KUTSAL KİTAPLAR

 

Kutsal Kitap Ne Demektir?

Allâh Niçin Vahiy Göndermiştir?

Dört Büyük Kutsal Kitap

  1. Tevrat

  2. Zebur

  3. İncil

  4. Kur’ân

Kitaplara İman, İmanın şartlarındandır

Kur’ân’ın Dinî Hayatımızdaki Yeri ve Önemi

  1. Dinimizi Kitabımızda öğrenelim

  2.Davranışlarımızda Kuran’ı Dikkate Alalım

Kutsal Kitaplardan bazı Öğütler

İlâhî kitaplar

1- Tevrat: Musa as.’a, Yüce Rabb'imiz Tevrat'ı indirmiştir. Musa, İsrailoğullarına gönderilmiş bir Resûl'dür. Musa'dan sonra İsrailoğulları Tevrat'ın aslını koruyamadı. Hakiki Tevrat, zamanımıza gelinceye kadar bazı değişikliğe uğ­ramıştır.

2- Zebur: Davud as.’a, Yüce Rabb'imiz Zebur'u indirmiştir. Bu ilâhi Kitâb'ın da aslı bozulmuştur. Şimdiki şekli, ilâhi ve dua ki­tabı durumundadır.

3- İncil:  Yüce Rabb'imiz,  İsa as.'a İncil'i indirmiştir. Bu ilâhi kitabın da aslı korunamamıştır. Zamanımızda birbirine benzer Matta, Luka, Yuhanna ve Markos isimli dört çeşit İncil mevcuttur.

4- Kur’ân: Muhammed as'a Yüce Rabb'imiz Kur’ân-ı Kerîmi indirdi. Bu ilâhi Kitâb'ın aslı değişme­den zamanımıza kadar gel­miş­tir. Kuran, ilk indirildiği gibi dünyanın her tarafında aynıdır ve aynı özellikleri taşımaktadır.

Kur’ân-ı Kerîm; Allâh`ın son resulü Muhammed as.'a indirilen vahiy­leri bir arada toplayan ki­tabın ismidir. Kuran’a bu ismi Yüce Rabb'imiz kendisi ver­miştir.[1] Kuranın; Kitâb, Furkân, Hakk, Kelâm, Nûr, Beşîr, Zikr, Hablullâh, Beyân... gibi isimleri de vardır. Yüce Allâh tarafından in­dirilen en son ilâhi Kitâb'dır.

• Muhammed... Allâh`ın Resul`ü ve nebilerin de sonuncusudur...[2]

Kuran, in­sanlar arasında meydana gelecek ihti­lafları çözmekte[3] ve kendisinden önceki kitaplardaki inanç tah­ribatlarını düzeltmektedir.[4] Kur’ân-ı Kerîm’le gön­derilen bü­tün hükümler, emirler, yasaklar... her zaman ve her yerde ge­çerlidir.

Muhammed as. diğer Resul ve Nebi'ler gibi;  sınırlı bir zamanda, belli bir top­luma veya böl­geye gönderilmemiştir. Kıyamete kadar ge­le­cek bütün insanlığa gönderilmiştir. Artık ondan sonra nebi gelmeyecektir.

 

1- Kutsal Kitap Ne Demektir?

Kutsal kitaplar, Allah’ın insanları mutluluğa ulaştırması için vahiy yoluyla peygamberlere gönderdiği ki­taplardır. Bunlara semavî, ilâhî ve mukaddes kitaplar da denir. Kutsal, Kur’ân-ı Kerîm'de ge­çen mukaddes kelimesi ile eş anlamlı kullanıl­maktadır.

İlk peygamber Adem as.’dan son peygamber Muhammed as.’a kadar pek çok kitap gönderilmiştir. Kutsal kitapların konuları; Allah tarafından bildirilen emirler, yasaklar, esaslar, yöntemler, sosyal oluşumlar, ahlâkî öğütler, geçmişe ait ders alınacak ör­neklerle... adalet, sevgi, saygı, hoşgörü, doğruluk, merhamet... gibi insanların vazgeçilmez değerleridir.

Kutsal kitapları Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’ân-ı Kerîm olarak sayabiliriz. Bunlarla birlikte bazı peygamberlere "suhuf" ismi verilen birkaç sayfalık kitapçıkları da eklemek gerekir.

Kur’ân-ı Kerîm'de peygamberleri, "(Allah’ın vahiylerini) kendilerine iyice açıklasın diye her peygamberi kendi toplumunun diliyle gönderdik..."[5] buyurulmaktadır. Demek ki, vahiylerin özel bir dili yoktur. Allah’ın vahiyleri, peygamberlerin gönderildiği toplumun dilinde gönderilmiştir.

Allah’ın en son gönderdiği kutsal kitap Kur’ân-ı Kerîm'dir. Sevgili Resûlümüz zamanında nasıl indirilmiş ise, Şimdi de aynı şekliyle elimizdedir. İçine insan fikirleri girmemiştir. O’nun içinde kutsallığına gölge düşürülecek bir katkı, yalan, yanlış, noksanlık... bulmak mümkün değildir. Bilime, akla aykırı bir yönü yoktur. Tertemiz ve mükemmeldir. 

2- Allâh Niçin Vahiy Göndermiştir?

Yüce Allah, insanları diğer varlıklardan farklı özelliklere sahip olarak ya­ratmıştır. Akıllı, geçmişini düşünen, geleceğe ait ta­sarıları olan, deney ve tecrübelerle ilmini ar­tıran... bir yapıdadır.

İnsanların bilgi, görgü, düşünce ve değerlendirmeleri aynı değildir. Meydana gelen bir olay karışsında çok farklı tepkiler ortaya çıkmaktadır. Bu da şunu gösteriyor: insanların düşünce ve değerlendirmeleri birbirlerinden farklıdır.

İnsan, aklıyla Yüce Allah’ın varlığını bulabilir. Ama sağlıklı geniş bilgi edin­mesi, ahiretin durumu, Cennet ve Cehennem’in özellikleri, ibadet­lerin yapılışı... gibi ko­nuları sadece akılla bulmak mümkün değildir. O halde, böylesi konular derli toplu ve doğru şekilde nereden öğ­renilir? Elbette ki; Allah’ın vahiy yoluyla gön­derdiği kitaplardan ve peygamberlerin açıklamalarından öğrenilir.

Vahiy; Allah’ın istediği konuları çeşitli yöntemlerle peygamberlere bildirme­sidir.

Allah’ın vahiy gönderme nedeni; insanlara doğruları öğretmek ve toplumda yanlış yapılanma, batıl inanç, zararlı özel eğilim ve özünden uzaklaştırılmış geleneklerin tesirinden kurtarmak içindir. Kutsal kitapların genel amacı, doğru ve yanlışları insanlara açıklamaktır. Kur’ân-ı Kerîm'de, “...Sana bu Kitabı, her şeyi açıklayıcı olarak indirdik”[6] buyurulmaktadır. Bazen geçmiş zamanlarda tarihin ulaşamadığı ve ibret alınması gereken faydalı olayları, “Biz bu Kur’ân-ı Kerîm’ı vahyederek, sana en gü­zel kıssaları anlatıyo­ruz. Oysa daha önce sen bun­lardan ha­bersizdin."[7] gibi ayetlerle gün ışığına çıkarmaktadır. Görülüyor ki, Allah’ın peygamberlere gönderdiği vahiylere insanların ihtiyacı vardır. Bu boşluğu kutsal kitaplar karışlamaktadır.

3- Dört Büyük Kutsal Kitap

Allah, her topluma peygamber göndermiştir. Kur’ân-ı Kerîm'de, tüm peygamberlerin ve onlara gönderilen kitapların isimlerinin hepsi belirtilmemiştir. İsimleri geçen dört büyük kitap;

*    Tevrat  : Musa'a,

*    Zebur  : Davud'a,

*    İncil: İsa'ya,

*    Kur’ân-ı Kerîm: Muhammed as.’lara indirilmiştir.

3.1. Tevrat

Dört büyük kitabın ilki olan Tevrat, Musa as.’a indirilmiştir. Musevîliğin bu kutsal kitabın asıl dili İbranicedir. Tekvin, Çıkış, Levililer, Sayılar ve tesniye diye beş ana bölümden meydana gelmiştir. Bu bölümlerin genel hatlarıyla konuları şöyledir:

Takvin: Evrenin ve Adem as.’ın yaratılışı ve Musa as.’ a kadar gönderilmiş bazı peygamberleri anlatır.

Çıkış: Musa as.'ın doğumu, hayatı, peygamber oluşu, Firavun'la olan mücadelesi ve Yahudilerin Mısır'dan çıkışını anlatır.

Levililer: Kurban, kâhin, suç, ceza, bazı emir ve yasakları belirtir.

Sayılar: Yahudi kabile ve aşiretleri, Mısır'dan çıkıştan sonraki hayatlarını anlatır.

Tesniye: Bazı öğüt, emir, yasak ve Musa as.’ın son günlerini konu edinmektedir.

3.2. Zebur

Semavî kitapların ikincisi Zebur'dur. Allah tarafından Davud as.’a indirilmiştir. İsrailoğullarına peygamber olarak görevlendirilen Davud as, güzel sesiyle Allah’ın vahiylerini onlara okuyordu. Zamanımızda elde mevcut şekliyle Zebur, bazı bölüm ve mezmur (mektup) adı verilen parçalara ayrılmıştır. Bu bölümlerde şiir şeklinde güzel söz, öğüt, ilâhî , dua ve bir takım olayları yansıtan konular yer almaktadır.

3.3. İncil

Semavî kitapların üçüncüsü İncil'dir. İsa as.’a indirilmiştir. Hıristiyanların kutsal kitabı olan İncil'de Allah’ın varlığı, İsa as.dan önce gelmiş olan peygamberler, İsa as.ın insanları Allah'ın dinine çağırması, karışlaştığı zorlukları, insanlara yapmış olduğu öğütleri içermektedir. Zamanımızda aynı konuları birbirine yakın ifadelerle anlatan Matta, Markos, Luka ve Yuhanna isminde dört çeşit İncil mevcuttur.

3.4. Kur’ân

Kutsal kitapların sonuncusu Kur’ân-ı Kerîm, Muhammed as.'a indirildi. Kur’ân-ı Kerîm­'de, “De ki: ...Bu Kur’ân-ı Kerîm bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyo­lundu...”[8] buyurulmuştur. Kur’ân-ı Kerîm, kendisinden önce indirilmiş kutsal kitapları onaylamaktadır. Bir ayetikerimede Muhammed as.’a hitaben: "(Allah), sana kendisinden önceki Kitabları tasdik eden Hak Kitab’ı indirdi. Önceden insanlara yol gösterici olarak Tevrat ve İncil'i de indirmişti."[9] Başka bir ayette de: "Davud'a da Zebur verdik."[10] buyurulmaktadır.

Muhammed as. diğer peygamberler gibi, belli bir topluma, bölgeye veya sınırlı bir zaman için gönderilmemiştir. Muhammed as.’in peygamberliği evrensel olduğu için Kur’ân-ı Kerîm de bütün insanlara gönderilmiştir.

Kur’ân-ı Kerîm'in bazı özellikleri vardır:

1- Kutsal kitapların sonuncusudur.

2- Hiçbir değişikliğe uğramadan zamanımıza kadar gelmiştir.

3- Okunuşu, ezberlenişi ve anlaşılması ko­laydır.

4- Metinleri öz olmasına rağmen geniş anlam taşır.

5- Kur’ân-ı Kerîm metni okunduğunda, dinleyenlere, kendi­ne özgü hu­zur ve zevk verir.

6- Kur’ân-ı Kerîm'in konuları aradan yüzyıllar geçmesine rağ­men, sağlıklı bilgi­lerle asla çelişmez. Aksine, ifadelerin yeni icat ve keşiflere açık olduğu görülmektedir...

4- Kutsal Kitaplara İman, İmanın şartlarındandır

İslâm dininin, iman esaslarından biri de kutsal kitapların asıllarına ayrım yapılmaksızın inanmaktır.

Adem as'dan beri bütün peygamberler Allah'tan al­dıkları vahiyleri kendi toplumlarına bildirmişlerdir. Bu vahiylerin bir kısmı, kalabalık olmayan toplumlara gönderilmiştir. Birkaç sayfayı geçmediği için olanlara sayfalar anlamına gelen "suhuf" denilmektedir. Kur’ân-ı Kerîm'de, hangi peygam­bere, kaç sayfa gönderildiği bildirilmemiştir. Ancak bazı bilgilere göre yüz sayfa olduğu belirtilmektedir. Bunlardan;

*    Adem'e 10 sayfa,

*    Şit'e 50 sayfa,

*    İdris'e 30 sayfa,

*    İbrahim'e 10 sayfa verilmiştir.

Peygamberlere gönderilen kapsamlı vahiy topluluğuna da kitap ismi verilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm'de dört büyük kitabın isimleri geçmektedir.

*    ...(Allah) Tevrat’ı ve İncil'i indirmişti.[11]

*    ...Davud'a da Zebûr'u verdik.[12]

*    Hiç şüphesiz biz, Kur’ân-ı Kerîm’ı sana indirdik.[13] vb. ayetlerde belirtildiği gibi Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’ân-ı Kerîm olarak geçmektedir.

Kur’ân-ı Kerîm'de, peygamberler ve onlara verilen kutsal kitaplar hakkında sık sık bilgi verilmektedir. Bu kitapların temel amacı, insanları her türlü yanlışlıklardan kurtarıp mutlu bir hayat ortama kavuşturmaktır.

5- Kur’ân’ın Dinî Hayatımızdaki Yeri ve Önemi

5.1. Dinimizi Öğrenmek İçin Kutsal Kitabımıza Başvuralım

İslâm dininin asıl kaynağı Kur’ân-ı Kerîm'dir. Sevgili resulümüze Arapça indiril­miştir. Ancak, Arap olmayan toplumlar Kur’ân-ı Kerîm'i kendi di­llerine tercüme yapmışlardır. Bu çeviriler Türkçemize de yapılmıştır. Dinimizi öğren­mek is­tiyorsak, kutsal kitabımıza başvurmamız ge­rekmek­tedir. Çünkü dinî inanç ve yaşantımızın sınırlarını Kur’ân-ı Kerîm ortaya koymaktadır.

Kur’ân-ı Kerîm'de, inançla alakalı konular öncelikli ve sık sık dile getirilmektedir. Allah'a iman; onu birleme, hiçbir varlığı sevgi ve saygıda onun seviyesine çıkarmama... gibi konuları bize hatırlatılır.

Ahirete iman; Kıyamet, Tekrar Diriliş, Hesap, Tartı, Cennet, Cehennem... gibi konuların önemi anlatılır. Günlük hayatta yanlış yapanların, mutlaka bir gün hesaba çekileceğini vurgular. Yapılan kötülüğün sahibini sıkıntıya, iyiliğin de mutluluğa neden olacağını bildirir. Dünya hayatının sınırlı ve ahiret hayatını sürekli olduğunu hatırlatır.

Melek, cin, şeytan... gibi varlıklardan ve onların özelliklerinden özlü bilgi verir.

İlk insanın yaratılışı; hakkında geniş bilgi verir. İnsanın ruh ve vücut yönünden yaratılışı anlatılır. İnsanın diğer varlıklardan farklı olan akıl, zekâ ve tasarımları üzerinde durulur. İnsanın özgür iradesi ve genel eğilimleri açıklanır. Yanlış eğilimlere saplanmaması için çeşitli örnekler verir.

Geçmiş zamanlarda gönderilen peygamber ve onlara verilen kitaplardan haber verir. Aynı hatalara düşmememizi ikaz eder. O zamanki insanların iyi ve kötü yönlerini bize açıklar. Peygamberlerin, insanlar için birer örnek olduğu belirtir. Onlardan ders almamızı; "And olsun!.. Onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır..."[14] şeklinde vurgular.

Allah'a hamt, dua ve şükür dolu namaz, oruç, hac, zekât, sadaka... gibi ibadetlerin Allah’ın beğenisine neden olduğu açıklanır. İnsanların davranışlarından nelerin helâl veya haram olduğu açıklanır. Birey ve toplum açısından, görgü ve terbiye kurallarının güzelliklerini ön plana getirir.

Kur’ân-ı Kerîm'in içeriği çok geniştir. Bu dinî konular toplumda konuşuluyor. Konuşulanlar doğru olabildiği gibi yanlış da olmaktadır. Halbu ki Allah; "Dillerinizin yalan olarak nitelendirdiği şekilde; "Bu helâldir, şu da ha­ramdır" demeyin..."[15] buyurmaktadır. Doğru olmayan konuşmalar dinin yanlış anlaşılmasına neden olmaktadır. Meydana gelen huzursuzluklardan, neyin helâl veya haram olduğu birbirine karışır. Hurafe, batıl inanç ve dinî sapmalar ortaya çıkar. Yanlış yapılanmalar oluşur. Allah’ın dini, tanınmaz hale gelir. Bu duruma düşenleri Allah; De ki: Allâh`a dininizi mi öğre­ti­yorsu­nuz?.."[16]

Eğer, dinimizi doğru öğrenmek istiyorsak, Kur’ân-ı Kerîm'e başvurmalıyız. Kutsal kitabımızın, "İşte bu Kur’ân-ı Kerîm, en doğnu yola iletir. Müminleri müjdele..."[17] mesajını unutmamak gerekir.

5.2.Davranışlarımızda Kutsal Kitabımızdaki Öğütleri Dikkate Alalım

Kur’ân-ı Kerîm; insanların inanç, düşünce ve davranışlarını öğüt vererek güzelleştirmek için gönderilmiştir. Allah, Kur’ân-ı Kerîm'e öğüt anlamına gelen Zikr adını verdiği gibi Sevgili Resûlümüze de; "Sen öğüt ver. Çünkü sen bir öğüt verensin."[18] buyurmaktadır.

Bir insana veya topluma gerekli olan en güzel öğütleri, Kur’ân-ı Kerîm'de bulmak mümkündür. Hatta, Allah Sevgili Resûlümüze; "...Sen, Kur’ân-ı Kerîm'la öğüt ver..."[19] buyurmaktadır. Çünkü davranışlarımızı güzelleştiren hoşgörü, iyilik, adalet, merhamet, sözünde durmak, sevgi, saygı, sabır, çalışma... gibi erdemli davranışları bize güzel ve anlaşılır bir dille öğütlemektedir. Bir ayetikerimede; "And olsun!.. Biz, Kur’ân-ı Kerîm’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık..."[20] buyurulmuştur.

Kutsal kitabımızda, insanların Allah'a kul olmalarını hatırlatan ayetlerden biri şöyledir: "Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin..."[21]

Allah, gerçekleri bildirmek için peygamberler aracılığıyla kitaplar göndermiştir. İnsanların, gönderilen kitaplara uyup uymaması kendi özgür iradelerine bağlıdır. Faydası da, zararı da kendisine aittir. Ancak, Allah Sevgili Resûlümüze; "De ki: Ey insanlar! Rabbinizden size gerçek gelmiştir. Doğru yola giren ancak kendisi için girmiştir. Sapıtan da kendi zararına olarak sapıtmıştır. Ben sizin bekçiniz değilim."[22]

Kur’ân-ı Kerîm'de, insanların yararlı işler yapması öğütlenmektedir. İnananları yararlı işlerin Allah'a yaklaştıracağını şöyle haber vermektedir: "Ey insanlar! Sizi, bize yaklaştıracak olan ne mallarınız ve ne de çocuklarınızdır. Yalnız, inanıp yararlı iş işleyen kimselerin, işte onların yaptıklarına karışlık mükâfatları kat kattır..."[23]

Allah Kur’ân-ı Kerîm'de, geçmiş peygamber ve onların zamanında meydana gelmiş önemli olay, dua, öğüt ve örnek davranışları ders almamız için anlatmaktadır. Örneğin Nuh, Hud, Salih, Lut, Şuayb as.'ların kendi toplumlarına; "Allah'a karış gelmekten sakınmaz mısınz? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Âlemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin..."[24] öğüdünü bize haber vermektedir. Buna rağmen insanların "az öğüt aldıkları"[25] ifade edilmektedir.

Kutsal kitabımızda; "Ey inananlar! Allah'tan sakının, dürüst söz söyleyin de Allah işlerinizi kendinize yararlı kılsın ve günahlarınızı size bağışlasın..."[26] buyurulmuştur.

Güzel davranış sahipleriyle kötülük yapanların aynı olmadığını şu ayetikerime bize açıklamaktadır: "Yoksa inanıp yararlı iş işleyenleri, yeryüzünde, bozguncular gibi mi tutarız?"[27]

Davranışlarımız iyi olmalı, kötü işlerden uzak durmalıyız. Kutsal kitabımız bize faydalı, güzel, doğru ve Allah’ın beğenisini bize kazandıracak işleri öğütlemektedir. Bir iş yaptığımızda kutsal kitabımızdaki öğütleri göz önüne getirelim.

6- Kutsal Kitaplardan Öğütler

Allah biz insanlara; aydınlatıcı, yol gösterici, iyilikleri müjdeleyici, kötülüklerden sakındırıcı, öğütleyici... olsun diye kitaplar göndermiştir. Bu kutsal kitaplardan Kur’ân-ı Kerîm, İncil, Zebur ve Tevrat'tan bazı öğütleri görelim.

Kur’ân-ı Kerîm: Lokman suresinde insanlara faydalı olsun diye Lokman as’ın oğluna yaptığı öğütlere yer verilmektedir. Bu güzel öğütleri özet ola­rak sıralayalım:

1- Ey yavrucuğum! Allah’a şirk koşma[28].

2- Çünkü şirk en büyük zulümdür.

3- Yavrucuğum! Yüce Allah her şeyi ortaya çıkaracaktır. Yapılan iyilik veya kötülük hardal tanesi kadar bile olsa kayanın içinde, yerin dibinde, göklerin derinliklerinde bile olsa değerlendirmeye tabi tutulacaktır.

4- Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten alıkoy. Bundan dolayı başına geleceklere sabret. Geri adım atma. Bunlar olması gereken işlerdir.

5- Kibirlenerek insanlara suratını asma. Yeryüzünde böbürlene­rek yü­rüme. Yüce Allah kendisini beğenip övünenleri sevmez.

6- Yürüyüşünde orta halli ol, normal yürü.

7- Sesini kıs. Alçak sesle konuş. Çünkü seslerin en çirkini eşeklerin sesi­dir.[29]

İncil: İncil'de, bir takım bilgilerin yanında bazı öğütler de vardır. İsa as'ın çevresindekilere yaptığı şu öğütler örnek olarak gösterilebilir:

...Ben size derim:

Kardeşine kızan her adam cezayı hak eder... 

Hiç yemin etmeyin...

Kötüye karış koyma ve senin sağ yanağına kim vurursa, ona ötekini de çevir.

...Ve kim seni bir mil gitmeğe zorlarsa, onunla iki mil git. Senden dileyene ver, senden ödünç isteyenden yüz çevirme.

...Düşmanlarınızı sevin, ve size eza edenler için dua edin...[30]

Zebur, genel olarak manzum şeklindedir. Çeşitli dua, ilâhi ve öğütler iç içedir. Bunlardan bir örnek:

Kötülük edenler için üzülme,

Ne de fesat işleyenlerin haline imren.

Zira onlar ot gibi çabuk biçilecekler,

Ve yeşil sebze gibi solacaklardır.

Rabbe güven ve iyilik et;

Memlekette otur ve onun sadakati ile beslen.

Rabbden de lezzet al;

O da sana yüreğinin dileklerini verecektir.

Yolunu Rabbe bırak ve ona güven;

O da yapacaktır.

Ve senin salâhını nur gibi,

Ve hakkını öğle vakti gibi çıkaracaktır.[31]

Tevrat'ta geçen ve On Emir diye bilinen öğütlerin birkaçını özetleyelim:

1- Allah`ın adını boş yere ağzına almayacaksın.

2- Cumartesi gününü kutsal saymak için hatırında tut.

3- Babana ve anana hürmet et.

4- Öldürmeyeceksin.

5- Zina yapmayacaksın.

6- Çalmayacaksın.

7- Komşuna karış yalan tanıklık etmeyeceksin...[32]

www.diniyol.com

 

Hazırlayan

Şadi KUL  

Emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi

Öğretmeni

 



[1]  5/Maide: 5

[2]  33/Ahzâb: 40

[3]  16/Nahl: 64, 2/Bakara: 213

[4]  4/Nisa: 46, 6/Maide: 13,

[5] 14/İbrahim: 4

[6]  16/Nahl: 89

[7] 12/Yûsuf: 3

[8] 6/En'âm: 19

[9] 3/Aliimran: 3

[10] 4/Nisa: 163

[11] 3/Aliimran: 3

[12] 4/Nisa: 163

[13]  76/İnsan: 23

[14] 12/Yûsuf: 111

[15] 16/Nahl: 116

[16] 49/Hucurât: 16

[17] 17/İsra: 9

[18] 15/Hicr: 9

[19] 88/Ğaşiye: 21

[20] 54/Kamer:17

[21]  2/Bakara: 21

[22] 10/Yunus: 108

[23]  34/Sebe: 37

[24] 26/Şuara:106-180

[25]  7/Araf: 3

[26]  33/Ahzab: 70-1

[27] 38/Sad: 28

[28] Şirk koşma: Yaratılmışları sevgi, saygı ve olağanüstü ümit besleme açısından Allah’ın se­viyesine çıkarmaktır. Başka bir ifadeyle, Allah’a layık görülen en üstün özelliklere yaratılmışları da ortak etmeye denir.

[29]  31/Lokman: 13-19

[30] İncil, Matta, Bab, 5, 21-45.

[31] Zebur, Mezmurlar, Kitap, 1, Bab, 37, 1-6

[32] [32]Tevrat, Çıkış, Bab, XX, 1-17; Tesniye, Bab, V, 6-21.