Eğitim-öğretim

 Yüce Allah, Muhammed as'a indirdiği ilk vahiyle eğitim-öğretimin genel esaslarını ortaya koymuştur:

"Oku!.. Yaratan Rabb'inin adıyla. O, insanı alak’tan yarattı. Oku!.. Rabb'in ekramdır (nihayetsiz kerem sahibidir). Kalemle yazmayı öğreten O'dur. O, insana bilmediğini öğretti" (96/Alak:1-5).

İslam Dini, insanlığa düzenli bir hayat tarzını ortaya koymuştur. Kur'ân'da bildirilen kıssalarla geçmiş kavimlerin yanlışlıkları ortaya serilmiş, doğru yönleri de örnek olarak gösterilmiştir. Onun için; örnek olarak gösterilen hususlar tatbikata konulmuş, bildirilen yanlışlıklardan da uzak durulmuştur. Bu sağlam temele dayalı eğitim-öğretimi, Kur'ân'daki bazı ayetlerle biraz izah etmeye çalışalım:

Okumak-öğrenmek:

1- Okumak-öğrenmek: "Oku!..", Kur'ân'ın ilk inen kelimesi ve dinimizin ilk emridir. Yüce Allah; insanı öğrenmeye, kâinatı da araştırılmaya müsait yaratmıştır. İnsan ne kadar araştırırsa, kainatı o kadar fazla anlar. Yaratanını da hakkıyla tanır. Bu hususta Yüce Allah buyuruyor ki:

"Allah’tan, kulları içinde layıkıyla, alimler korkarlar " (35/Fatır: 28). Rabb'ımız yine buyuruyor ki:

" De ki: - (Gerçeği) bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" (39/Zümer: 9).

Amacına uygun şekilde kullanılan kalem ve yazdığı konular, kalemi kullananlar Allah nazarında çok muteberdir. Hatta Yüce Allah bunlar üzerine yemin ediyor:

"Nûn. Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıklarına yemin olsun" (68/Kalem: 1).

Eğitim-öğretim

2- Eğitim-öğretim Yüce Allah'ın rablik sıfatının gölgesindedir: O halde, Rabb kelimesinin anlamını biraz açıklayalım: Rabb; terbiye eden, düzene koyan, kurulu nizamı devam ettiren, efendi, yol gösteren, emir-yasaklar koyan, adaletle hükmeden... gibi pek çok anlamları ifade eder. Zaman zaman, bazı insanlar ve ideolojiler; eğitim-öğretimi istismar ederler. Bunlar yaratılmışlıklarını unutarak, kendi çarpık durumlarıyla rabb'lık taslarlar. "(Firavn):

- Ben sizin en büyük Rabb'ınızım, dedi" (79/Nâziat: 24). Bunların anlayışında eğitimde, ne tercih hakkı ne de fırsat eşitliği vardır. Rabb'leştirenlerle rabb'leştirilenleri Yüce Allah ahirette bir araya getirecektir:

"Orada (ahirette) birbirleriyle çekişerek şöyle derler: Vallahi biz, gerçekten apaçık sapıklık içindeymişiz. Çünkü biz, sizi alemlerin Rabb'i ile bir seviyede tutuyorduk" (26/Şuara: 96,97,98).

3- Eğitim-öğretimde insanlar şımartılmaz: insan, alakadan yaratılmıştır. Yaratılış menşei, kibirlenmeye müsait değildir. Aksine, başlangıcı tiksindiricidir. Ciddi bir şekilde düşünürse, haddini iyi bilir. Yüce Allah ne güzel ifade ediyor:

"İnsan neden yaratıldığına bir baksın!.. O dışa atılan koyu bir sudan yaratıldı" (86/Tarık: 5-6).

4- Eğitim-öğretimde bir takım insanlar putlaştırılmaz: İnsan kendini hep ön plana almaya meyillidir. İsimlerinin de, bütün başlangıçlarda anılmasını arzular. Böylece; "Yaratan Rabb'ının adıyla." değil de, "Egemen olan ...'nın adıyla" kendisini ortaya koymaktadırlar. Mesela: Firavn devrindeki müşrikler önemli bir işe başladıklarında şöyle derlerdi: "- Firavn'ın izzet-şerefiyle..." (26/Şuara: 44).

5- Eğitim-öğretimde toplumlara ihanet ve zulüm yoktur: Toplumların kültürünü, örfünü, adetlerini, dilini, hatta dinini bile değiştirmeye girişildiği görülmüştür. İnsanların; Allah’ı, Rasûl ve nebileri tanımasını istemezler. Musa as, zorbalık yapan Firavn'ın yanlışlıklarını söylemek ister. Zulüm üzerine kurulu olan düzeninin sarsılacağını sezinleyince:"Firavn:

- Beni bırakın da Musa'yı öldüreyim. O, Rabbine yalvaradursun. Onun, sizin dininizi değiştireceğinden veya yeryüzünde fesat çıkaracağından korkuyorum, dedi" (40/Mümin: 26). Bu tür zorbaları Yüce Allah uyarıyor:

"O zulmedenler, hangi inkılabla tepetakla olacaklarını yakında bileceklerdir " (26/Şuara: 227).

6- Eğitim-öğretimle toplumlar küçümsenemez: Basit menfaatler uğruna baskı yapılamaz. Yoksa toplumlarda erdemlilik, sevgi, saygı, merhamet, birlik, beraberlik kaybolur. Onun yerine dönek, alçak, rezil, fasık bir kalabalıklar meydana gelir. Yüce Allah bize Yine Kur'ân'da misal veriyor:

"Firavn, kendi kavmini küçümsedi. Onlar da ona itaat ettiler. Çünkü onlar fasık bir kavim idiler (43/Zuhruf: 54).

7- Eğitim-öğretimin başlangıç noktası: İnsanın kendi nefsinden başlar. Daha sonraları, yakın akrabaları içine alır. Sırasıyla diğer insanları kapsamaktadır. Yüce Allah buyuruyor ki:

"Sakın sen, Allah'ın yanında başka ilâha yalvarıp-çağırma, yoksa azablananlardan olursun. En yakın akrabalarını uyar" (26/Şuara: 213-214).

8- Eğitim-öğretimin hedeflediği sınırlar: Bütün kâinatın araştırılmasıdır. İnsanın aklını ve fikrini Yüce Allah şöyle yönlendiriyor:

"O (Allah); geceyi, gündüzü, güneşi, ayı size (hizmet) için boyun eğdirmiştir. Yıldızlar da O'nun emrine boyun eğmiştir. Bunlarda, akleden (araştırarak aklını çalıştıran) bir kavim için ayetler (dersler) vardır" (16/Nahl: 12). Etrafımızdaki varlıkları, okudukça, öğrendikçe Allah'ın kerem ve ihsan sahibi olduğunu daha iyi anlıyoruz.

Özetleyecek olursak:

1- İslam'da okumaya, Yaratıcı Rabb'in adıyla başlanır.

2- İnsan kendi benliğini unutmayacak.

3- İnsanlar birbirlerini rabbleştirmeyecektir.

4- Okuma-yazma; etrafa ikram, sevgi, saygı, adalet... saçmalıdır.

5- Yüce Allah'ın adı ve arzu ettiği istikamet doğrultusunda olan eğitim-öğretimin konularında taşkınlık, hırsızlık, namussuzluk, zulüm... gibi olumsuzluklar yoktur. İnsanın insanlık onuru ön plandadır.

6- İslamî eğitimin hudutları; Allah’ı tanımaya ve O'na yaklaşmaya mani olmayan bütün sahayıkapsar. İnsanlara tahakküm edecek bütün fikir ve yaşantı tarzlarının reddeder. Yani; hürdür. Farklı zaman ve zeminlerde tartışılan beşeri fikirlerin esiri değildir, aksine üzerindedir.

7- İslamda eğitim-öğretim zulmün karanlığında değil, adaletin aydınlık ortamında yapılır.

Müslümanların eğitim-öğretime verdikleri önemi, Bedir harbi neticesinde de görmekteyiz. Bedir harbinde müşriklerden esir olanların salıverilmesi şöyle olmuştu:

1- Zengin müşrikler, hürriyetlerini kurtarmak için fidye verdiler.

2- Fakir, okur-yazar olmayan müşrikler karışlıksız salıverildiler.

3- Okur-yazar müşrikler de, Medineli her 10 Müslüman çocuğa okuma-yazma öğretme karışlığında hürriyetlerine kavuştular. Savaş esirlerinin hürriyetlerine kavuşmaları, 20-30 günlük basit bir "öğretme" karışlığında yapılması eğitim-öğretime verilen ehemmiyeti göstermektedir. Bu hassasiyet, insanlık tarihinde pek görülmeyen ender hadiselerdendir.

İslam'ın ilk yıllarında yapılan eğitim ve öğretim konuları şöyleydi: Yazı, Kur'ân, tefsir, hadis, hukuk, yabancı dil, atıcılık, binicilik, yüzme... konularında çalışmalar yapıldığı görülmektedir.