بسم الله الرحمن الرحيم

اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ (1) خَلَقَ الإِنسَانَ مِنْ عَلَقٍ (2) اقْرَأْ وَرَبُّكَ الأَكْرَمُ (3) الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ (4) عَلَّمَ الإِنسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ (5)

  İLK EMİR  

 

 

Alak suresinin baş kısmı, Kur'an-ı Kerim'in ilk inen ayetleridir.

Sene 610 ve sevgili Resûlümüz 40 yaşına girmişti. İmam Ahmed, Buhari ve Müslim, Aişe (r.a.)'den şöyle dediğini rivayet ettiler: Vahiy, ilk dönemlerde Resûlullâh'ın sadık rüyalar görmesi ile başladı. Resûlullâh bu rüyaları apaçık bir gerçek olarak görmekteydi. Resûlullâh daha sonra yalnızlığı sevmeye başladı. Hira mağarasında günlerce ibadet için kalırdı. Bu, Resûlullâh'ın eda ettiği bir çeşit ibadetti. Çünkü Allah (c.c.) ona henüz nasıl ibadet edeceğini öğretmemişti. Resûlullâh as. evden yiyecek ve içeceğini alarak mağarada birkaç gün geçirirdi. Sonra yine eve döner ve  Hatice'ye yiyecek ve içecek hazırlatarak ibadet için mağaraya dönerdi. Bir gün Resûlullâh Hira mağarasında iken birden bire vahiy nazil oldu. Melek gelerek ona "oku" dedi. Hz. Aişe Resûlullâh'ın sözünü şöyle nakletmektedir: "Ben okumuş değilim, dedim. Bunun üzerine melek beni tutarak sıktı. O kadar şiddetliydi ki tahammül edemiyordum. Sonra bıraktı ve tekrar "oku" dedi. Ben tekrar "okumuş değilim" dedim. Beni tekrar o kadar şiddetli sıktı ki tahammül edemedim. Sonra bıraktı ve tekrar "oku" dedi. Ben tekrar "okumuş değilim" dedim. Beni üçüncü defa öyle kuvvetli sıktı ki, tahammülüm kalmadı. Sonra beni bıraktı ve "Ikrabismi Rabbike'llezi halak" (Yaratan Rabb'inin ismiyle oku) dedi. Bu ayetten "ma lem ya'lem" e kadar okudu.” Aişe diyor ki: Sonra Resûlullâh, titreyerek eve döndü ve  Hatice'ye "beni örtün" dedi. Resûlullâh'ı örttüler. Bu korku durumu geçtikten sonra Resûlullâh şöyle buyurdu: "Ey Hatice! Bana ne oldu?" Daha sonra bütün olanları  Hatice'ye anlattı. Ve "Canımdan korkuyorum." dedi.  Hatice "Kesinlikle değil. Memnun ol. Allah'a yemin ederim ki, O seni rezil etmez. Sen akrabalarına iyi davranırsın. Doğru sözlüsün (Diğer bir rivayette emaneti yerine getirirsin), çaresiz olanların yükünü hafifletirsin, fakir ve yoksullara yardım edersin, misafirperversin, iyi işlerde yardımcısın..." dedi.  Hatice daha sonra Resûlullâh'ı yanına alarak amcasının oğlu Varaka b. Nevfel'e gittiler. Varaka, cahiliye döneminde Hıristiyan olmuştu. İbranice ve Arapça olarak İncil yazıyor, okuyordu. Çok yaşlı olduğundan gözleri görmüyordu.  Hatice ona şöyle dedi: "Ağabeyciğim! Yeğenini biraz dinler misin?" Varaka Resûlullâh'a sordu ve Resûlullâh olanları anlattı. Varaka: "Bu aynı Namustur (Vahiy getiren melek). Allah, onu  Musa'ya da göndermişti. Keşke senin nübüvvet zamanında genç olabilseydim. Keşke kavminin, seni yurdundan çıkaracağı zamana kadar yaşayabilseydim." Resûlullâh sordu: "Onlar beni buradan kovacaklar mı?" Varaka: "Evet, senin getirdiğini getiren bir şahsa insanların düşman olmadığı bir zaman yoktur. Eğer senin döneminde yaşarsam bütün gücümle sana yardım ederim." dedi. Ancak çok geçmeden öldü. Allah Resulü buna çok üzüldü.