Onlar, hidâyete karşılık dalâleti satın aldılar. Onların bu ticareti
kazanmadı. Hidayette de değillerdir.
2/Bakara:
16
Dalâlet: Sapmak, sapıtmak, kaybolmak, uzaklaşmak,
dalâlete düşmek, doğru yoldan sapmak, doğru yolu bulamamak, boşa gitmek,
gidermek... anlamına gelmektedir. Kasıtlı-kasıtsız,
bilerek-bilmeyerek veya yanılarak az-çok meydana gelen sapmaların tümünü
kapsamaktadır. Bu kelimeyle alakalı kullanılış biçimleri, Kur’ân-ı
Kerîm’de 185'den fazla zikredilmektedir.
Genel anlam:
1- Allâh, îmân edenleri dünya hayatında
da âhirette de sabit (değişmeyen) bir sözle (sağlam
yolda) sabit kılar (yürütür). Allâh zâlimleri de (zulümleri nedeniyle) dalâlete (sapıklığa)
düşürür. Allâh dilediğini yapar. 14/İbrâhîm 27
2-
Kim ilimsizlikle insanları dalâlete düşürmek (saptırmak) için Allâh’a karşı iftira edenlerden daha zâlimdir...
6/En'âm: 144
3- De
ki: Eğer dalâlete düşersem (saparsam), kendi aleyhime dalâlete (sapıklığa)
düşmüş (olurum). 34/Sebe: 50
4-
Doğrusu Rabb’in, kendi yolundan dalâlete düşeni
(sapanı) en iyi bilendir. 68/Kalem: 7
5- Ey
îmân edenler! Siz kendinize bakın. Siz hidâyette olunca dalalete düşen (sapan) kimse size zarar veremez.
5/Mâide: 105
6-
Denizde size bir zarar (sıkıntı) olduğunda O (Allâh)’dan başka duâ ettikleriniz
(yalvardıklarınız) dalâlet olur (yok olur, kaybolur). 17/İsrâ:
67
7- Rabb’im dalâlete (yanılgıya) düşmez. Unutmaz da. 20/Tâhâ: 52
8-
Dünya hayatında onların (bütün) çalışmaları dalâlete (boşa) düşmüştür. Onlar
kendilerinin iyi iş yaptıklarını sanıyorlar. 18/Kehf:
104
9-
...Ama bugün (âhirette) zâlimlere
gelince mubîn (apaçık) bir dalâlet (sapıklık) içindedirler.
19/Meryem: 38
10-
(Kâfirler) dediler ki: Biz toprakta kaybolduktan (dalâlete düştükten) sonra mı,
biz mi yeniden yaratılacakmışız? Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkâr
etmektedirler. 32/Secde: 10
11-
Seni yolunu kaybetmiş olarak (dalâletteyken) bulup da yola (hidayete) iletmedi
mi? 93/Duha: 7
12-
Onlar da: Allah’a yemin ederiz ki sen hâlâ eski şaşkınlığındasın
(dalâletindesin), dediler. 12/Yusuf: 95
13-
(Mûsâ) şöyle dedi: Ben onu, o vakit kendimi kaybetmiş
bir hâlde (dalâletteyken) yaptım. 26/Şuara: 20
14-
Yusuf’un kardeşleri: Doğrusu babamız açık bir yanılgı (dalâlet) içindedir.
12/Yusuf: 8
15-
Bizi doğru yola (hidâyete) ilet, kendilerine nimet
verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine
(dalâlettekilerin) değil. 1/Fatiha: 7
16-
Kim doğru yolu (hidayeti) bulmuşsa, ancak kendisi için (hidayeti) bulmuştur;
kim de sapıtmışsa (dalâlete düşmüşse) kendi aleyhine (dalâlete) düşmüştür.
Hiçbir günahkâr, başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir resûl göndermedikçe azap edici de değiliz. 17/İsra: 15
Dalâlet (sapıklık) nedir?
1-
Kim îmânı küfür ile değiştirirse, tesviyeli
(dümdüz) yoldan dalalete (sapıklığa) düşmüştür. 2/Bakara: 108
2- Ey
imân edenler! Allâh’a, Resûl’üne, Resûl’üne indirdiği Kitâb’a ve daha önce indirdiği Kitâb'a
îmân edin. Kim Allâh’ı, meleklerini,
kitâblarını, resûllerini
ve âhiret gününü küfrederse (umursamayıp
görmemezlikten gelirse) uzak bir dalâlet(in) dalâletine (sapıklık çukuruna)
düşmüştür. 4/Nisâ: 136
3- Allâh, kendisine şirk (ortak) koşulmasını asla mağfiret
etmez (bağışlamaz). Ondan başkalarını (günahları) dilediği kimse için mağfiret
eder. Kim Allâh’a şirk (ortak) koşarsa, uzak bir
dalâlete (sapıklığa) düşmüştür. 4/Nisâ: 116
4- Allâh ve Resûl’ü bir işe hüküm
verdiği zaman, mü'min kadın ve erkeğe o işi kendi
isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allâh ve
Resûl’üne karşı asi olursa, mubîn
(apaçık) bir dalâlete (sapıklığa) düşmüştür. 33/Ahzâb:
36
5-
Bak hele. Sana nasıl benzetmeler yaptılar. Dalâlete (sapıklığa) düştüler.
Daha da başka bir yol bulamazlar. 25/Furkân: 9
6- Allâh’dan başka kendilerine kurbiyet
(yakınlık) sağlamak için edindikleri ilâhlar kendilerine yardım etseydi ya?
Ama (ilâhları) onlardan dalâlete düştüler (kaybolup uzaklaştılar). Bu, onların
ifk (uydurma) ve iftiralarından başka bir şey değildir.
46/Ahkâf: 28
7-
İnsanlardan öyleleri var ki, ilimsiz olarak Allâh
yolundan dalâlete (sapıklığa) düşürmek için lehve’l
hadis’i (boş lafı) satın alırlar. Onunla alay ederler. Onlara (rüsvay edici) mühin bir azâb vardır. 31/Lokmân: 6
Allâh kimleri dalâlete düşürür:
1- Hevâsını kendisine ilâh edineni gördün mü? Allâh, onu bir bilgi üzere dalâlete düşürmüştür
(şaşırtmıştır). Kulağını ve kalbini mühürlemiştir. Gözünü de perdelemiştir.
Onu Allâh’tan başka kim hidâyete
eriştirebilir? Tezekkür etmez misiniz? 45/Câsiye:
23
2-
. Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak
vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler.
Küfre saplananlar ise: Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir? derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır (dalâlete
düşürür), birçoklarını da doğru yola hidâyete) iletir. Onunla ancak fasıkları
saptırır (dalâlete düşürür). 2/Bakara: 26
3- Allâh bir kavmi hidâyete erdirdikten
sonra, ittikâ (sakınacakları) konularını kendilerine
açıklayıncaya kadar onları dalâlete (sapıklığa) düşürecek değildir. Şüphesiz
Allah, her şeyi bilendir. 9/Tevbe: 115
4-
...De ki: Allâh dilediğini dalalete (sapıklığa)
düşürür. Kendisine yöneleni de hidayete erdirir. 13/Ra'd:
27
5- Allâh kuluna kâfi değil mi? Seni O'ndan başkasıyla
(putlarla) korkutuyorlar. Allâh kimi dalâlete
(sapıklığa) düşürürse artık onu hidâyete erdirici
biri yoktur. 39/Zümer: 36
6- Allâh kimi hidâyete (doğru yola)
iletmek isterse onun göğsünü İslâm'a açar. Kimi de dalâlete (sapıklığa)
düşürmek isterse onun göğsünü daraltarak sıkar. Sanki göğe çıkarıyormuş gibi meşakkatlendirir. Allâh böylesi
inanmayanların üzerine rics (murdarlık) getirir.
6/En'âm: 125
7-
Sen, onların çoğunun söz dinleyeceğini yahut akıllanacağını mı sanıyorsun?
Onlar hayvanlar gibidir, hatta yol bakımından daha da dalâlettedirler
(sapkın/şaşkındırlar). 25/Furkân: 44
8-
Onlar, hidâyete karşılık dalâleti (sapıklığı) satın
aldılar. Onların bu ticareti kazanmadı. Hidayette de değillerdir. 2/Bakara:
16
9-
Sonra onlara: Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede? denilir.
Onlar da: Bizden uzaklaştılar (dalâlete düştüler). Demek ki, biz önceleri hiçbir
şeye dua etmiyormuşuz (taptıklarımız bir hiçmiş) derler. İşte Allah, küfre
saplananları böyle saptırır (dalâlete düşürür). 40/Mümin: 73
10-
Ey iman edenler! Allah’a, Resûlüne, Resûlüne indirdiği Kitaba ve daha önce indirdiği Kitaba
iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, resûllerini
ve âhiret gününü inkâr ederse (küfrederse), derin bir
sapıklığa (dalâlete) düşmüş olur. 4/Nisa: 136
11- (Şeytan): Onları mutlaka saptıracağım
(dalâlete düşüreceğim)… 4/Nisa: 119
12-
Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette
sabit bir sözle sağlamlaştırır, zalimleri ise saptırır (dalâlete düşürür).
Allah dilediğini yapar. 14/İbrahim: 27
Anladıklarımız:
1- Hevâsına ilâh edineni, Allâh dalâlete
düşürür (saptırır).
2- Kur’ân-ı Kerîm’deki misalleri okuyan
mü'minin îmânı, sapığın
sapıklığı artar. Allah ancak fasıkları saptırır.
3- Allâh kendi dîninin ulaşmadığı insanları
saptırmaz.
4- Allâh kendisine yöneleni hidayete erdirir, dilediğini
saptırır.
5-
Putlarla, insanları ve resûlleri korkutmaya çalışan
sapıktır.
6-
Kendisine yönelen insanları, Allâh doğru yola iletmek
isterse göğsünü İslâm'a ısındırır. Sapıkların ise göğsünü daraltır.
7-
Küfrü iş edinen insanların çoğu hayvan gibi sapıktırlar.
8-
Sapıklar, hidayeti verip dalâleti satın almışlardır.
9-
Allah’tan başkasına dua edip küfre saplananları Allah saptırır.
10-
İman esaslarını inkâr eden derin sapıklığa düşer.
11-
Şeytan durumu müsait olanları sapıklığa düşürür.
12-
Allah zalimleri sapıklığa düşürür.
Dalâlet’ciler:
1- Ey
Rabb’imiz! Biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk
da onlar bizi dalâlete (sapıklığa) düşürdüler, derler. 33/Ahzâb:
67
2-
Bizi, ancak o mücrimler (günahkârlar) dalâlete (sapıklığa) düşürdüler. 26/Şuarâ: 99
3- Rabb’im! O esnam (put heykelleri) insanlardan çoğunu
dalâlete (sapıklığa) düşürdüler... 14/İbrâhîm: 36
4-
Kâfir olanların ve Allâh yolundan yüz çevirenlerin
amellerini Allâh dalâlete (sapıklığa, boşluğa) düşürmüştür.
47/Muhammed: 1
5-
Firavun; kavmini dalâlete (sapıklığa) düşürdü, hidâyete
sevk etmedi. 20/Tâhâ: 79
6- (Şeytân), onları mutlaka dalalete (sapıklığa) düşüreceğim.
Onları boş kuruntulara boğacağım (âhireti
önemsemeyip boş şeylerin arkasına koşturarak hayatını mahvedeceğim).
Mutlaka emredeceğim... 4/Nisâ: 119
7-
...Allâh’ın yolundan dalâlete (sapıklığa) düşürmek
için O'na endâd (eşler) koşar... 39/Zümer: 8
8-
Eğer yeryüzündekilerin çoğuna itâat edecek olursan,
seni Allâh’ın yolundan dalâlete (sapıklığa) düşürürler...
6/En'âm: 116
9- And olsun ki: Cehennem için birçok cin ve insan yarattık.
Onların kalbleri vardır ama fıkh
etmezler (anlamazlar). Gözleri vardır ama basiret göstermezler (görmezler).
Kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi hatta daha dalâlet
(sapıklık)’tedirler. İşte bunlar gafillerdir. 7/A'râf: 179
1O- Allâh’ı bırakıp da Kıyâmet
Günü’ne kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere duâ
edenden (yalvarandan) daha dalâlete (sapıklığa) düşen kim olabilir? Onlarsa,
bunların dualarından (yalvarmalarından) habersizdirler. 46/Ahkâf: 5
11- Allâh der ki: şu kullarımı siz mi dalâlete düşürdünüz
(saptırdınız)? Yoksa kendileri mi yoldan dalâlete (sapıklığa) düştüler? 25/Furkân: 17
Anladıklarımız:
1-
İdareci ve toplumun ileri gelenleri sapık ve saptırıcı olabilir.
2- Günahkarlar, toplumu ve fertleri saptırırlar.
3-
Put ve putçuluk insanları saptırır.
4-
Kâfir ve Allâh yoluna engel olanların amelini Allâh reddetmiştir.
5-
Kâfir yönetici toplumunu saptırır. Hidayete iletmez.
6- Şeytân insanı saptırır. Sapıklar boş işlere koşar. Şeytâni kişilerin emrini yerine getirirler.
7-
İlâhlaştırılmışlar insanları Allâh yolundan
saptırırlar.
8-
İnsanların çoğuna uyulacak olursa, saptırırlar.
9- Allâh’ın yolunda gitmeyenler hayvan gibidir. Daha da
sapıktırlar.
1O-Allâh’dan başkasına yalvarıp-çağıranlar, en sapıklardır.
11-
İnsanları saptıranlar Kıyâmette hesaba çekilecektir.
Dalâletin (sapıklığın) sonu:
1- (Allâh:) Sizden önce geçmiş cin ve insan ümmetleriyle beraber
ateşe girin, der. Her ümmet girdikçe kendi bacısı (yoldaşı)’na la'net eder. Hepsi orada
birbiri ardınca yakalanınca; sonrakiler (aldatılanlar) öncekiler
(aldatanlar) için: Ey Rabb’imiz! İşte bunlar bizi
dalâlete (sapıklığa) düşürdüler. Onlara ateşten daha fazla bir azâb ver, diyecekler. (Allâh) buyurur:
(Aslında yeterince) herkese kat kat (azab verilmiştir). Lakin siz bilmezsiniz. 7/A'râf: 38
2- Hakk duâ ancak O (Allâh)’adır. O'nun dışında duâ ettikleri (yalvardıkları) kendilerine bir şeyle cevap
veremezler. Onlar ancak ağızlarına ulaşsın diye suya doğru iki avucunu açan
gibidir. O (adamın), ona (suya) ulaşacağı da mümkün değildir. Kâfirlerin duasına
(yalvarmasına) gelince, dalâletten (sapıklıktan) başka bir şey değildir
(Kâfirlerin duası, maksatlarına ulaşmamıştır). 13/Ra'd:
14