin şarkı söylemelerin, ağıt yakmaların senin ihtiyaçlarını gidermedi mi? Diye sordu. Sâre:

— Ya Muhammed!.. Kureyşlilerin bazısının öldürülmesinden sonra bu zamana kadar şarkı söylemeyi bıraktılar. Bedir'den sonra benden bir şey isteyen olmadı. Ben de şarkıcılığı ve ağıtçılığı bıraktım, dedi. Allah'ın Elçisi, Abdulmuttalib oğullarının Sâre'ye yardım etmesini istedi. Onlar da Sâre'nin gerekli yiyecek, giyecek ve binit ihtiyacını karşıladılar. Hâtıb ismindeki biri Sâre'nin yanına geldi. Sâre'ye on altın ve bir elbise verdi. Bir de Kureyşlilere yazılmış gizli bir mektup verdi. Mektupta Müslümanların Mekke'ye gelmek üzere oldukları bildiriliyordu. Sâre yola çıktı. Gitti. Allah'ın Elçisi, Ali ile Zübeyir'i ra. Çağırdı. Onlara:

— Acele edin. Hah bahçesine ulaştığınızda kendisinde bir mektup bulunan hayvan üzerinde bir kadın bulacaksınız. Üzerindeki mektubu alın bana getirin. Kadını da serbest bırakın. Mektubu vermezse boynunu vurun, buyurdu. Ali ra. ile Zübeyir ra. zikredilen yere gittiler. Kadını buldular. Gizli mektubu istediler. Kadın inkâr etti. Fakat kılıcı görünce direnmeyi bıraktı. Saçının bölüğünü çözdü. İçinde sakladığı mektubu çıkarıp verdi. Onlar da gizli mektubu alıp Allah'ın Elçisi Muhammed as'a getirdiler. Sâre yoluna devam etti. Mekke'ye gitti. Fakat yine Allah'ın Elçisi ve Müslümanlar aleyhine söylenen hiciv şiirlerini söylemeye devem etti. Mekke Fetih günü yakalanarak öldürüldü." Böyle gerçeği bil.

Yalan dolan söylersin. Geri döner yalanlar üzerine duygu sömürüsü yaparsın. Normal bir insan soyunda gelen bir kişi bunu kendisine yakıştırmaz. Ama sen…

 

Saffan

Allah’ın Elçisi Muhammed aleyhisselam, bütün cürmüne rağmen Saffan’ı da affetmiştir. Bu ateist iblis burada da sadece Saffan’a sataşmış. Elbette de Muhammed aleyhisselam’ın barış ve hoşgörüsünü dile getirecek değil ya… Mel’un.

 

 

 

 

Siyer kitaplarindan esinlenerek yazilmis bir yazi. Muhammed'in Mekke'yi fethinden sonra oldurttugu kisilerin listesi. Yazi yobaz bir din ogretmeni tarafindan Muhammed'i hakli gostermek icin suslenip puslenerek yazilmistir;

…………..

Simdi listedeki kisileri inceleyelim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ibnu'l Hatal

Daha onceleri musluman olan, daha sonra Muhammed'in uckagitciligini anlayip islami terkeden bir sair. Muhammedi elestirici siirler yazmis ve zamanin cogu sairi gibi daha sonrasinda oldurulmustur. Yukarida yobaz yazisinda Hatal'in bir musluman koleyi oldurdugunu iddia etmis. Kanit olmadan beyan ettigi iddia asilsizdir. Muhammed'in Hatal'i oldurmek istemesi hatalin muslumanligi terkettigi ve kendisi aleyhinde siirler yazdigi icindir. Allah'in dunyaya sevgi ve barisi anlatmak icin insanlara gonderdigi peygamber bakiniz nasil bir mafya babasi gibi "vurun" emri veriyor;

Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, Fetih gunu, Mekke'ye basinda migferiyle girdi. Onu cikardigi zaman, bir adam gelerek:

"Ibnu Hatal Ka'be'nin ortusune sarilmis vaziyette yakalandi, affedelim mi?" dedi.

"Onu oldurun!" emir buyurdular."

Buhari, Megazi 48, Cezau's-Sayd 18, Cihad 169, Libas 17; Muslim, Hacc 450, (1357); Muvatta, Hacc 247, (1, 423); Ebu Davud, Cihad 127, (2685); Tirmizi, Cihad 18, (1693); Nesai, Hacc 107, (5, 201).

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Erneb

Erneb Hatal'in sarkici cariyesi idi. Muhammed'i alaya alan sarkilar soylemistir. (tabi islam tarihini muslumanlarin kaleminden okuyoruz, dogrulugu tartisilir) Mekke fethedildiginde hakkinda olum fermani cikmis ve yaptigi isin cezasini hayati ile odemistir.

Hosgoru ve baris dininin peygamberi, bu kadincagizida oldurtmustur.

 

 

 

 

 

 

Fertana

Hatal'in diger sarkici cariyelerinden biri. Mekkenin fethedildigi gun hayatindan korktugu icin kacmistir. Daha sonra Hatal ve Erneb'in katledilisini duyarak Islam'in nurani guzelligini farketmis ve musluman olmustur. Fertana Islami kabul ederek muhammedin kolesi olmus ve hayati bagislanmistir.

 

 

 

 

 

Haris

Yaziyi yazan uckagitci yobaz din ahlakci ogretmen harisin muminlere iskence yaptigini soylemis, fakat yine kanit ve ispat gosterememis. Muslumanlarin beyni iste bu gibi yobazlar tarafindan yikaniyor. Haris'in tek sucu Muhammed'in uckagitciligini dile getirmesidir. Akabinde zaten Muhammed'in tetikcileri tarafindan oldurulmustur. Sevgi ve Baris dininin peygamberinin gazabina ugramis zavallinin teki.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Huveyris

Peygamberin kizlarina elini bile surmemistir. Kendisi bir sairdi. Muhammed tarafindan katledilen sayisiz sairlerden birisi.

Muhammedin kizlari ile alay eden siirler yazmis olabilir. Zaten yaptiginin cezasini fazlasiyla odemis. Sucu sevgi ve baris dininin peygamberine itaat etmemesi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mikyas:

Kardesini olduren muslumani bulup katletmistir. Daha sonra muslumanlar tarafindan yakalanip oldurulmustur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sare

Onceleri musluman olup daha sonra Muhammed'in uckagitciligini sezerek mekkeye firar eden, gecimini sarki soyleyerek saglayan zavalli bir kadinin teki. Hosgoru ve baris peygamberi bu zavalli kadincagizdan ne istemis.. Allah bilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Saffan

Muhammed savas ganimetlerinden ona bir hediye vermis, o da aldigi

ucret sonucu musluman olmustur.

 

Hele bakın... Şu şeytanlığa bakın!..

 

Bütün zulümlerine rağmen Muhammed aleyhisselam tarafından affedilen Kureyş’in şu azılı müşriklerinden bahsetmiyor:

Hebbâr

Abdullâh b. Sa'd

Abdullah b. Ziba'râ

İkrime b. Ebî Cehil

Hind b. Utbe

Vahşi b. Harb

 

Sebebi ne? Biliyor musunuz? Nedeni şu:

- Muhammed aleyhisselam’ın barışçı yönünü dile getirmemek içindir. Bunlardan bahsedecek olsa; affedildiklerini şöyle veya böyle gevelemek zorunda kalacak. Peki Muhammed aleyhisselam’ın barışçı yönünü söylese ne olur? Ne olacak. Olsa olsa canı çıkar uyuz ateistin.

 

Bu kişiler hakkındaki kısa bilgileri bu yazımızın son kısımlarında bulabilirsiniz.

 

Muhammed aleyisselam da İslam dinin tebliğcisi ve uygulayıcısıdır. Hakla batılı birbirinden en güzel biçimde ayırıyordu. Hoşgörü ve barış Elçisi ne yaptığını iyi biliyordu. Ne söylediğini de. Mekke fethi gerçekleşince; Müslümanlara ve o taşkın, azgın, sapkın mağlup Mekke'li müşriklere bir konuşma yaptığında:

- Ey Kureyş topluluğu! Ne dersiniz? Şimdi, hakkınızda benim ne yapacağım konusunda görüşünüz nedir? Diye sordu. Onlar da:

- Biz senin hayır ve iyilik yapacağını sanar ve hayır yapacaksın, deriz. Sen kerem ve iyilik sahibi bir kardeşsin! Kerem ve iyilik sahibi bir kardeş oğlusun, dediler. Allah'ın Elçisi:

- Gidiniz! Serbestsiniz, Buyurdu. 

 

"Hosgoru ve baris peygamberi", "Hosgoru ve baris peygamberi"  deyip deyip geveliyorsun. Peki bu hoşgörü ve barış değil de nedir?

 

Demiştim ki: Muhammed aleyisselam hakla batılı birbirinden en güzel biçimde ayırıyordu. Hoşgörü ve barış Elçisi ne yaptığını iyi biliyordu. Ne söylediğini de. Yaptıklarından ve söylediklerinden misal vereyim:

1- Yaptıklarından: Yukarıda az da olsa anlattım. Zulüm, iftira, istihza, yaftalama, hırsızlama, yağmalama, yolkesme, insanları yurdunda sürme, yerini yurdunu terk edenlere karşı savaş açma… vb. gibi taşkınlıkları yapan ve yaptıran Mekke'nin ileri gelenlerinden bazısı hakkında "vur" emri vermiştir.

2- Söylediklerinden: Yüce Allah buyuruyor ki:    

Allah'tan başkasına tapanlara (ve putlarına) sövmeyin; sonra onlar da bilmeyerek Allah'a söverler. Böylece biz her ümmete kendiişlerini cazip gösterdik. Sonunda dönüşleri Rablerinedir. Artık O ne yaptıklarını kendilerine bildirecektir.  6/Enam:108

 

Allah'tan aldığı vahyi insanlara tebliğ eden bir Elçi bu emir karşısında müşriklerin tanrılarına veya onların atalarına hiç küfreder mi? Hayır. Asla… Müşriklerin tanrılarına veya kendilerine sövmek şurda kalsın etrafındaki insanlara şöyle buyuruyor:

 

— Kişinin anne ve babasına sövmesi büyük günahlardandır! Orada bulunanlar:

— Hiç kişi anne ve babasına söver mi? dediler. O da:

— Evet! Kişi, bir başkasının babasına söver, o da babasına söver; annesine söver, o da bunun annesine söver! Buyurdu.[8]

 

İkrime ve babası Ebu Cehil, Allah'ın, Elçisinin ve Müslümanların amansız baş düşmanıydı. İkrime Müslüman oldu. Babasının özellikleri İkrime'yi toplumda sıkıntıya düşürebilirdi. Örneğin; "Bu Allah'ın düşmanı Ebu Cehil’in oğludur", denmesi.  Allah'ın Elçisi, etrafındaki Müslümanlara:

— …Onun babasına sövmeyiniz. Ölülere sövmek yaşayanlara acı verir. Ölüye de bir şey ulaşmaz, buyurdu.[9]

 

Saygıdeğer ziyaretçilerimiz, forum.ateizm.org sitesinin hakkımızda yayımladığı uzun yazının baş tarafında şu ifadeler geçiyor:

 

"…Mekke halkinin putlarina ve babalarina kufretmistir. Mekke'nin onde gelen kisileri Muhammed'in bu kufurlerinden ve kiskirtmalarindan artik bikmis usanmis…"

"…Peki Muhammed neden kasitli olarak Mekkeli halkin putlarina sovmus, babalarinin dinlerine kufretmistir?... "

 

Muhammed aleyisselama'ın yaptıklarından ve söylediklerinden sadece birer tene misal verdim. Yalnızca bu misallere bakarsak, iddia ettikleri zırvalamanın sadece kendilerine benzediğini artık ifade edebilirim. Sövme işinin Muhammed aleyisselama'la hiçbir alakası yoktur. O bazı ifadeler Mekke müşriklerinin ve zamane züppelerinin gevezelikleridir.

 

Ha… bu yazıyı ilk okuduğumda da dikkatimi çekmişti. Bari yeri gelmişken sorayım. "bu zavalli kadincagizdan ne istemis.. Allah bilir.." diyorsun. Hani siteniz Ateistforum sitesiydi? Yazının seyri içinde de kendinize ateist süsü vermişsiniz. Şimdi de "Allah bilir.." diyorsunuz. Yazının akış seyrini göz önüne getirirsek, "Allah bilir.." terimini kullanmanız dil sürçmesi değil. Seni tanımıyorum. Merak da etmiyorum. Ancak yazını okuduğumda hakkında bende bazı kanaatler oluştu:

Siz kendinizi "ateist" olarak tanımlıyorsunuz. "Allah bilir.."  ifadenizle görüntünüz birbirine uymuyor. Allah tek ilahtır. O her şeyi hakkıyla bilendir. Ama sen ateistsin. Allah'ı –hâşâ- tanımıyorsun. Geri dönüp "Allah bilir.." diyorsun. Çelişki var. Olsun. Olsun. Çelişkiler sana ve senin gibilere yakışıyor. Devam et. Tâ Cehennem'in dibine kadar. Git. Git. Yolun açık olsun.

Sen Müslüman değilsin. "Allah inancı" olan bir dine sahipsin. Hangi dinden olduğun da beni ilgilendirmiyor. İslam'a, Muhammed aleyisselama, Müslümanlara olan inancını veya hıncını "ateistlik" gölgesinde sergiliyorsun. Basın-yayında, tv programlarında okuduğum ve izlediğim kadarıyla normal bir "ateist" sana hiç benzemiyor. Kendini öyle zannediyorsun. Ben de zannediyorum ki senin kültürün gerçek ateistlerden farklıdır. Müzebzebin, yalpalı ve dönek bir manzara sergiliyorsun.

 

Zannediyorum sen bayan değilsin. Yayımladığın yazı bütün olarak göz önüne getirildiğinde bana bayan olmadığın hissini veriyor. Aklı başında bir bayan yazısının yan taraflarına bayanları aşağılayıcı böylesi pozları koymaz. Karşıyı horlamak ve aşağılamak için de İslam dininde bir yeri olan "Huri" sözcüğünü sakız olarak çiğnemez.

 

http://www.diniyol.com/

 

Hazırlayan: Şadi KUL

 

Konularla ilgili dipnot kaynakların Arapça metinleri görülmek istenildiğinde (Kaynak) kelimesi üzerine tıklanılmalıdır.

 

Mekke fethi esnasında haklarında “vur” emri olan suçlu müşrikler

Suçluların listesi:

Suçlular hakkında kısa bilgi

Sîretu ibni Hişâm'a göre

 

Sîretu İbni Kesîr'e göre

 

Meğâzî'l Vâkidî'ye göre

 

El Kâmil Fi't Târîh'e göre

 

Târîhu't Taberî 'ye göre

İbnu Hatal

Fertenâ

Ernebe

Sâre

Huveyris

Mikyes

Hebbâr

Abdullâh b. Sa'd

Abdullah b. Ziba'râ

İkrime b. Ebî Cehil

Hind b. Utbe

Vahşi b. Harb

Saffân b. Ümeyye

 

Mekke Fethi esnasında haklarında "vur" emri olan suçlu müşrikler

Mekke'de Müslümanlar, sadece "Allah'tan başka ilâh yoktur", "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden dolayı çeşitli sıkıntılara uğradılar. Mekke müşriklerinin ileri gelenleri Allah'ın vahiylerini, Elçisini, Müslümanları küçümsüyor, aşağılıyor, istihza ediyordu. İstihzacıların başında Velîd b. Muğîre, Âs b. Vâil, Esved b. ِAbdi Yeğûs, Esved b. Abdulmuttalib, Hâris b. Talâtıle… geliyordu. Bunlar Bedir Gününden önce ölmüşlerdi.[10] Bunların azgınlıklarını bazıları daha ağır şekilde devam ettirdiler. Mekke Fethi günü bütün Mekkeli müşrikler Allah'ın Elçisi tarafından affedildi. Ancak; öldürme, zulüm, iftira, istihza, yaftalama, hırsızlama, yağmalama, yolkesme, insanları yurdunda sürme, yerini yurdunu terk edenlere karşı savaş açma… vb. taşkınlıkları yapan ve yaptıran Mekke'nin ileri gelenlerinden bazısı hakkında "vur" emrini vermiştir. Bir kısmı öldürüldü. Bir kısmı Mekke'yi terk ederek kaçtı. Kimisi de araya girenlerin hatırına affedildi. Konu iki bölümde oluşacaktır:

1-           İsim listesi:

2-           Kişiler hakkında kısa bilgi:

İsimler kaynak eserlerde ufak-tefek ayrıntılı farklarla zikredilmektedir: Birkaç kaynaktan isim listesi aşağıya alındı.

 

Konularla ilgili dipnot kaynakların Arapça metinleri görülmek istenildiğinde ( Kaynak ) kelimesi üzerine tıklanılmalıdır.

 

1- İsim listesi:  

 

 سيرة ابن هشام

Sîretu ibni Hişâm'a göre: [11]

1-           Abdullah b. Sa'd " عَبْدُ اللّهِ بْنُ سَعْدٍ ",

2-           Abdullah b. Hatal" عَبْدُ اللّهِ بْنُ خَطَلٍ ",

3-           Fertenâ "فَرْتَنَى"=(Kureynâ (Fertenâ)" قُرَيْنَا" " فَرْتَنَا ")

4-           Onun arkadaşı "صَاحِبَتُهَا"=(Kureybe = Ernebe "قُرَيْبَةَ" "َأَرْنَبَة") [12]

5-           Huveyris b. Nukaz b. Vehb" الْحُوَيْرِثُ بْنُ نُقَيْذِ ",

6-           Mikyes b. Hubâbe " مِقْيَسُ بْنُ حُبَابَةَ ",

7-           Sâre " سَارَةُ مَوْلَاةٌ بَنِي عَبْدِ الْمُطّلِبِ",

8-           İkrime b. Ebi Cehil" عِكْرِمَةُ بْنُ أَبِي جَهْلٍ "

Öldürülecekler listesinde olup/olmadığı bilinmemekle birlikte öldürülmekten korkup kaçanlar da vardı. Bunlara da araya girenlerin hatırı için eman verildi:

1-           Züheyr b. Ebi Ümeyye b. Muğire " زهير بن أبي أمية ",

2-           Hâris b. Hişâm " الحارث بن هشام "

 

 

سيرة ابن كثير

Sîretu İbni Kesîr'e göre: [13]

1-           Abdullah b. Sa'd "عَبْدُ اللّهِ بْنُ سَعْدٍ بن أبي سرح "

2-           Abdullah b. Hatal (Abuluzza b. Hatal) (عبد العزى بن خطل)" عَبْدُ اللّهِ بْنُ خَطَلٍ "

3-           Fertenâ "فَرْتَنَى", (Kureynâ = Fertenâ" قُرَيْنَا" " فَرْتَنَا ")

4-           Onun arkadaşı "صَاحِبَتُهَا" = (Kureybe (Ernebe) "قُرَيْبَةَ" "َأَرْنَبَة"[14]

5-           Huveyris b. Nukaz b. Vehb" الْحُوَيْرِثُ بْنُ نُقَيْذِ بْنِ وَهْبِ ",

6-           Mikyes b. Hubâbe " مِقْيَسُ بْنُ حُبَابَةَ ",

7-           Sâre (Ümmü Sâre) "( أم سارة) سَارَةُ ",

8-           İkrime b. Ebi Cehil" عِكْرِمَةُ بْنُ أَبِي جَهْلٍ "

 

Öldürülecekler listesinde olup/olmadığı bilinmemekle birlikte öldürülmekten korkup kaçanlar da vardı. Bunlara da araya girenlerin hatırı için eman verildi:

1-           Züheyr b. Ebi Ümeyye b. Muğire " زهير بن أبي أمية بن المغيرة ",

2-           Haris b. Hişâm " الحارث بن هشام "

 

مغازي الواقدي

Rasulullah aleyisselam savaşta (Mekke fethi esnasında öldürmeyi) yasakladı. Ancak altı erkek ve dört kadının öldürülmesini emretti. 

Meğâzî'l Vâkidî'ye göre: [15]

1-           İkrime b. Ebi Cehil " عِكْرِمَةُ بْنُ أَبِي جَهْلٍ "

2-           Hebbâr b. Esved " وَهَبّارِ بْنِ الْأَسْوَدِ "

3-           Abdullah b. Sa'd " عَبْدِ اللّهِ بْنِ سَعْدِ "

4-           Mikyes b. Sübâbe " مِقْيَسِ بْنِ صُبَابَةَ "

5-           Huveyriz b. Nukayz " الْحُوَيْرِثِ بْنِ نُقَيْذٍ "

6-           Abdullah b. Hilâl b. Hatal " عَبْدِ اللّهِ بْنِ هِلَالِ بْنِ خَطَلٍ "

1-           Hind binti Utbe " هِنْدَ بِنْتِ عُتْبَةَ "

2-           Sâre Mevla Amr " َسارَةَ مَوْلَاةَ عَمْرِو "

3-           Kureynâ (Fertenâ)" قُرَيْنَا" " فَرْتَنَا "

4-           Kureybe (Ernebe) "قُرَيْبَةَ" "َأَرْنَبَة"

Yukarıdaki listeden başka "Rasulullah aleyisselam Vahşi'nin öldürülmesini emretti" cümlesi zikredilmektedir.

1-           Vahşî "وَحْشِيّ "

Vur emri olmamasına tağmen kaçıp da sonra eman verilen

1-           Huveytıb b. Abdulazzâ " حُوَيْطِبُ بْنُ عَبْدِ الْعُزّى"

 

 

ابن الأثير

Rasulullah aleyisselam (savaşta Mekke fethi esnasında) sekiz erkek ve dört kadının öldürülmesini emretmişti.

El Kâmil Fi't Târîh'e göre: [16]

1- İkrime b. Ebi Cehil " عِكْرِمَةُ بْنُ أَبِي جَهْلٍ "

2- Safvân b. Ümeyye " صفوان بن أمية بن خلف "

3- Abdullah b. Sa'd " عَبْدِ اللّهِ بْنِ سَعْدِ "

4- Abdullah b. Hatal " عَبْد اللّهِِ بْنِ خَطَلٍ "

5- İki şarkıcı cariyeden 1. (Kureynâ = Fertenâ" قُرَيْنَا" " فَرْتَنَا ") [17]

6- İki şarkıcı cariyeden 2. (Kureybe = Ernebe "قُرَيْبَةَ" "َأَرْنَبَة") [18]

7- Huveyriz b. Nukayz " الْحُوَيْرِثِ بْنِ نُقَيْذٍ "

8- Mikyes b. Sübâbe " مِقْيَسِ بْنِ صُبَابَةَ "

9- Abdullah b. Ziba'râ " عبد الله بن الزبعري"

10-       Vahşî "وَحْشِيّ "

11-       Hind binti Utbe " هِنْدَ بِنْتِ عُتْبَةَ "

12-       Sâre (Ümmü Sâre) "(  أم سارة) سَارَةُ ".

 

الطبري 

Târîhu't Taberî 'ye göre: [19]

Müslümanlardan ileri gelenleri uyardığında; Mekke'ye girdiklerinde (müşriklerin) kendileri savaşmadıkça hiçbir kimseyi öldürmemeyi emretti. Ancak ismini verdiği topluluğun, Kâbe'nin örtüsü altında bulunsalar bile öldürülmelerini istedi.

1-           Abdullah b. Sa'd " عَبْدِ اللّهِ بْنِ سَعْدِ "

2-           Abdullah b. Hatal " عَبْد اللّهِِ بْنِ خَطَلٍ "

3-           İki şarkıcı cariye 1. Fertenâ  (Kureynâ = Fertenâ" قُرَيْنَا" " فَرْتَنَا ")

4-           İki şarkıcı cariye 2. isim yok (Kureybe = Ernebe "قُرَيْبَةَ" "َأَرْنَبَة")[20]

5-           Huveyriz b. Nukayz " الْحُوَيْرِثِ بْنِ نُقَيْذٍ "

6-           Mikyes b. Sübâbe " مِقْيَسِ بْنِ صُبَابَةَ "

7-           Sâre  سَارَةُ ",

8-                  İkrime b. Ebî Cehil " عِكْرِمَةُ بْنُ أَبِي جَهْلٍ "

9-                  Hind binti Utbe " هِنْدَ بِنْتِ عُتْبَةَ "

 

 

2- Suçlular hakkında kısa bilgi

 

 

İbnu Hatal [21]

İbnu Hatal'ın ismi Hilal b. Hatal (هلال بن خطل), Abduluzza b. Hatal (عبد العزى بن خطل), Abdullah b. Hatal (عبد الله ابن خطل)[22], Âdem (آدم)[23] olarak anılmaktadır. İbnu Hatal Müslüman oldu. Medine'ye hicret etti. İsmini Abdullah olarak değiştirdi.

Onun hakkında öldürülme emri verilmiştir. Çünkü Müslüman olduktan sonra Allah'ın Elçisi aleyisselam onu bir yere zekât toplama memuru olarak görevlendirdi. Yanında da yardımcısı Ensar'dan kölelikten kurtulmuş Müslüman bir adam vardı. Zekât toplandı. Medine'ye dönüyorlardı. Derken bir yere konakladılar. İbnu Hatal yardımcısına, yemek için kendisine bir koç kesip hazırlamasını emretti ve öğlen sıcağında uyudu. Ama adam da unutarak öğlen sıcağında uyuyakaldı. Uyandı. Bir şey hazırlayamamıştı. Bu haliyle İbnu Hatal'ın yanına geldi. Durumdan haberdar olan İbnu Hatal sinir küpüne döndü. Hiç fırsat vermeden adamı döve döve öldürdü. Şöyle söylendi:

- "والله ليقتلني محمد به إن جئته " Vallahi Muhammed'in yanına gelirsem, mutlaka beni öldürür.

İslam'dan çıkarak tekrar şirke döndü. Zekâttan toplayıp aldığı malları önüne katarak Mekke'ye kaçtı ve iltica etmiş oldu. Mekke halkı ona:

                Bizim yanımıza seni geri çeviren neden nedir? Dediler. O da:

                " لم أجد ديناً خيراً من دينكم. " Sizin dininizden daha hayırlı bir din bulamadım, dedi.

Mekke'ye geldikten sonra tekrar eski hayatına devam etti. Mekke'nin Fethi günü İslam ordusuna karşı koymak istedi. Bunun mümkün olmadığını gördü. Korktu. Giderek Kâbe'nin örtüsüne sarılarak gizlendi. Onu görenler Allah'ın Elçisine gelerek:

-               Ibnu Hatal Kâ'be'nin örtüsüne sarılmış, dediler. Allah'ın Elçisi de:

-               Onu öldürün, buyurdular. [24]Oradan çıkarılarak öldürüldü.

İbnu Hatal içki içerek Muhammed as'ı ve Müslümanları hicveden şiirler söylerdi. Bu adamın iki şarkıcı kadın kölesi vardı. Onlar da İbnu Hatal'ın şiirlerini söyleyip duruyorlardı. Sesi duyan Mekkeliler de gelir içki âlemine katılır ve kadınların söylediği şiirlere iştirak ederlerdi.

İbnu Hatal'ın şarkıcı kadın kölelerinin isimleri[25]: Bunlardan birisinin adı Kureynâ, diğerinin adı Kureybe'ydi. Fertenâ ve Ernebe denilirdi.

 

 

Fertenâ:[26]

İbnu Hatal, Allah'ın Elçisini yeren ve hicveden şiirler söylerdi. Fertena, Ernebe ile bu şiirleri seslendirirdi. Böylece etrafındaki insanları eğlendirirlerdi. Mekke'nin Fethi günü korkusundan kaçtı. Sonra araya girdiler. Allah'ın elçisinden eman verildi. Müslüman oldu.

 

 

Ernebe [27]

Ernebe de Fertenâ gibi İbnu Hatal'ın şarkıcı kölesiydi.  Onun hicvedici şiirlerini söyleyerek Kureyşlileri eğlendiriyorlardı. Mekke'nin Fethi günü yakalanarak öldürüldü.

 

 

Sâre [28]

Esas ismi Kenud fakat Sâre diye anılırdı. Azadlı cariyelerdendi. Ağıtçılığıyla meşhurdu. Ağıtçılar önemli gün ve gecelerde, savaşlarda çığırtkanlık yaparlardı. İnsanlar galeyana gelirdi. Esasında ağıtçılık başlı başına bir maharet işiydi. Medine'ye, Allah'ın Elçisinin yanına geldi. O sırada Mekke Fethi için hazırlık yapıyordu. Allah'ın Elçisi:

-               Müslüman olarak mı geldin? Diye sordu. Sâre:

-               Hayır, dedi, Allah'ın Elçisi:

-               Muhacir olarak mı geldin? Buyurdu. Sâre:

-               Hayır, dedi. Allah'ın Elçisi:

-               O halde niçin geldin? Buyurdu. Sâre:

-               Siz köle azatlayıcılarsınız… Ben son derece muhtaç hale geldim. Bana yiyecek ve giyecek veresin, giyecekle giyindiresin diye geldim, dedi. Allah'ın Elçisi:

-               Senin şarkı söylemelerin, ağıt yakmaların senin ihtiyaçlarını gidermedi mi? Diye sordu. Sâre:

-               Ya Muhammed!.. Kureyşlilerin bazısının öldürülmesinden sonra bu zamana kadar şarkı söylemeyi bıraktılar. Bedir'den sonra benden bir şey isteyen olmadı. Ben de şarkıcılığı ve ağıtçılığı bıraktım, dedi. Allah'ın Elçisi, Abdulmuttalib oğullarının Sâre'ye yardım etmesini istedi. Onlar da Sâre'nin gerekli yiyecek, giyecek ve binit ihtiyacını karşıladılar. Hâtıb ismindeki biri Sâre'nin yanına geldi. Sâre'ye on altın ve bir elbise verdi. Bir de Kureyşlilere yazılmış gizli bir mektup verdi. Mektupta Müslümanların Mekke'ye gelmek üzere oldukları bildiriliyordu. Sâre yola çıktı. Gitti. Allah'ın Elçisi, Ali ile Zübeyir'i ra. Çağırdı. Onlara:

-               Acele edin. Hah bahçesine ulaştığınızda kendisinde bir mektup bulunan hayvan üzerinde bir kadın bulacaksınız. Üzerindeki mektubu alın bana getirin. Kadını da serbest bırakın. Mektubu vermezse boynunu vurun, buyurdu. Ali ra. ile Zübeyir ra. zikredilen yere gittiler. Kadını buldular. Gizli mektubu istediler. Kadın inkâr etti. Fakat kılıcı görünce direnmeyi bıraktı. Saçının bölüğünü çözdü. İçinde sakladığı mektubu çıkarıp verdi. Onlar da gizli mektubu alıp Allah'ın Elçisi Muhammed as'a getirdiler. Sâre yoluna devam etti. Mekke'ye gitti. Fakat yine Allah'ın Elçisi ve Müslümanlar aleyhine söylenen hiciv şiirlerini söylemeye devem etti. Mekke Fetih günü yakalanarak öldürüldü.

 

 

Huveyris [29]

Huveyris b. Nukayz, Mekke'de Allah'ın Elçisine eziyet edenlerdendi. Kötü sözler de sarf ederdi. Allah'ın Elçisini hicveden şiirleri söylerdi.

Allah'ın Elçisinin kızı Fatıma ile Ümmü Külsüm ra. Mekke'den Medine'ye hicret ederlerken Huveyris yollarını kesti. Hayvanları ürküttü. Yere yuvarlandılar. Çok sıkıntı çektiler.

Mekke Fetih günü Ali ra. Huveyris'in evine gitti. Onu sorduğunda:

— Çöldedir, dediler. Hâlbuki evdeydi. Ali ra. evde olduğundan emindi. Kenarda gözükmeyecek bir yerde beklemeye başladı. Durumdan haberdar olan Huveyris, başka bir yere gitmek için evden çıktı. Kaçmaya başladı. Ama Ali ra. ona ulaştı ve öldürdü.

 

 

Mikyes[30]

Mikyes'in kardeşi Haşim Müslüman olmuştu. Müreysi gazvesine katılmıştı. Evs isminde bir Müslüman Haşim'i müşrik sanarak yanlışlıkla öldürdü. Haşim'in kardeşi Mikyes Allah'ın Elçisinin yanına gelerek Müslüman olduğunu söyledi. Öldürülen kardeşi Evs'in kan bedelini istedi. Mikyes'e yanlışlıkla öldürülen kardeşinin diyeti ödendi. Mikyes'in kardeşini yanlışlıkla öldüren Müslüman'ı yani Evs'i öldürerek kaçtı. Müşrikliğe tekrar döndü. Mekke'ye kaçtı.

Mekke Fetih günü, Mikyes ve arkadaşları bir yerde gizlice içki içiyorlardı. Mikyes'in amcası oğlu Nümeyle müslümandı. Nümeyle amcası oğlu Mikyes'in yerini öğrenince oraya gitti. Mikyes'i dışarı çağırdı. Öldürdü.

 

 

Hebbâr [31]

Hebbâr Kureyşlilerin azılı müşriklerindendi. Mekke'deki kimsesiz Müslümanlara ağır işkenceler yapardı.

Allah'ın Elçisi kızı Zeyneb'in Medine'ye getirilmesi için Zeyd b. Hârise'yi Mekke'ye gönderdi. Zeynep ra. hazırlandı. Hind onu vazgeçirmek istedi. Ama Zeynep gitmek istiyordu. Derken Zeynep ra. bir deveye binerek Zeyd ra. ile yola çıktı. Ancak Hind'in kışkırtmalarıyla bir gurup Mekkeli çapulcular yola koyuldular. Zeyd ve Zeynep'e yetiştiler. Devenin üzerindeki hevdeçin içinde bulunan Zeynep'e Hebbâr bir mızrakla vurdu. Zeynep devesinden düştü. Hamile olan Zeynep çocuğunu kaybetti. Rahatsızlandı. Daha sonra gizlice yola çıkıp Medine'ye geldiler. Rahatsızlığı ölümüne kadar devam etti.

Mekke Fetih günü, öldürülmesi için Hebbâr arandı. Bulunamadı. Kaçmıştı. Daha sonra gelerek af diledi ve Müslüman oldu. 

 

 

Abdullâh b. Sa'd [32]

Abdullâh, Mekke Fetih gününden önce Müslüman oldu. Medine'ye hicret etti. Okur-yazar olması sebebiyle Resulullâh'a vahiy kâtipliği yapan gurubun içinde yer aldı. Ancak bir zaman sonra yazdığı âyetlerde gizlice bazı değişiklikler yapmaya başladı. Kelimeleri değiştiriyordu. Yaptığı hainliğin farkına varıldı. O Mekke'ye kaçmak zorunda kaldı. Müşrikliğe geri döndü.

Mekke Fetih günü, öldürülmesi için Abdullâh arandı. Bulunamadı. Osman ra.'ın yanına kaçmıştı. Osman'a.

- Benim suçum, suçların en büyüğüdür, diyerek kedisinden yardım istedi. Osman'ın ısrarlı arzusu üzerine affedildi.

 

 

Abdullah b. Ziba'râ [33]

Abdullah Kureyş müşriklerinin en azılı şairlerindendi. Resulullâh'ı hicveden şiirleri müşriklerce meşhurdu. Müslümanlara karşı her türlü kötülüğü arkasına bırakmıyordu. Eliyle, diliyle hep saldırıyordu. Bu saldırgan müşrikleri de İslâm'a karşı kışkırtıyordu.

Mekke Fetih günü, öldürülmesi için Abdullâh b. Ziba'ra arandı. Bulunamadı. Necran'a kaçmıştı. Geri döndü. Müslüman oldu. Bundan böyle Resulullâh'ı öven şiirler söylemeye başladı. Geriye kalan hayatını Müslüman olarak geçirdi.

 

 

İkrime b. Ebî Cehil [34]

İkrime, İslâm'ın en azılı düşmanlarından Ebu Cehil'in oğluydu. Resulullâh'a karşı yapılan her türlü eza-cefanın içinde yer alıyordu. Düşmanlık son safhadaydı. İşkence yanında Resulullâh'a karşı yapılan mücadele için her türlü yardımı da yapıyordu. Mekke Fetih günü, Kaçtı. Ancak hanımı tarafından ikna edildiğinden Mekke'ye geri döndü.

Allah'ın Elçisi huzuruna getirildi. İkrime ve babası Allah'ın, Elçisinin ve Müslümanların amansız baş düşmanıydı. Bu özellikler İkrime'yi toplumda sıkıntıya düşürebilirdi. Örneğin; "Bu Allah'ın düşmanı Ebu cehilin oğludur", denmesi.  Allah'ın Elçisi, etrafındaki Müslümanlara:

— …Onun babasına sövmeyiniz. Ölülere sövmek yaşayanlara acı verir. Ölüye de bir şey ulaşmaz, buyurdu.[35] İkrime daha sonra Müslüman oldu. Hayatının sonunu şehitlikle noktaladı.

 

 

Hind b. Utbe [36]

Hind İslam'ın azılı düşmanlarından Utbe'nin kızıdır. Şair, zeki, kurnaz ve ikna edici bir hitabete sahipti. Mekke müşriklerinin en saygın kişilerindendir. Kendi zamanında Resulullâh'a karşı kin, nefret, düşmanlık, entrika, intikam, kışkırtıcılık gibi konularda hiçbir kadının buna ulaşması mümkün değildi. Bu konularda hep en ileri saflardaydı. Sanki Bedir savaşında ölen babası Utbe, oğlu Hanzala, kardeşi Velîd, amcası Şeybe'nin Resulullâh'a karşı kin ve nefretleri bu kadında bütünleşmişti. Kocası Ebu Süfyan'ın İslâm düşmanlığı bunun yanında gerilerde kalıyordu. Resulullâh'ın amcası Hamza'yı şehit edip ciğerini sökmesi için Vahşi'yi hürriyet ödülüyle kiralayan kadındır. Hebbâr'ı ve Mekke çapulcularını Resulullâh'ın kızı Zeynep'e saldırtandır. Bu kadının suçu çok kabarıktı. Yakalandığı yerde vurulacaktı. Mekke Fetih günü, öldürülmemesi için gizlendi. Büyük bir ustalıkla hiç kimseye tanınmadan Allah'ın Elçisine yaklaşmayı becerdi. Müslüman oldu. Geriye kalan hayatını Allah yoluna adadı. Hatta savaşlara bile iştirak ederek cephelerde savaştı.

 

 

Vahşi b. Harb [37]

Vahşi, Ebu Sufyan'ın karısı Hind'in ayarlamasıyla Uhud'ta Hamza ra.'ı şehit etmişti. Uhud savaşı esnasında Hamza'nın ayağı yere takılarak sendeledi. Vahşi sürekli Hamza'yı elindeki mızrağıyla takip ediyordu. Sendelemeyi fırsat bilen Vahşi mızrağını Hamza'ya fırlattı. Şehit etti. Ciğerini söküp Hind'e götürdü.

Mekke Fetih günü, Tâif'e kaçtı. Daha sonra hiç kimseye tanınmadan Allah'ın Elçisine geldi. Müslüman oldu. Savaşlara katıldı. Yalancı Müseyleme'yi öldürdü. Ve:

                Cahiliyede insanların en hayırlısını, İslam'da da insanların en şerlisini öldürdüm, diyerek kendisini özetledi.

 

 

Saffân b. Ümeyye [38]

Saffân, Mekke müşriklerinin ileri gelen zenginlerindendi. Babası Bedir savaşında kâfir olarak öldürülmüştü. Mekke Fetih günü İslam ordusuna karşı çıkanlardandı. Ancak Allah'ın Elçisi Mekke'ye girince Cidde'ye kaçmak istedi. Araya girerek ona eman verilmesini istediler. Allah'ın Elçisi de eman verdi. Eman haberini kendisine haber verenle birlikte Allah'ın Elçisine gelerek:

— Bu, senin bana eman verdiğini iddia ediyor, dedi. Allah'ın Elçisi:

— Doğrudur, deyince:

— Seçim konusunda bana iki ay müsaade et, dedi. Allah'ın Elçisi de:

— Sen bu konuda dört ay muhayyersin, buyurdu. Dört ayı beklemeden Müslüman oldu. Allah'ın Elçisinden hep güzellik ve iyilik gördü.

 

Konularla ilgili dipnot kaynakların Arapça metinleri görülmek istenildiğinde (Kaynak) kelimesi üzerine tıklanılmalıdır.

 

www.diniyol.com

 

 

Hazırlayan: Şadi KUL

Emekli Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmeni

 

 

 



[1]   Abdu's Selâm Hârûn, Tehzîbu Sîretu İbni Hişâm c. 7, s. 35.

Et Taberî, Târîhu't Taberî, c. 2, s. 160.

İbnu Haldûn, Târîhu'l İbni Haldûn c. 2, s. 44.

İbnu Hişâm, Sîretu ibni Hişâm  c. 1, s. 356.

İbnu Hişâm, Sîretu ibni Hişâm  c. 1, s. 410-411.

İbnu Kesîr, Sîretu İbni Kesîr c.3, s. 297.

İbnu'l Esîr, El Kâmil Fi't Târîh c.1, s. 330-331.

Vâkidî, Meğâzî'l Vâkidî c. 1, s. 825

Vâkidî, Meğâzî'l Vâkidî c. 1, s. 852-863

Yakubî, Tarîhu'l Yakubî, c. 1, s. 126-127.