KUTSAL
KİTAPLAR
|
Allâh Niçin Vahiy Göndermiştir? Kitaplara İman, İmanın şartlarındandır Kur’ân’ın Dinî Hayatımızdaki Yeri ve Önemi 1. Dinimizi Kitabımızda öğrenelim |
1- Tevrat: Musa as.’a, Yüce
Rabb'imiz Tevrat'ı indirmiştir. Musa, İsrailoğullarına gönderilmiş bir
Resûl'dür. Musa'dan sonra İsrailoğulları Tevrat'ın aslını koruyamadı. Hakiki
Tevrat, zamanımıza gelinceye kadar bazı değişikliğe uğramıştır.
2- Zebur: Davud as.’a, Yüce
Rabb'imiz Zebur'u indirmiştir. Bu ilâhi Kitâb'ın da aslı bozulmuştur. Şimdiki
şekli, ilâhi ve dua kitabı durumundadır.
3- İncil: Yüce Rabb'imiz, İsa as.'a İncil'i indirmiştir. Bu ilâhi
kitabın da aslı korunamamıştır. Zamanımızda birbirine benzer Matta, Luka,
Yuhanna ve Markos isimli dört çeşit İncil mevcuttur.
4- Kur’ân: Muhammed as'a Yüce
Rabb'imiz Kur’ân-ı Kerîmi indirdi. Bu ilâhi Kitâb'ın aslı değişmeden
zamanımıza kadar gelmiştir. Kuran, ilk indirildiği gibi dünyanın her
tarafında aynıdır ve aynı özellikleri taşımaktadır.
Kur’ân-ı Kerîm;
Allâh`ın son resulü Muhammed as.'a indirilen vahiyleri bir arada toplayan kitabın
ismidir. Kuran’a bu ismi Yüce Rabb'imiz kendisi vermiştir.[1] Kuranın; Kitâb,
Furkân, Hakk, Kelâm, Nûr, Beşîr, Zikr, Hablullâh, Beyân... gibi isimleri de
vardır. Yüce Allâh tarafından indirilen en son ilâhi Kitâb'dır.
• Muhammed... Allâh`ın
Resul`ü ve nebilerin de sonuncusudur...[2]
Kuran, insanlar
arasında meydana gelecek ihtilafları çözmekte[3] ve kendisinden önceki
kitaplardaki inanç tahribatlarını düzeltmektedir.[4] Kur’ân-ı Kerîm’le gönderilen
bütün hükümler, emirler, yasaklar... her zaman ve her yerde geçerlidir.
Muhammed as. diğer
Resul ve Nebi'ler gibi; sınırlı bir
zamanda, belli bir topluma veya bölgeye gönderilmemiştir. Kıyamete kadar gelecek
bütün insanlığa gönderilmiştir. Artık ondan sonra nebi gelmeyecektir.
Kutsal
kitaplar, Allah’ın insanları mutluluğa ulaştırması için vahiy yoluyla
peygamberlere gönderdiği kitaplardır. Bunlara semavî, ilâhî ve mukaddes
kitaplar da denir. Kutsal, Kur’ân-ı Kerîm'de geçen mukaddes kelimesi ile eş
anlamlı kullanılmaktadır.
İlk
peygamber Adem as.’dan son peygamber Muhammed as.’a kadar pek çok kitap
gönderilmiştir. Kutsal kitapların konuları; Allah tarafından bildirilen
emirler, yasaklar, esaslar, yöntemler, sosyal oluşumlar, ahlâkî öğütler,
geçmişe ait ders alınacak örneklerle... adalet, sevgi, saygı, hoşgörü,
doğruluk, merhamet... gibi insanların vazgeçilmez değerleridir.
Kutsal
kitapları Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’ân-ı Kerîm olarak sayabiliriz. Bunlarla
birlikte bazı peygamberlere "suhuf" ismi verilen birkaç sayfalık
kitapçıkları da eklemek gerekir.
Kur’ân-ı
Kerîm'de peygamberleri, "(Allah’ın vahiylerini) kendilerine iyice
açıklasın diye her peygamberi kendi toplumunun diliyle gönderdik..."[5]
buyurulmaktadır. Demek ki, vahiylerin özel bir dili yoktur. Allah’ın vahiyleri,
peygamberlerin gönderildiği toplumun dilinde gönderilmiştir.
Allah’ın en
son gönderdiği kutsal kitap Kur’ân-ı Kerîm'dir. Sevgili Resûlümüz zamanında
nasıl indirilmiş ise, Şimdi de aynı şekliyle elimizdedir. İçine insan fikirleri
girmemiştir. O’nun içinde kutsallığına gölge düşürülecek bir katkı, yalan,
yanlış, noksanlık... bulmak mümkün değildir. Bilime, akla aykırı bir yönü
yoktur. Tertemiz ve mükemmeldir.
Yüce Allah,
insanları diğer varlıklardan farklı özelliklere sahip olarak yaratmıştır.
Akıllı, geçmişini düşünen, geleceğe ait tasarıları olan, deney ve tecrübelerle
ilmini artıran... bir yapıdadır.
İnsanların
bilgi, görgü, düşünce ve değerlendirmeleri aynı değildir. Meydana gelen bir
olay karışsında çok farklı tepkiler ortaya çıkmaktadır. Bu da şunu gösteriyor:
insanların düşünce ve değerlendirmeleri birbirlerinden farklıdır.
İnsan,
aklıyla Yüce Allah’ın varlığını bulabilir. Ama sağlıklı geniş bilgi edinmesi,
ahiretin durumu, Cennet ve Cehennem’in özellikleri, ibadetlerin yapılışı...
gibi konuları sadece akılla bulmak mümkün değildir. O halde, böylesi konular
derli toplu ve doğru şekilde nereden öğrenilir? Elbette ki; Allah’ın vahiy
yoluyla gönderdiği kitaplardan ve peygamberlerin açıklamalarından öğrenilir.
Vahiy;
Allah’ın istediği konuları çeşitli yöntemlerle peygamberlere bildirmesidir.
Allah’ın
vahiy gönderme nedeni; insanlara doğruları öğretmek ve toplumda yanlış
yapılanma, batıl inanç, zararlı özel eğilim ve özünden uzaklaştırılmış
geleneklerin tesirinden kurtarmak içindir. Kutsal kitapların genel amacı, doğru
ve yanlışları insanlara açıklamaktır. Kur’ân-ı Kerîm'de, “...Sana bu Kitabı,
her şeyi açıklayıcı olarak indirdik”[6]
buyurulmaktadır. Bazen geçmiş zamanlarda tarihin ulaşamadığı ve ibret alınması
gereken faydalı olayları, “Biz bu Kur’ân-ı Kerîm’ı vahyederek, sana en güzel
kıssaları anlatıyoruz. Oysa daha önce sen bunlardan habersizdin."[7] gibi
ayetlerle gün ışığına çıkarmaktadır. Görülüyor ki, Allah’ın peygamberlere
gönderdiği vahiylere insanların ihtiyacı vardır. Bu boşluğu kutsal kitaplar
karışlamaktadır.
Allah, her
topluma peygamber göndermiştir. Kur’ân-ı Kerîm'de, tüm peygamberlerin ve onlara
gönderilen kitapların isimlerinin hepsi belirtilmemiştir. İsimleri geçen dört
büyük kitap;
* Tevrat :
Musa'a,
* Zebur :
Davud'a,
* İncil: İsa'ya,
* Kur’ân-ı Kerîm: Muhammed as.’lara
indirilmiştir.
Dört büyük
kitabın ilki olan Tevrat, Musa as.’a indirilmiştir. Musevîliğin bu kutsal
kitabın asıl dili İbranicedir. Tekvin, Çıkış, Levililer, Sayılar ve tesniye
diye beş ana bölümden meydana gelmiştir. Bu bölümlerin genel hatlarıyla
konuları şöyledir:
Takvin:
Evrenin ve Adem as.’ın yaratılışı ve Musa as.’ a kadar gönderilmiş bazı
peygamberleri anlatır.
Çıkış: Musa
as.'ın doğumu, hayatı, peygamber oluşu, Firavun'la olan mücadelesi ve
Yahudilerin Mısır'dan çıkışını anlatır.
Levililer:
Kurban, kâhin, suç, ceza, bazı emir ve yasakları belirtir.
Sayılar: Yahudi
kabile ve aşiretleri, Mısır'dan çıkıştan sonraki hayatlarını anlatır.
Tesniye:
Bazı öğüt, emir, yasak ve Musa as.’ın son günlerini konu edinmektedir.
Semavî
kitapların ikincisi Zebur'dur. Allah tarafından Davud as.’a indirilmiştir.
İsrailoğullarına peygamber olarak görevlendirilen Davud as, güzel sesiyle
Allah’ın vahiylerini onlara okuyordu. Zamanımızda elde mevcut şekliyle Zebur,
bazı bölüm ve mezmur (mektup) adı verilen parçalara ayrılmıştır. Bu bölümlerde
şiir şeklinde güzel söz, öğüt, ilâhî , dua ve bir takım olayları yansıtan
konular yer almaktadır.
Semavî
kitapların üçüncüsü İncil'dir. İsa as.’a indirilmiştir. Hıristiyanların kutsal
kitabı olan İncil'de Allah’ın varlığı, İsa as.dan önce gelmiş olan
peygamberler, İsa as.ın insanları Allah'ın dinine çağırması, karışlaştığı
zorlukları, insanlara yapmış olduğu öğütleri içermektedir. Zamanımızda aynı
konuları birbirine yakın ifadelerle anlatan Matta, Markos, Luka ve Yuhanna
isminde dört çeşit İncil mevcuttur.
Kutsal kitapların
sonuncusu Kur’ân-ı Kerîm, Muhammed as.'a indirildi. Kur’ân-ı Kerîm'de, “De ki:
...Bu Kur’ân-ı Kerîm bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu...”[8]
buyurulmuştur. Kur’ân-ı Kerîm, kendisinden önce indirilmiş kutsal kitapları
onaylamaktadır. Bir ayetikerimede Muhammed as.’a hitaben: "(Allah), sana
kendisinden önceki Kitabları tasdik eden Hak Kitab’ı indirdi. Önceden insanlara
yol gösterici olarak Tevrat ve İncil'i de indirmişti."[9] Başka bir
ayette de: "Davud'a da Zebur verdik."[10] buyurulmaktadır.
Muhammed as.
diğer peygamberler gibi, belli bir topluma, bölgeye veya sınırlı bir zaman için
gönderilmemiştir. Muhammed as.’in peygamberliği evrensel olduğu için Kur’ân-ı
Kerîm de bütün insanlara gönderilmiştir.
Kur’ân-ı
Kerîm'in bazı özellikleri vardır:
1- Kutsal
kitapların sonuncusudur.
2- Hiçbir
değişikliğe uğramadan zamanımıza kadar gelmiştir.
3- Okunuşu,
ezberlenişi ve anlaşılması kolaydır.
4- Metinleri
öz olmasına rağmen geniş anlam taşır.
5- Kur’ân-ı
Kerîm metni okunduğunda, dinleyenlere, kendine özgü huzur ve zevk verir.
6- Kur’ân-ı
Kerîm'in konuları aradan yüzyıllar geçmesine rağmen, sağlıklı bilgilerle asla
çelişmez. Aksine, ifadelerin yeni icat ve keşiflere açık olduğu
görülmektedir...
İslâm
dininin, iman esaslarından biri de kutsal kitapların asıllarına ayrım
yapılmaksızın inanmaktır.
Adem as'dan
beri bütün peygamberler Allah'tan aldıkları vahiyleri kendi toplumlarına bildirmişlerdir.
Bu vahiylerin bir kısmı, kalabalık olmayan toplumlara gönderilmiştir. Birkaç
sayfayı geçmediği için olanlara sayfalar anlamına gelen "suhuf"
denilmektedir. Kur’ân-ı Kerîm'de, hangi peygambere, kaç sayfa gönderildiği
bildirilmemiştir. Ancak bazı bilgilere göre yüz sayfa olduğu belirtilmektedir.
Bunlardan;
* Adem'e 10 sayfa,
* Şit'e 50 sayfa,
* İdris'e 30 sayfa,
* İbrahim'e 10 sayfa verilmiştir.
Peygamberlere
gönderilen kapsamlı vahiy topluluğuna da kitap ismi verilmiştir. Kur’ân-ı
Kerîm'de dört büyük kitabın isimleri geçmektedir.
* ...(Allah) Tevrat’ı ve İncil'i indirmişti.[11]
* ...Davud'a da Zebûr'u verdik.[12]
* Hiç şüphesiz biz, Kur’ân-ı Kerîm’ı sana
indirdik.[13] vb.
ayetlerde belirtildiği gibi Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’ân-ı Kerîm olarak geçmektedir.
Kur’ân-ı
Kerîm'de, peygamberler ve onlara verilen kutsal kitaplar hakkında sık sık bilgi
verilmektedir. Bu kitapların temel amacı, insanları her türlü yanlışlıklardan
kurtarıp mutlu bir hayat ortama kavuşturmaktır.
İslâm
dininin asıl kaynağı Kur’ân-ı Kerîm'dir. Sevgili resulümüze Arapça indirilmiştir.
Ancak, Arap olmayan toplumlar Kur’ân-ı Kerîm'i kendi dillerine tercüme
yapmışlardır. Bu çeviriler Türkçemize de yapılmıştır. Dinimizi öğrenmek istiyorsak,
kutsal kitabımıza başvurmamız gerekmektedir. Çünkü dinî inanç ve yaşantımızın
sınırlarını Kur’ân-ı Kerîm ortaya koymaktadır.
Kur’ân-ı
Kerîm'de, inançla alakalı konular öncelikli ve sık sık dile getirilmektedir.
Allah'a iman; onu birleme, hiçbir varlığı sevgi ve saygıda onun seviyesine
çıkarmama... gibi konuları bize hatırlatılır.
Ahirete
iman; Kıyamet, Tekrar Diriliş, Hesap, Tartı, Cennet, Cehennem... gibi konuların
önemi anlatılır. Günlük hayatta yanlış yapanların, mutlaka bir gün hesaba
çekileceğini vurgular. Yapılan kötülüğün sahibini sıkıntıya, iyiliğin de
mutluluğa neden olacağını bildirir. Dünya hayatının sınırlı ve ahiret hayatını
sürekli olduğunu hatırlatır.
Melek, cin,
şeytan... gibi varlıklardan ve onların özelliklerinden özlü bilgi verir.
İlk insanın
yaratılışı; hakkında geniş bilgi verir. İnsanın ruh ve vücut yönünden
yaratılışı anlatılır. İnsanın diğer varlıklardan farklı olan akıl, zekâ ve
tasarımları üzerinde durulur. İnsanın özgür iradesi ve genel eğilimleri
açıklanır. Yanlış eğilimlere saplanmaması için çeşitli örnekler verir.
Geçmiş
zamanlarda gönderilen peygamber ve onlara verilen kitaplardan haber verir. Aynı
hatalara düşmememizi ikaz eder. O zamanki insanların iyi ve kötü yönlerini bize
açıklar. Peygamberlerin, insanlar için birer örnek olduğu belirtir. Onlardan
ders almamızı; "And olsun!.. Onların kıssalarında akıl sahipleri için
ibret vardır..."[14] şeklinde
vurgular.
Allah'a
hamt, dua ve şükür dolu namaz, oruç, hac, zekât, sadaka... gibi ibadetlerin
Allah’ın beğenisine neden olduğu açıklanır. İnsanların davranışlarından nelerin
helâl veya haram olduğu açıklanır. Birey ve toplum açısından, görgü ve terbiye
kurallarının güzelliklerini ön plana getirir.
Kur’ân-ı Kerîm'in
içeriği çok geniştir. Bu dinî konular toplumda konuşuluyor. Konuşulanlar doğru
olabildiği gibi yanlış da olmaktadır. Halbu ki Allah; "Dillerinizin yalan
olarak nitelendirdiği şekilde; "Bu helâldir, şu da haramdır"
demeyin..."[15]
buyurmaktadır. Doğru olmayan konuşmalar dinin yanlış anlaşılmasına neden
olmaktadır. Meydana gelen huzursuzluklardan, neyin helâl veya haram olduğu
birbirine karışır. Hurafe, batıl inanç ve dinî sapmalar ortaya çıkar. Yanlış
yapılanmalar oluşur. Allah’ın dini, tanınmaz hale gelir. Bu duruma düşenleri
Allah; De ki: Allâh`a dininizi mi öğretiyorsunuz?.."[16]
Eğer,
dinimizi doğru öğrenmek istiyorsak, Kur’ân-ı Kerîm'e başvurmalıyız. Kutsal
kitabımızın, "İşte bu Kur’ân-ı Kerîm, en doğnu yola iletir. Müminleri
müjdele..."[17] mesajını unutmamak
gerekir.
Kur’ân-ı
Kerîm; insanların inanç, düşünce ve davranışlarını öğüt vererek güzelleştirmek
için gönderilmiştir. Allah, Kur’ân-ı Kerîm'e öğüt anlamına gelen Zikr adını
verdiği gibi Sevgili Resûlümüze de; "Sen öğüt ver. Çünkü sen bir öğüt
verensin."[18]
buyurmaktadır.
Bir insana
veya topluma gerekli olan en güzel öğütleri, Kur’ân-ı Kerîm'de bulmak
mümkündür. Hatta, Allah Sevgili Resûlümüze; "...Sen, Kur’ân-ı Kerîm'la
öğüt ver..."[19]
buyurmaktadır. Çünkü davranışlarımızı güzelleştiren hoşgörü, iyilik, adalet,
merhamet, sözünde durmak, sevgi, saygı, sabır, çalışma... gibi erdemli
davranışları bize güzel ve anlaşılır bir dille öğütlemektedir. Bir
ayetikerimede; "And olsun!.. Biz, Kur’ân-ı Kerîm’ı öğüt alınsın diye
kolaylaştırdık..."[20]
buyurulmuştur.
Kutsal
kitabımızda, insanların Allah'a kul olmalarını hatırlatan ayetlerden biri
şöyledir: "Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk
edin..."[21]
Allah,
gerçekleri bildirmek için peygamberler aracılığıyla kitaplar göndermiştir.
İnsanların, gönderilen kitaplara uyup uymaması kendi özgür iradelerine
bağlıdır. Faydası da, zararı da kendisine aittir. Ancak, Allah Sevgili
Resûlümüze; "De ki: Ey insanlar! Rabbinizden size gerçek gelmiştir. Doğru
yola giren ancak kendisi için girmiştir. Sapıtan da kendi zararına olarak
sapıtmıştır. Ben sizin bekçiniz değilim."[22]
Kur’ân-ı
Kerîm'de, insanların yararlı işler yapması öğütlenmektedir. İnananları yararlı
işlerin Allah'a yaklaştıracağını şöyle haber vermektedir: "Ey insanlar!
Sizi, bize yaklaştıracak olan ne mallarınız ve ne de çocuklarınızdır. Yalnız,
inanıp yararlı iş işleyen kimselerin, işte onların yaptıklarına karışlık
mükâfatları kat kattır..."[23]
Allah Kur’ân-ı
Kerîm'de, geçmiş peygamber ve onların zamanında meydana gelmiş önemli olay,
dua, öğüt ve örnek davranışları ders almamız için anlatmaktadır. Örneğin
Nuh, Hud, Salih, Lut, Şuayb as.'ların kendi toplumlarına; "Allah'a karış
gelmekten sakınmaz mısınz? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum.
Benim ecrim ancak Âlemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana
itaat edin..."[24] öğüdünü
bize haber vermektedir. Buna rağmen insanların "az öğüt aldıkları"[25] ifade
edilmektedir.
Kutsal
kitabımızda; "Ey inananlar! Allah'tan sakının, dürüst söz söyleyin de
Allah işlerinizi kendinize yararlı kılsın ve günahlarınızı size
bağışlasın..."[26]
buyurulmuştur.
Güzel davranış
sahipleriyle kötülük yapanların aynı olmadığını şu ayetikerime bize
açıklamaktadır: "Yoksa inanıp yararlı iş işleyenleri, yeryüzünde,
bozguncular gibi mi tutarız?"[27]
Davranışlarımız
iyi olmalı, kötü işlerden uzak durmalıyız. Kutsal kitabımız bize faydalı,
güzel, doğru ve Allah’ın beğenisini bize kazandıracak işleri öğütlemektedir.
Bir iş yaptığımızda kutsal kitabımızdaki öğütleri göz önüne getirelim.
Allah biz
insanlara; aydınlatıcı, yol gösterici, iyilikleri müjdeleyici, kötülüklerden
sakındırıcı, öğütleyici... olsun diye kitaplar göndermiştir. Bu kutsal
kitaplardan Kur’ân-ı Kerîm, İncil, Zebur ve Tevrat'tan bazı öğütleri görelim.
Kur’ân-ı
Kerîm: Lokman suresinde insanlara faydalı olsun diye Lokman as’ın oğluna yaptığı
öğütlere yer verilmektedir. Bu güzel öğütleri özet olarak sıralayalım:
1- Ey
yavrucuğum! Allah’a şirk koşma[28].
2- Çünkü
şirk en büyük zulümdür.
3-
Yavrucuğum! Yüce Allah her şeyi ortaya çıkaracaktır. Yapılan iyilik veya
kötülük hardal tanesi kadar bile olsa kayanın içinde, yerin dibinde, göklerin
derinliklerinde bile olsa değerlendirmeye tabi tutulacaktır.
4-
Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten alıkoy. Bundan dolayı başına
geleceklere sabret. Geri adım atma. Bunlar olması gereken işlerdir.
5-
Kibirlenerek insanlara suratını asma. Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Yüce
Allah kendisini beğenip övünenleri sevmez.
6-
Yürüyüşünde orta halli ol, normal yürü.
7- Sesini
kıs. Alçak sesle konuş. Çünkü seslerin en çirkini eşeklerin sesidir.[29]
İncil: İncil'de,
bir takım bilgilerin yanında bazı öğütler de vardır. İsa as'ın çevresindekilere
yaptığı şu öğütler örnek olarak gösterilebilir:
...Ben size
derim:
Kardeşine
kızan her adam cezayı hak eder...
Hiç yemin
etmeyin...
Kötüye karış
koyma ve senin sağ yanağına kim vurursa, ona ötekini de çevir.
...Ve kim
seni bir mil gitmeğe zorlarsa, onunla iki mil git. Senden dileyene ver, senden
ödünç isteyenden yüz çevirme.
...Düşmanlarınızı
sevin, ve size eza edenler için dua edin...[30]
Zebur, genel
olarak manzum şeklindedir. Çeşitli dua, ilâhi ve öğütler iç içedir. Bunlardan
bir örnek:
Kötülük
edenler için üzülme,
Ne de fesat
işleyenlerin haline imren.
Zira onlar
ot gibi çabuk biçilecekler,
Ve yeşil
sebze gibi solacaklardır.
Rabbe güven
ve iyilik et;
Memlekette
otur ve onun sadakati ile beslen.
Rabbden de
lezzet al;
O da sana
yüreğinin dileklerini verecektir.
Yolunu Rabbe
bırak ve ona güven;
O da
yapacaktır.
Ve senin
salâhını nur gibi,
Ve hakkını
öğle vakti gibi çıkaracaktır.[31]
Tevrat'ta geçen
ve On Emir diye bilinen öğütlerin birkaçını özetleyelim:
1- Allah`ın
adını boş yere ağzına almayacaksın.
2- Cumartesi
gününü kutsal saymak için hatırında tut.
3- Babana ve
anana hürmet et.
4-
Öldürmeyeceksin.
5- Zina
yapmayacaksın.
6-
Çalmayacaksın.
7- Komşuna
karış yalan tanıklık etmeyeceksin...[32]
Hazırlayan
Şadi KUL
Emekli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Öğretmeni
[1] 5/Maide: 5
[2] 33/Ahzâb: 40
[3] 16/Nahl: 64, 2/Bakara: 213
[4] 4/Nisa: 46, 6/Maide: 13,
[5] 14/İbrahim: 4
[6] 16/Nahl: 89
[7] 12/Yûsuf: 3
[8] 6/En'âm: 19
[9] 3/Aliimran: 3
[10] 4/Nisa: 163
[11] 3/Aliimran: 3
[12] 4/Nisa: 163
[13] 76/İnsan: 23
[14] 12/Yûsuf: 111
[15] 16/Nahl: 116
[16] 49/Hucurât: 16
[17] 17/İsra: 9
[18] 15/Hicr: 9
[19] 88/Ğaşiye: 21
[20] 54/Kamer:17
[21] 2/Bakara: 21
[22] 10/Yunus: 108
[23] 34/Sebe: 37
[24] 26/Şuara:106-180
[25] 7/Araf: 3
[26] 33/Ahzab: 70-1
[27] 38/Sad: 28
[28] Şirk koşma: Yaratılmışları sevgi, saygı ve olağanüstü
ümit besleme açısından Allah’ın seviyesine çıkarmaktır. Başka bir ifadeyle,
Allah’a layık görülen en üstün özelliklere yaratılmışları da ortak etmeye denir.
[29] 31/Lokman: 13-19
[30] İncil, Matta, Bab, 5, 21-45.
[31] Zebur, Mezmurlar, Kitap, 1, Bab, 37, 1-6
[32] [32]Tevrat,
Çıkış, Bab, XX, 1-17; Tesniye, Bab, V, 6-21.