Bilgisayarına
indirebilirsin


FÂTİHA SÛRESİ
أعوذ
بالله من
الشيطان
الرجيم
بِسْمِ
اللهِ
الرَّحْمنِ
الرَّحِيمِِ
الْحَمْدُ
للّهِ رَبِّ
الْعَالَمِينَ.
الرَّحْمـنِ
الرَّحِيمِ.
مَالِكِ
يَوْمِ الدِّينِ.
إِيَّاكَ
نَعْبُدُ
وإِيَّاكَ
نَسْتَعِينُ.
اهدِنَــــا
الصِّرَاطَ
المُستَقِيمَ.
صِرَاطَ
الَّذِينَ
أَنعَمتَ
عَلَيهِمْ
غَيرِ
المَغضُوبِ
عَلَيهِمْ
وَلاَ
الضَّالِّينَ
آمين
Not: Arapça metinlerin yazıları güzel gözükmüyorsa şu (fontu)
bilgisayarınıza yüklerseniz, sorun gider.
Daha fazla ise; 300
adet Arapça fontlarını indirebilirsiniz.
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Elhamdü lillâhi rabbil’âlemîn.
Errahmânirrahîm.
Mâliki yevmiddîn.
İyyâke na’büdü ve iyyâke neste’în.
İhdinas-sırâtal müstekîm.
Sırâtallezîne
en’amte aleyhim
ğayril mağdûbi aleyhim ve leddâllîn. Âmîn
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. O Rahman ve
Rahim'dir, Din Gününün sahibidir. Ancak Sana Kulluk eder ve yalnız Senden
yardım dileriz. Bizi doğru yola eriştir. Nimete erdirdiğin kimselerin yoluna;
azaba uğrayanların, ya da sapıtanların yoluna değil. Âmîn
بسم الله الرحمن الرحيم
وَالْعَصْرِ
. إِنَّ
الإِنسَانَ
لَفِي خُسْرٍ.
إِلاَّ
الَّذِينَ
آمَنُوا
وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ
وَتَوَاصَوْا
بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا
بِالصَّبْرِ.
Vel asr.
İnnel insâne lefî husr.
İllellezîne âmenû ve amilus sâlihâti
ve tevâsav bil hakki ve
tevâsav bis sbr.
Asra and olsun!..
Gerçekten insan, ziyandadır.
Ancak; iman edip salih amellerde
bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye
edenler başka.
FÎL SÛRESİ
أَلَمْ
تَرَ كَيْفَ
فَعَلَ
رَبُّكَ
بِأَصْحَابِ
الْفِيلِ
أَلَمْ
يَجْعَلْ
كَيْدَهُمْ
فِي
تَضْلِيلٍ.
وَأَرْسَلَ
عَلَيْهِمْ طَيْرًا
أَبَابِيلَ.
تَرْمِيهِم
بِحِجَارَةٍ
مِّن
سِجِّيلٍ.
فَجَعَلَهُمْ
كَعَصْفٍ مَّأْكُولٍ
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Elem tera keyfe feale rabbüke bi ashâbil
fîl.
Elem yec’al keydehüm fî tadlîl.
Ve ersele aleyhim tayran ebâbîl.
Termîhim bi hicâratim min siccîl.
Fe cealehüm keasfim me’kûl.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Fil sahiplerine Rabbinin ne ettiğini görmedin mi? Onların
düzenlerini boşa çıkarmadı mı? Onların üzerine, sert taşlar atan sürülerle
kuşlar gönderdi. Sonunda onları, yenilmiş ekin gibi yaptı.
بِسْمِ
اللهِ
الرَّحْمنِ
الرَّحِيمِ
لإيلافِ
قُرَيْشٍ.
إِيلافِهِمْ
رِحْلَةَ الشِّتَاء
وَالصَّيْفِ.
فَلْيَعْبُدُوا
رَبَّ هَذَا
الْبَيْتِ.
الَّذِي
أَطْعَمَهُم
مِّن جُوعٍ
وَآمَنَهُم
مِّنْ خَوْفٍ
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Li îlâfi Kureyş.
Îlâfihim rihleteş şitâi vessayf.
Felya’budû rabbe hâzel beyt.
Ellezî et’amehüm min cûiv ve âmenehüm min havf.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Kureyş (kabilesinin) yaz ve kış yolculuklarında uzlaşması
ve anlaşması sağlanmıştır. Öyleyse kendilerini açken doyuran ve korku içindeyken
güven veren bu evin (Kâbe'nin) Rabbine kulluk etsinler.
بِسْمِ
الله
الرَّحْمنِ
الرَّحِيمِ
أرَأَيْتَ الَّذِي يُكَذِّبُ بِالدِّينِ فَذَلِكَ الَّذِي يَدُعُّ الْيَتِيمَ وَلا يَحُضُّ عَلَى طَعَامِ
الْمِسْكِينِ فَوَيْلٌ لِّلْمُصَلِّينَ الَّذِينَ هُمْ عَن صَلاتِهِمْ سَاهُونَ
الَّذِينَ هُمْ يُرَاؤُونَ. وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Eraeytellezî yükezzibü biddîn.
Fezâlikellezî yedu’ul yetîm.
Ve lâ yehuddu alâ taâmil miskîn.
Feveylül lilmusallîn.
Ellezîne hüm an salâtihim sâhûn.
Ellezîne hüm yürâûn(e). Ve yemneûnel mâûn.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Dini yalan sayanı gördün mü? Yetimi tartaklayan,, yoksulu
doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur. Vay o namaz kılanların haline ki: Onlar kıldıkları
namazdan gafildirler. Onlar gösteriş yaparlar. Onlar basit şeyleri dahi
vermezler.
Ebu Cehil bir yetim cocuğun malına güya emaneten
bakıyordu. Ona çırıl-çıplak olarak geldi, kendi malından ihtiyacı için biraz
istedi. Onu itti… Ebu Süfyan her hafta bir deve keserdi. Bir yetim ondan
istedi, bastonla onu kovdu. Allah bu sureyi indirdi.
Vay o namazı kılanların haline! Ayeti de münafıklar hakkında indi. Müminler
geldiğinde namazları ile onlara gösteriş yapar, gittiklerinde terk ederlerdi…
TEFSİRLER’den
بِسْمِ
الله
الرَّحْمنِ
الرَّحِيمِ
إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ
الأبتر.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
İnnâ e’taynâkel Kevser. Fesalli
li rabbike venhar. İnne şânieke hüvel ebter.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Doğrusu sana Kevser’i (pek çok
nimeti) verdik. Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes. Doğrusu; seni
kötüleyen o kimse ebterdir.
"Kevser" ile
"Ebter" arasında tezat sanatı vardır.
Kevser: İlim, amel, nübüvvet,
Kur'ân, hak din, şefaat, Cennetteki bir nehir ve havuz vb. birçok hayrı ifade
eder.
Ebter: Bütün hayırlardan
kopmuş, soyu kalmayan, basit, zelil, dünya ve ahiret hayrından mahrum, öldükten
sonra güzel anılmaya layık hoş bir hatırası olmayandır.
Kevser ile alakalı hadislerden
bir örnek:
Enes'ten, Allâh Elçisi Buyurdu
ki: “(Kevser) Cennette bir nehirdir: Rabbim onu bana vaat etti. Onda çok hayır
vardır. Baldan tatlıdır, sütten beyazdır, kardan serindir, kaymaktan
yumuşaktır. Kenarları zebercettir. Kapları gümüştendir. Ondan içen susamaz.”
Buhârî, Tefsir, Kevser 1, Rikâk
53, Tirmizî, Menâkıb 77, (3790), Kıyamet 16, (2447), Tefsir, (3357), Müslim, Fezail 36, (2300), Salat 53, (400);
Ebü Davud, Sünnet 26, (4747, 4748); Nesâî, Salât 21, (2,133,134).
بِسْمِ
الله
الرَّحْمنِ
الرَّحِيمِ
قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ لا أَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ.
وَلا أَنتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ وَلا أَنَا عَابِدٌ مَّا عَبَدتُّمْ وَلا أَنتُمْ عَابِدُونَ مَا أَعْبُدُ
لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِينِ
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Kul yâ eyyühel kâfirûn.
Lâ a’büdü mâ ta’büdûn.
Ve lâ entüm âbidûne mâ a’büd.
Ve lâ ene âbidüm mâ abettüm.
Ve lâ entüm âbidûne mâ a’büd.
Leküm dînüküm ve liye dîn.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
De ki:
— Ey inkârcılar! Ben sizin taptıklarınıza tapmam. Benim
taptığıma da sizler tapmazsınız. Ben de sizin taptığınıza tapacak değilim. Benim taptığıma da sizler tapmıyorsunuz.
Sizin dininiz size, benim dinim banadır.
Bir gün Mekkeli kâfirler, Rasûlullâh as.'a geldiler:
— Mekke’nin en zengini olmak istiyorsan, sana mal
verelim. Kadınların en güzelini istiyorsan, onu sana verelim. Yeter ki; Lâ
ilâhe illallâh deme. Kabul etmeyeceksen, bizim ilâhlarımıza bir yıl sen
ibadet et, bir yıl da senin ilâhına biz ibadet edelim, dediler. Böylece
Allâh’ın Elçisini bir sene sonra putlara tapmaya davet ettiler. Yüce Allah da
Kâfirun suresini indirdi.
بِسْمِ
الله
الرَّحْمنِ
الرَّحِيمِ
إِذَا جَاء نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجًا فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا
Bismillâhirrahmânirrahîm.
İzâ câe nasrullahi velfeth.
Ve raeyten nâse yedhulûne fî dînillâhi
efvâcâ.
Fesebbih bihamdi rabbike vestağfirh,
İnnehû kâne tevvâbâ.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Allah’ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah’ın
dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O'ndan
bağışlama dile, çünkü O, tövbeleri daima kabul edendir.
بسم الله
الرحمن
الرحيمِ
تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ مَا أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ سَيَصْلَى نَارًا ذَاتَ لَهَبٍ وَامْرَأَتُهُ حَمَّالَةَ الْحَطَب
فِي
جِيدِهَا
حَبْلٌ مِّن
مَّسَدٍ
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Tebbet yedâ ebî lehebiv ve tebb.
Mâ ağnâ anhü mâlühû ve mâ keseb.
Seyaslâ nâran zâte leheb.
Vemraetühû hammâletel hatab.
Fî cîdihâ hablüm mim mesed.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Elleri kurusun Ebu Leheb'in; zaten kurudu ya. Ne malı
kurtardı onu ne de kazandığı. Alevli bir ateşe yaslanacaktır o. Karısı da öyle.
Odun hamalı olarak. Gerdanında bir ip olacaktır onun, en sağlam fitillisinden.
Cahiliye çağında, Rasullullah'ı (s.a.) çarşısında gördüm
de:
— Ey İnsanlar! Lâi lâhe illallâh deyin kurtulun,
diyordu. İnsanlar etrafına toplanmışlardı. Arkasında şaşı ve saçı iki örgülü
bir adam vardı. O da:
— İnanmayın, o bir yalancıdır, diyordu. Peşini terk
etmiyor ve ona taş atıyordu. Ayakları ve topuklarını kanatmıştı. Kim olduğunu
sordum.
— Muhammed’dir, dediler. Ben tekrar:
— Peki taş atan? Dedim. Oradakiler de:
— Bu amcası Ebu Leheb'tir, dediler.
Ebu Leheb’in karısının kıymetli bir gerdanlığı vardı. O
da
— Lat ve Uzza'ya yemin ederim ki bunu Muhammed'in
düşmanlığı uğruna harcayacağım, diyordu. Ayrıca, eziyet olsun diye Allah’ın
Elçisinin kapısı önüne dikenli çalı-çırpı atıyordu. (tefsirlerden alıntı)
بِسْمِ
الله
الرَّحْمنِ
الرَّحِيمِ
قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ اللَّهُ الصَّمَدُ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Kul
hüvallâhü ehad.
Allâhüs samed.
Lem yelid ve lem yûled.
Ve lem yekül lehû küfüven ehad.
Bismillâhirrahmânirrahîm
De ki:
— O Allah bir tektir. Allah her şeyden müstağni ve her
şey O'na muhtaçtır. O doğurmamış ve doğmamıştır. Hiç bir şey O'na denk değildir.
Yüce Allâh "Allâh'ın çocuğu var" diyenleri
reddediyor.
Yahudiler, Üzeyir Allâh'ın oğludur,
Hristiyanlar, Mesih (İsa) Allâh'ın oğludur,
Araplar, Melekler Allâh'ın kızlarıdır, diyorlardı.
Yahudilerden bir grup Allah’ın Elçisine gelip:
- Rabbini bize anlat.
O, hangi cinstendir? Altın mı, bakır mı, gümüş mü? Yer ve içer mi?
Dünyayı kimden miras aldı, kim O'ndan miras alacak? dediler de yüce Allah bu
sureyi indirdi. (tefsirlerden alıntı)
بِسْمِ
الله
الرَّحْمنِ
الرَّحِيمِ
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ.
مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Kul eûzü birabbil felak.
Min şerri mâ halak.
Ve min şerri ğâsikın izâ vekab.
Ve min şerrin neffâsâti fil ukad.
Ve min şerri hâsidin izâ hased.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
De ki:
— Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın
şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, haset ettiği zaman hasetçilerin
şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım.
بِسْمِ
الله
الرَّحْمنِ
الرَّحِيمِ
قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ.
مَلِكِ النَّاس.
إِلَهِ النَّاسِ . مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ . الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Kul eûzü bi rabbin nâs.
Melikin nâs. İlâhin nâs.
Min şerril vesvâsil hannâs.
Ellezî yüvesvisü fî sudûrin nâs.
Minel cinneti ven nâs.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
De ki: İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine
vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların İlâhı, insanların
Hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah'a sığınırım.
Ukbe diyor ki: Yolculuk esnasında, dar geçitte Rasûlullâh ile beraber
yürüyordum. Bana:
— Binmeyecek misin? dedi. Allah’ın Elçisine yanlış
yapmaktan çekiniyorum, dedim. Allah’ın Elçisi hayvandan indi. Biraz bindim,
sonra o tekrar bindi. Ardından:
— Ey Ukbe! İnsanların okudukları en iyi iki sureyi sana
öğreteyim mi? Buyurdu. Ben de:
— Hayhay, ey Allah’ın Elçisi, dedim. Bana Felak ve
Nâs surelerini okuttu. Sonra bana doğru geldi ve buyurdu ki:
— Ukbe! Her uyuduğunda ve kalktığında onları oku.
Aişe ra.'dan: Her gece Allah’ın Elçisi yatağına girdiğinde ellerini
toplar sonra da üfleyip, İhlâs, Felak ve Nâs surelerini
okur ardından da, eli değdiği kadar vücudunu mesh ederdi. Elleri ile önce başı
ve yüzünden başlar vücudundan aşağı doğru inerdi. Bunu da üç defa tekrarlardı.
(tefsirlerden alıntı)
بِسْمِ
الله الرَّحْمنِ
الرَّحِيمِ
اللّهُ
لاَ إِلَـهَ
إِلاَّ هُوَ.
الْحَيُّ الْقَيُّومُ
لاَ
تَأْخُذُهُ
سِنَةٌ وَلاَ
نَوْمٌ لَّهُ
مَا فِي
السَّمَاوَاتِ
وَمَا فِي
الأَرْضِ مَن
ذَا الَّذِي
يَشْفَعُ
عِنْدَهُ
إِلاَّ
بِإِذْنِهِ
يَعْلَمُ مَا
بَيْنَ
أَيْدِيهِمْ
وَمَا
خَلْفَهُمْ
وَلاَ
يُحِيطُونَ
بِشَيْءٍ
مِّنْ
عِلْمِهِ إِلاَّ
بِمَا شَاء
وَسِعَ
كُرْسِيُّهُ
السَّمَاوَاتِ
وَالأَرْضَ
وَلاَ
يَؤُودُهُ
حِفْظُهُمَا
وَهُوَ
الْعَلِيُّ
الْعَظِيمُ
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm.
Lâ te’huzühû sinetüv ve lâ nevm.
Lehû mâ fis semâvâti vemâ fil ard.
Menzellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih.
Ya’lemü mâ beyne eydîhim vemâ halfehüm
Velâ yühîtûne bi şeyim min ilmihî illâ
bimâ şâe
Vesia kürsiyyühüs semâvâti vel ard.
Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Allah, ondan başka İlâh olmayan, kendisi uyuklamayan ve
uyumayan, dipdiri, her an yarattıkları gözetip durandır. Göklerde ve yerde olan
her şey, ancak onundur. Onun izni olmadan katında şefaat edecek olan kimdir?
Onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir, dilediğinden başka ilminden
hiçbir şeyi kavrayamazlar. Hükümranlığı (hakimiyeti) gökleri ve yeri
kaplamıştır; onların korunması ona ağır gelmez; o pek yücedir, pek büyüktür.
سبحانك
اللهم
وبحمدك
و تبار ك
اسمك و
تعالي جدك و
جل ثناؤك ولا اله
غيرك
Sübhânekallâhümme ve bi hamdik
Ve tebârakesmük ve teâlâ ceddük
(Ve celle senâük) ve lâ ilâhe ğayruk.
Allah’ım sen eksik sıfatlardan uzaksın. Seni daima
överim. Senin adın yücedir. Senin azamet ve celalin pek yüksektir (senin övgün
uludur) ve senden başka İlâh yoktur.
التحيات لله
والصلوات
والطيبات السلام
عليك ايها
النبي ورحمة
الله و بركاته
السلام علينا
وعلي عباد
الله
الصالحين
اشهد ان لا
اله الا الله
واشهد ان
محمدا عبده ورسوله
Ettehıyyâtü lillâhi vessalevâtü vettayyibât.
Esselâmü aleyke eyyühen nebiyyü
Ve rahmetullâhi ve berekâtüh.
Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhis
sâlihîn.
Eşhedü el lâ ilâhe illallah
Ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Rasûlüh.
Dil, beden ve mal ile olan ibadetlerin hepsi Allah'adır.
Ondan başkasına ibadet olmaz. Ey peygamber! Allah'ın selamı, rahmeti ve
bereketleri sana olsun! Selam, bizlere ve Allah'ın iyi kulları üzerine de
olsun! Şahadet ederim ki; Allah'tan başka ilâh yoktur Ve yine şahadet ederim
ki; Muhammed onun kulu ve elçisidir.
اللهم
صل على محمد و
على آل محمد
كما صليت على إبراهيم
و على آل
إبراهيم انك
حميد مجيد
Allahümme salli alâ Muhammediv ve alâ
âli Muhammed.
Kemâ salleyte alâ İbrâhime ve alâ âli
İbrâhim.
İnneke hamîdüm mecîd
Allah'ım! İbrahim ve yakınlarına rahmet ettiğin gibi,
Muhammed'e ve onun yakınlarına da rahmet et. Şüphesiz sen, övülmüşsün, övülmeye
layıksın ve pek yücesin.
اللهم
بارك على محمد
و على آل محمد
كما باركت على
إبراهيم و على
آل إبراهيم
انك حميد مجيد
Allahümme bârik alâ Muhammediv ve alâ
âli Muhammed.
Kemâ bârekte alâ İbrâhime ve alâ âli
İbrâhim.
İnneke hamîdüm mecîd.
Allah'ım! İbrahim ve yakınlarına bereket verdiğin ve
onları mutlu kıldığın gibi, Muhammed'e ve onun yakınlarına da bereket ver,
onları da kutlu kıl. Şüphesiz sen, övülmüşsün, övülmeye layıksın ve pek
yücesin.
رَبَّنَا
اغْفِرْ
لِي
وَلِوَالِدَيَّ
و
َلِلْمُؤْمِنِينَ
يَوْمَ يَقُومُ
الْحِسَابُ
Rabbenağfirlî veli vâlideyye velil müminîne yevme yekûmül
hisâb.
Ey Rabbimiz! Beni, ana-babamı ve müminleri hesabın
görüleceği gün bağışla.
ربنا
آتنا في
الدنيا حسنة و
في الآخرة
حسنة و قنا
عذاب النار
Rabbenâ âtinâ fid dünyâ hasenetev ve fil âhireti
hasenetev ve kınâ azâbennâr.
Ey Rabbimiz! Bize dünyada da ahirette de iyilik ver ve
bizi cehennem azabından koru.
اللهم
انا نستعينك و
نستغفرك و
نستهديك و نؤمن
بك و نتوب
اليك و نتوكل
عليك و نثنى
عليك الخير
كله نشكرك ولا
نكفرك ونخلع و
نترك من يفجرك
Allahümme innâ nesteînüke ve nestağfirüke ve
nestehdîk.
Ve nü’minü bike ve netûbü ileyke ve netevekkelü aleyk.
Ve nüsnî aleykel
hayra küllehû neşküruke ve lâ nekfüruk.
Ve nahleu ve netrukü mey yefcüruk.
Allah’ım biz senden yardım isteriz, bizi bağışlamanı ve
doğru yola ulaştırmanı isteriz.
Allah’ım biz sana iman ediyoruz. Tövbe edip sana dönüyor,
işlerimizde sana güvenip dayanıyoruz.
Bütün iyiliklerin senden olduğunu söyleyerek seni
övüyoruz. Sana, verdiğin nimetlerden dolayı şükrediyor asla nankörlük
etmiyoruz.
Sana karşı nankörlük edenleri bırakır, onlardan ayrı
dururuz.
اللهم
اياك نعبد ولك
نصلي ونسجد
واليك نسعي ونحفد
نرجو رحمتك
ونخشي عذابك
ان عذابك
بالكفار ملحق.
Allahümme iyyâke na’büdü ve leke nüsallî
Ve nescüdü ve ileyke nes’â ve nahfidü
Nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke
İnne azâbeke bilküffâri mülhık.
Allah'ım. Biz sana ibadet ve kulluk ederiz.
Ancak senin için namaz kılar, yalnız sana secde eder, yalnız sana koşarız. Sana
sevinçle, rahmetini dileyerek, azabından korkarak ibadet ederiz. Şüphe yok ki
senin azabın kâfirlere ve inanmayanlara mutlaka ulaşır.
آمنت
بالله
وملئكته
وكتبه و رسله
و اليوم الآخر
و بالقدر خيره
و شره من الله
تعالى و بعث
بعد الموت حق
أشهد ان لا
إله إلا الله
و أشهد أن محمد
عبده ورسوله
Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusulihî
vel yevmi’l-âhiri ve bil kaderi hayrihî
ve şerrihî minallâhi teâlâ velba’sü ba’del mevti hakkun.
Eşhedü el lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden
abdühû ve Rasûlüh.
Ben; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine,
âhiret gününe, kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna ve öldükten sonra
dirilmenin gerçek olduğuna iman ettim. Allah'tan başka İlâh olmadığına, Hazreti
Muhammed'in onun kulu ve elçisi olduğuna şehâdet ederim.
Allâhu Ekber
Sübhâne rabbiyel azîm
Semiallâhu limen hamideh
Rabbenâ ve lekel hamd
سبحان
ربي الأعلي
Sübhâne rabbiyel e’lâ
السلام
عليكم ورحمة
الله
Esselâmu aleykum ve rahmetullâh