Dalâlete müstehak olmayan insanları

Allah dalâlete düşürür mü?

Hayır. Aslaaa !..

Onlar; ya küfre saplanmış, ya fasık yada zalimdirler.

 

Onlar, hidâyete karşılık dalâleti satın aldılar. Onların bu ti­careti ka­zanmadı. Hidayette de değil­lerdir.

2/Bakara: 16

 

Dalâlet: Sapmak, sapıtmak, kay­bolmak, uzaklaşmak, dalâ­lete düşmek, doğru yoldan sapmak, doğru yolu bu­la­mamak, boşa gitmek, gider­mek... anlamına gel­mek­tedir. Kasıtlı-kasıtsız, bilerek-bilmeyerek veya yanılarak az-çok meydana gelen sapmaların tümünü kapsamaktadır. Bu kelimeyle alakalı kul­lanılış biçimleri, Kur’ânKerîm’de 185'den fazla zikredil­mektedir.

 

Genel anlam:

1- Allâh, îmân edenleri dünya ha­ya­tında da âhirette de sabit (değiş­me­yen) bir sözle (sağlam yolda) sabit kılar (yürütür). Allâh zâ­limleri de (zulümleri nedeniyle) dalâlete (sapıklığa) düşü­rür. Allâh dile­di­ğini yapar. 14/İbrâhîm 27

2- Kim ilimsizlikle insanları dalâ­lete düşür­mek (saptırmak) için Allâh’a karşı iftira eden­lerden daha zâlim­dir... 6/En'âm: 144

3- De ki: Eğer dalâlete düşersem (saparsam), kendi aleyhime da­lâ­lete (sapıklığa) düşmüş (olu­rum). 34/Sebe: 50

4- Doğrusu Rabb’in, kendi yo­lun­dan dalâ­lete düşeni (sapanı) en iyi bi­lendir. 68/Kalem: 7

5- Ey îmân edenler! Siz kendinize bakın. Siz hidâyette olunca dala­lete düşen (sapan) kimse size zarar ve­re­mez. 5/Mâide: 105

6- Denizde size bir zarar (sıkıntı) olduğunda O (Allâh)’dan başka duâ ettikleriniz (yalvardıklarınız) dalâ­let olur (yok olur, kaybolur). 17/İsrâ: 67

7- Rabb’im dalâlete (yanılgıya) düşmez. Unutmaz da. 20/Tâhâ: 52

8- Dünya hayatında onların (bütün) çalışma­ları dalâlete (boşa) düşmüş­tür. Onlar kendi­le­rinin iyi iş yaptık­larını sanıyorlar. 18/Kehf: 104

9- ...Ama bugün (âhirette) zâlim­lere ge­lince mubîn (apaçık) bir dalâlet (sapıklık) için­dedirler. 19/Meryem: 38

10- (Kâfirler) dediler ki: Biz toprakta kaybolduktan (dalâlete düştükten) sonra mı, biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkâr etmektedirler. 32/Secde: 10

11- Seni yolunu kaybetmiş olarak (dalâletteyken) bulup da yola (hidayete) iletmedi mi? 93/Duha: 7

12- Onlar da: Allah’a yemin ederiz ki sen hâlâ eski şaşkınlığındasın (dalâletindesin), dediler. 12/Yusuf: 95

13- (Mûsâ) şöyle dedi: Ben onu, o vakit kendimi kaybetmiş bir hâlde (dalâletteyken) yaptım. 26/Şuara: 20

14- Yusuf’un kardeşleri: Doğrusu babamız açık bir yanılgı (dalâlet) içindedir. 12/Yusuf: 8

15- Bizi doğru yola (hidâyete) ilet, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine (dalâlettekilerin) değil. 1/Fatiha: 7

16- Kim doğru yolu (hidayeti) bulmuşsa, ancak kendisi için (hidayeti) bulmuştur; kim de sapıtmışsa (dalâlete düşmüşse) kendi aleyhine (dalâlete) düşmüştür. Hiçbir günahkâr, başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici de değiliz. 17/İsra: 15

 

 

 Dalâlet (sapıklık) nedir?

1- Kim îmânı küfür ile değişti­rirse, tesvi­yeli (dümdüz) yoldan da­la­lete (sapıklığa) düşmüş­tür. 2/Bakara: 108

2- Ey imân edenler! Allâh’a, Resûl’üne, Resûl’üne indirdiği Kitâb’a ve daha önce in­dirdiği Kitâb'a îmân edin. Kim Allâh’ı, me­lek­lerini, kitâb­larını, resûllerini ve âhiret gü­nünü küfre­derse (umursamayıp görmemezlik­ten ge­lirse) uzak bir dalâlet(in) dalâletine (sapıklık çukuruna) düşmüştür. 4/Nisâ: 136

3- Allâh, kendisine şirk (ortak) koşulmasını asla mağfiret etmez (bağışlamaz). Ondan baş­kalarını (günahları) dilediği kimse için mağfi­ret eder. Kim Allâh’a şirk (ortak) ko­şarsa, uzak bir dalâlete (sapıklığa) düşmüştür. 4/Nisâ: 116

4- Allâh ve Resûl’ü bir işe hüküm verdiği zaman, mü'min kadın ve er­keğe o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allâh ve Resûl’üne karşı asi olursa, mu­bîn (apaçık) bir dalâlete (sapıklığa) düşmüştür. 33/Ahzâb: 36

5- Bak hele. Sana nasıl benzetme­ler yaptı­lar. Dalâlete (sapıklığa) düş­tü­ler. Daha da başka bir yol bula­maz­lar. 25/Furkân: 9

6- Allâh’dan başka kendilerine kur­bi­yet (yakınlık) sağlamak için edin­dikleri ilâhlar kendile­rine yar­dım et­seydi ya? Ama (ilâhları) on­lardan dalâlete düştüler (kaybolup uzak­laştı­lar). Bu, on­ların ifk (uydurma) ve if­tira­ların­dan başka bir şey de­ğildir. 46/Ahkâf: 28

7- İnsanlardan öyleleri var ki, ilimsiz olarak Allâh yolundan dalâlete (sapıklığa) düşürmek için lehve’l hadis’i (boş lafı) satın alırlar. Onunla alay ederler. Onlara (rüs­vay edici) mühin bir azâb vardır. 31/Lokmân: 6

 

Allâh kimleri dalâlete düşü­rür:

1- Hevâsını kendisine ilâh edi­neni gördün mü? Allâh, onu bir bilgi üzere dalâlete düşür­müştür (şaşırtmıştır). Kulağını ve kalbini mü­hürlemiştir. Gözünü de perde­le­miştir. Onu Allâh’tan başka kim hi­dâyete eriştirebilir? Tezekkür et­mez misi­niz? 45/Câsiye: 23

2- . Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise: Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir? derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır (dalâlete düşürür), birçoklarını da doğru yola hidâyete) iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır (dalâlete düşürür). 2/Bakara: 26

3- Allâh bir kavmi hidâyete erdir­dik­ten sonra, ittikâ (sakınacakları) ko­nularını kendi­le­rine açıklayıncaya kadar onları dalâlete (sapıklığa) düşürecek değildir. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir. 9/Tevbe: 115

4- ...De ki: Allâh dilediğini dala­lete (sapıklığa) düşürür. Kendisine yö­neleni de hi­da­yete erdirir. 13/Ra'd: 27

5- Allâh kuluna kâfi değil mi? Seni O'ndan başkasıyla (putlarla) kor­ku­tu­yor­lar. Allâh kimi dalâlete (sapıklığa) düşürürse artık onu hi­dâ­yete erdirici biri yoktur. 39/Zümer: 36

6- Allâh kimi hidâyete (doğru yola) iletmek isterse onun göğ­sünü İslâm'a açar. Kimi de da­lâlete (sapıklığa) düşürmek isterse onun göğsünü daraltarak sıkar. Sanki göğe çıka­rı­yormuş gibi meşakkat­lendirir. Allâh böylesi inanmayan­ların üze­rine rics (murdarlık) geti­rir. 6/En'âm: 125

7- Sen, onların çoğunun söz din­leye­ceğini yahut akıllanacağını mı sa­nı­yorsun? Onlar hayvanlar gibidir, hatta yol bakımından daha da dalâlettedirler (sapkın/şaşkındırlar). 25/Furkân: 44

8- Onlar, hidâyete karşılık dalâleti (sapıklığı) satın aldılar. Onların bu ti­careti ka­zanmadı. Hidayette de değil­lerdir. 2/Bakara: 16

9- Sonra onlara: Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede? denilir. Onlar da: Bizden uzaklaştılar (dalâlete düştüler). Demek ki, biz önceleri hiçbir şeye dua etmiyormuşuz (taptıklarımız bir hiçmiş) derler. İşte Allah, küfre saplananları böyle saptırır (dalâlete düşürür). 40/Mümin: 73

10- Ey iman edenler! Allah’a, Resûlüne, Resûlüne indirdiği Kitaba ve daha önce indirdiği Kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, resûllerini ve âhiret gününü inkâr ederse (küfrederse), derin bir sapıklığa (dalâlete) düşmüş olur. 4/Nisa: 136

11-  (Şeytan): Onları mutlaka saptıracağım (dalâlete düşüreceğim)…  4/Nisa: 119

12- Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sabit bir sözle sağlamlaştırır, zalimleri ise saptırır (dalâlete düşürür). Allah dilediğini yapar.  14/İbrahim: 27

Anladıklarımız:

1- Hevâsına ilâh edineni, Allâh dalâ­lete düşürür (sap­tırır).

2- Kur’ânKerîm’deki misalleri okuyan mü­'minin îmânı, sapığın sapık­lığı ar­tar. Allah ancak fasıkları saptırır.

3- Allâh kendi dîninin ulaşmadığı in­sanları saptırmaz.

4- Allâh kendisine yöneleni hida­yete erdi­rir, dile­diğini saptırır.

5- Putlarla, insanları ve resûlleri kor­kut­maya çalışan sapıktır.

6- Kendisine yönelen insanları, Allâh doğru yola iletmek isterse göğ­sünü İslâm'a ısındırır. Sapıkların ise göğsünü daraltır.

7- Küfrü iş edinen insanların çoğu hayvan gibi sapıktırlar.

8- Sapıklar, hidayeti verip dalâleti satın almışlardır.

9- Allah’tan başkasına dua edip küfre saplananları Allah saptırır.

10- İman esaslarını inkâr eden derin sapıklığa düşer.

11- Şeytan durumu müsait olanları sapıklığa düşürür.

12- Allah zalimleri sapıklığa düşürür.

 

Dalâlet’ciler:

1- Ey Rabb’imiz! Biz reislerimize ve bü­yük­lerimize uyduk da on­lar bizi dalâlete (sapıklığa) düşürdüler, der­ler. 33/Ahzâb: 67

2- Bizi, ancak o mücrimler (günahkârlar) dalâlete (sapıklığa) düşürdüler. 26/Şuarâ: 99

3- Rabb’im! O esnam (put heykel­leri) in­san­lardan çoğunu dalâlete (sapıklığa) düşür­dü­ler... 14/İbrâhîm: 36

4- Kâfir olanların ve Allâh yolun­dan yüz çevirenlerin amellerini Allâh da­lâlete (sapıklığa, boşluğa) düşür­müştür. 47/Muhammed: 1

5- Firavun; kavmini dalâlete (sapıklığa) düşürdü, hidâyete sev­k etmedi. 20/Tâhâ: 79

6- (Şeytân), onları mutlaka dala­lete (sapıklığa) düşüreceğim. Onları boş ku­runtu­lara boğacağım (âhireti önemsemeyip boş şeylerin arka­sına koşturarak hayatını mahve­de­ce­ğim). Mutlaka emredeceğim... 4/Nisâ: 119

7- ...Allâh’ın yolundan dalâlete (sapıklığa) düşürmek için O'na en­dâd (eşler) koşar... 39/Zümer: 8

8- Eğer yeryüzündekilerin ço­ğuna itâat ede­cek olursan, seni Allâh’ın yo­lundan dalâlete (sapıklığa) düşü­rürler... 6/En'âm: 116

9- And olsun ki: Cehennem için bir­çok cin ve insan yarattık. Onların kalb­leri vardır ama fıkh etmezler (an­lamazlar). Gözleri vardır ama basiret göstermezler (görmez­ler). Kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi hatta daha dalâlet (sapıklık)’tedirler. İşte bun­lar gafil­lerdir. 7/A'râf: 179

1O- Allâh’ı bırakıp da Kıyâmet Günü’ne kadar kendisine cevap ve­reme­ye­cek şeylere duâ edenden (yalvarandan) daha dalâlete (sapıklığa) düşen kim olabilir? Onlarsa, bun­ların dualarından (yalvarmaların­dan) haber­sizdirler. 46/Ahkâf: 5

11- Allâh der ki: şu kullarımı siz mi dalâ­lete düşürdünüz (saptırdınız)? Yoksa kendi­leri mi yoldan dalâlete (sapıklığa) düştüler? 25/Furkân: 17

Anladıklarımız:

1- İdareci ve toplumun ileri gelen­leri sapık ve saptırıcı olabilir.

2- Günahkarlar, toplumu ve fert­leri saptırır­lar.

3- Put ve putçuluk insanları saptırır.

4- Kâfir ve Allâh yoluna engel olan­ların amelini Allâh reddetmiştir.

5- Kâfir yönetici toplumunu sap­tırır. Hidayete iletmez.

6- Şeytân insanı saptırır. Sapıklar boş işlere koşar. Şeytâni kişi­le­rin em­rini yerine getirir­ler.

7- İlâhlaştırılmışlar insanları Allâh yolun­dan saptırırlar.

8- İnsanların çoğuna uyulacak olursa, sap­tırırlar.

9- Allâh’ın yolunda gitmeyenler hay­van gi­bidir. Daha da sapık­tırlar.

1O-Allâh’dan başkasına yalvarıp-ça­ğıran­lar, en sapıklardır.

11- İnsanları saptıranlar Kıyâmette hesaba çekilecektir.

Dalâletin (sapıklığın) sonu:

1- (Allâh:) Sizden önce geçmiş cin ve insan ümmetleriyle bera­ber ateşe gi­rin, der. Her üm­met girdikçe kendi bacısı (yoldaşı)’na la'net eder. Hepsi orada birbiri ardınca yaka­la­nınca; sonrakiler (aldatılanlar) ön­cekiler (aldatanlar) için: Ey Rabb’imiz! İşte bunlar bizi dalâlete (sapıklığa) düşürdüler. Onlara ateşten daha fazla bir azâb ver, di­yecekler. (Allâh) bu­yu­rur: (Aslında yeterince) herkese kat kat (azab ve­rilmiştir). Lakin siz bilmezsiniz. 7/A'râf: 38

2- Hakk duâ ancak O (Allâh)’adır. O'nun dışında duâ ettikleri (yalvardık­ları) kendile­rine bir şeyle cevap veremezler. Onlar an­cak ağız­larına ulaşsın diye suya doğru iki avucunu açan gibidir. O (adamın), ona (suya) ulaşacağı da mümkün değildir. Kâfirlerin du­asına (yalvarmasına) gelince, dalâ­letten (sapıklıktan) başka bir şey değildir (Kâfirlerin duası, mak­sat­larına ulaşmamıştır). 13/Ra'd: 14