|
Ölümsüzlük isteği ve ahiret inancı Ahrete inanan hayırlı iş yapmalı Allah iyi iş yapanları ödüllendirecektir |
İnsanın
ölümsüzlük isteği: insan daima mükemmellikleri
temenni eder. Kusur ve noksanlıkları arzu etmez. Bunları biraz açıklayalım:
1- Ulaşmak istediği temennileri: Sürekli
bir hayat, sağlıklı vücut, üstün bir zenginlik, çökmeyen bir saltanat, üstün
bir kuvvet ve keskin zekâ... gibi.
2- Uzak durduğu konular: Ölüm, hastalık,
sakatlık, yokluk, fakirlik, kimsesizlik, delilik, aptallık... gibi.
İnsanın arzu ve isteklerinin en doruğu;
ölümsüzlüktür. Ama ne var ki; insan ihtiyarlar, vücudu yıpranır, yerinde
kalkamaz olur. Bir de bakırsınız, o ölümsüzlüğü temenni eden insan, ölümü
arzular hale gelmiştir.
Yüce Rabbimiz, dünyadan el etek çekmeği
asla istemez. Dünya başlangıç, ahiret ise sonuçtur. İnsanın düyadaki hayatı,
ahiretteki yerini belirleyecektir. Dünyanın cazip nimetleri insanı harama
yani Allah`ın yasaklarına sürüklememelidir. Yoksa dünya-ahiret dengesi bozulur.
Ahiret
inancı: Kutsal kitabımız olan
Kuran`da zaman zaman; ilk anlamına gelen "ûlâ" kelimesiyle dünya hayatı, sonuncu anlamına gelen
"âhiret" kelimesiyle de ahiret
hayatı ifade edilmiştir.[1]
Ahiret; ilk yaşantı
yeri olan dünya hayatının ölümle bittiği noktadan başlayıp, sonuncu ve sürekli
olan diğer hayatın adıdır. Allah`ın emir ve yasaklarından sorumlu olan insan
ve cinler öldükten sonra tekrar diriltilecekler. Dünyadayken yaptıklarıyla
karşı karşıya kalacaklardır. Ya imtihanı kazanacaklar, ya da kaybedecekler.
Ahiret hayatının çeşitli merhaleleri
vardır: Kabir Hayatı, Kıyametin Kopması, Sur Üfürülmesi, Tekrar Diriliş,
Mahşer, Hesab, Amel Kitablarının Verilmesi, Cennet, Cehennem gibi.
|
Ahiret ve safhaları |
Kabir
hayatı: İnsanın yaşadığı dünya
hayatının sonu olan ölümle başlayan, tekrar dirilişe kadar olan zaman dilimidir.
Kıyamet[2]: Dünya ve kâinât düzeninin Allah`ın belirlediği bir zamanda
bozulmasıdır.[3] Kıyametin kopma zamanını Allah açıklamamıştır.[4] Kıyamet koptuğu gün meydana gelecek bazı hadiseler:
Dünya şiddetle sarsılacak. Dağlar ufalanıp savrulacak.[5] Her taraf dümdüz olacak. Denizler kaynayıp birbirine
karıştırılacak.[6] Gökyüzündeki her şey çalkalanacak. Gök yarılacak ve
çökmeye başlayacak[7]. Gök yağ gibi eriyerek gül rengine dönüşecek[8]. Güneşle ay bir araya gelecek. Yıldızlar dökülerek
etrafa saçılacak[9]...
Sûra
üfürülme[10]: Yeryüzünde hayatın son bulacağı gün İsrafil sûr
denilen bir alete üfleyecektir. Allah`ın dilediği müstesna yeryüzünde ve göklerde
bulunan herkes ölecektir. Sonra tekrar ikinci bir üfleyiş meydana gelecektir.
Bütün insanlar dirilecek ve yer yarılarak herkes bulunduğu yerden ayağa
kalkacaktır.
Tekrar
diriliş[11]: İsrafil ikinci sura üflediğinde, herkes olduğu yerden
dirilerek kalkacaktır. Başlarına geleceği gözetlemeye başlarlar. ınançsızlar
diyecekler ki, "Eyvah bizlere! Bu, hesab günüdür... Eyvah başımıza gelenlere!..
Kim kaldırdı bizi uyuduğumuz yerden?.." Akraba yardımlaşması yok. Hatta
hiçbir kimse, bir yakının durumunu bile soramayacaktır. Herkesin derdi kendine
yeter ve hatta artar bile...
Mahşer[12]: Tekrar dirilenler Allah`ın huzuruna doğru akın etmeye
başlayacaklar. Sağa sola sapmadan
çekirge sürüsü gibi süratle ilerleyecekler. Kâfirler o günün dehşetinden ve
yaptıklarının sıkıntısından dolayı etrafına bile bakma fırsatını
bulamayacaktır. Gözlerini dikip öyle koşacaklardır. Mahşer denilen yerde bir
araya toplanılacaktır.
Hesab[13]: Açık-gizli, büyük-küçük, iyi-kötü her türlü inanç ve
amelin değerlendirilmesidir. Hesab günü hiçbir kimsenin başka bir kimseye
faydası olmayacaktır. Bütün ümmetler, hatta resul ve nebiler de
sorgulanacaktır. Emir ve hüküm, o gün Allah`ındır.
Amel
kitabının verilmesi[14]: Sorumlu olan herkesin, amel kitabı dünyadayken görevli
melekler tarafından yazılır. Mahşerde, herkesin kitabı kendisine verilir.
Kitabı sağ eline verilenler, dünyadayken Allah`ın gönderdiği yasalara uyan
kimselerdir. Bunların hesapları kolay olacaktır. Sevinçli olarak etrafındakilere
güzel kitaplarını göstereceklerdir. O bahtiyar kişiler şöyle diyecekler:
- Alın!.. Okuyun kitabımı...
Kitabı sol eline verilenler, dünyadayken
Allah`ın gönderdiği hayat kurallarına uymayan kimselerdir. Bunlar Allah`ı ilâh
edinmeyip de, bazı nesneleri ilâhlaştıranlardır. Bunların hesapları çok çetin
olacaktır. Rezillik içerisinde şöyle konuşacaklardır:
- Eyvah!.. Keşke kitabım bana
verilmeseydi... Hesabımı bilmez olaydım!.. Ne olurdu, bari ölüm olsaydı!..
Malım-mülküm de fayda vermedi!.. Kitabı solundan verilenlerin, kendi vücut
azaları aleyhlerine şahitlik edecektir. Dünyada ne yapmışlarsa; gözleri,
kulakları, elleri, ağızları, derileri... yaptıklarından haber verecektir.
Kendi derilerine diyecekler ki:
- Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?!.
Onlar da şöyle diyecekler:
- Bizi, her şeyi konuşturan Allah
konuşturdu...
Kuranı kerimde çok kullanılan
terimlerden biri de yararlı işler anlamına gelen “salih amel”dir. Kelime olarak sâlih; yararlı, elverişli, uygun...
anlamlarına gelmektedir.
Terim
olarak sâlih amel: Mümini, Allah`ın
rızasına ulaştıracak her türlü iş ve davranıştır. Başka bir deyişle; kişinin
iman ettikten sonra, Allah`ın rızasını kazanmaya yönelik işleridir. Kuranı
kerimin pek çok ayetinde, imandan bahsettikten sonra sâlih amel dile getirilmektedir.
Bir mümin için âhiret günü çok
önemlidir. Yaptığı bütün işlerinin Allah`ın rızasına uygun olmasına dikkat
eder. Ebedî ve sürekli olan âhiret hayatının daha güzel ve mutlu olması için
hayırlı işleri yapmaya gayret eder.
Sevgili peygamberimiz Muhammed (aleyhi's
selâm) buyuruyor ki:
- Helal belli, haram
da bellidir. Ancak bu ikisi arasında ise insanların bilmediği şüpheli şeyler
vardır. Bu şüphelerden kendini koruyan kişi; dinini ve ırzını korumuş olur.[15]
Ahiret gününe tam iman eden kişi;
zulmetmez, yalan söylemez, hırsızlık yapmaz, iftira etmez, edepsizlik ve
hayâsızlık etmez... Özetle, kendisini Ahirette güç duruma düşürecek
yanlışlıklardan kaçınmaya gayret eder. Çünkü yaptığı her işin hesabını mutlaka
bir gün vereceğini iyi bilir.
Konuyla
ilgili ayet meali:
• İman edip yararlı iş yapanları karanlıklardan nûra
çıkarmak üzere, size Allah`ın apaçık âyetlerini okuyan bir resul göndermiştir...[16]
• Kim tevbe edip yararlı iş işlerse, Şüphesiz o,
Allah`a gereği gibi tevbe etmiş olur.[17]
|
Cennetin bazı özellikler |
Cennetin genişliği gökler ve yerin genişliği gibidir (3/Aliimran: 133). Pekçok kapıları vardır. Kapılarında müminleri karışlayacak bekçileri vardır (39/Zümer: 73). Cennetü'l Me'vâ ve Firdevs adında güzel konaklama yerleri (32/Secde: 19, 78/Kehf: 104) ve Adn Cennetlerinde hoş meskenler vardır (61/Saf: 12). Cennet'liklerin kalacakları yer çok iyi, dinlenecekleri yer çok güzeldir (25/Furkan: 24). Cennet'te bozulmayan sudan, tadı değişmeyen sütten, içenlere lezzet veren şurubdan ve süzme baldan ırmaklar vardır. Orada meyvelerin her çeşidi onlarındır (47/Muhammed: 15). Yine Cennet'te çağlayan sular (56/Vakıa: 31), pınarlar (76/ınsan: 18), ırmaklar (5/Maide: 85), tahtlar ve koltuklar (18/Kehf: 31), arzu edilen her çeşit meyveler (36/Yasin: 57), dikensiz kirazlar (56/Vakıa: 28), bağlar, bahçeler (78/Nebe: 32), vildanlar (56/Vakıa: 19), iri gözlü huriler (44/Duhan: 54), nefis iştahlanıp neyi arzu ederse sürekli mevcuttur (21/Enbiya: 102). Ayrıca, zevk veren hoş meşguliyetler (eğlenceler) vardır (36/Yasin: 55). Ne istenirse; var. Hem ebedi ve hem de süreklidir. Bunların hepsi Allah'ın va'didir (25/Furkan: 16).
Hiçbir sıkıntı yok (20/Taha: 117), acıkma yok, çıplaklık yok (20/Taha: 118), susama yok, aşırı sıcaklık yok (20/Taha: 118), korku yok, mahzuniyet yok (7/Araf: 49), lağiv, yalan (78/Nebe: 35), boş söz ve günaha sürükleyici laflar yoktur (56/Vakıa: 25). İlk (dünyadaki) ölümden başka bir ölüm de olmayacaktır (44/Duhan: 56).
Allah'ın nimetleri ne güzel! Allah u Ekber.
***
İnsanlar bir tek ümmetti. Allah nebileri müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdi. İnsanların ayrılığa düşecekleri hususlarda aralarında hüküm vermek için onlarla birlikte Hak Kitaplar indirdi... (2/Bakara: 213).
***
Ey insanoğulları!.. Şeytan, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak ana-babanızı Cennet'ten çıkardığı gibi sizi de fitneye düşürmesin. Sizin onları görmediğiniz yerlerden, o ve taraftarları sizi görürler. Biz şeytanları, inanmayanlara dost kılarız (7/Araf: 27).
Allah, gönderdiği ilâhi sistem
doğrultusunda insanların yaşamalarını istemektedir. Bunun için bazı kurallar
koymuştur. Bu kurallar inanç, ibadet, toplum hayatını tanzim eden kurallar,
fertlerin davranış şekilleri, ahlâki kurallar... gibi konuları kapsamaktadır.
insanların kendi eğilimleriyle ortaya koydukları sömürü, zulüm, istismar,
başkalarını da düşünmeme, adâletten uzaklaşma, nesneleri ilâhlaştırma,
Allah`a yakışıksız isnatlarda bulunma... gibi olumsuzlukları yasaklamaktadır.
Allah`ın emirlerine uyan ve yasaklarından uzaklaşan bahtiyar insanlar
Ahirette Cennet'le ödüllendirileceklerdir. Burası müminlerin ebedi saadet yurdudur.
Müminler Cennet’e parlak ışıklar saçarak gireceklerdir. Melekler onları izzet
ve ikramlarla karşılayacaklardır.
Dünya hayatında bütün insanlar aynı
ölçüde Allah`a bağlı değillerdir. Dereceleri birbirinden farklıdırlar.
Ahirette de farklı şekillerde mükâfatlandırılacaklardır. Cennet’te her türlü
nimet mevcuttur. Hatta akla hayale gelemeyen sayısız nimetler ihsan
edilecektir. Bağlar, bahçeler, pınarlar, nehirler, kuşlar, meyveler...
Konaklar, köşkler, güzel çadırlar, koltuklar, güzel elbiseler, kıymetli
takılar... Orada boş laf ve söz olmayacaktır. Orada müminler birbirlerine kin
beslemeyeceklerdir. Herkes genç yaşta olacak, ihtiyarlık söz konusu olmayacaktır.
Cennete girenlere, sürekli hizmete hazır görevliler verilecektir. Allah`ın
sevgili kulları böylece nimetlerle ödüllendirilecektir. Orada ebedi
kalacaklardır.
Konuyla
ilgili bir ayet meali:
• Muttakilere
söz verilen Cennet şöyledir: Orada temiz su ırmakları, tadı bozulmayan süt
ırmakları, içenlere zevk veren şurup ırmakları, süzme bal ırmakları vardır.
Onlara orada her türlü ürün ve Rablerinden mağfiret vardır. Bunların durumu,
ateşte temelli kalana ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen
kimselerin durumu gibi olur mu?[18]
• Rabb`lerine
karşı gelmekten sakınanlar, bölük bölük Cennet'e sevk edilirler. Oraya varırlar.
Kapıları açılır. Bekçileri onlara selâm size tertemiz geldiniz. Ebedi kalmak
üzere buraya girin, derler.[19]
Allah, gönderdiği ilâhi sistem
doğrultusunda insanların yaşamalarını istemektedir. Bunun için bazı kurallar
koymuştur. İlahi kuralları Allah elçileri insanlara bildirmişlerdir. Bir kısım
insanlar ilâhi vahye uymuşlar. Bir kısım insanlar ise, ilâhi kural ve
prensipleri istememişler. Hatta Resul ve Nebilere karşı çıkmışlardır. Allah
elçilerine savaş açmışlardır. Çeşitli izahlarla etraflarındaki insanları da
etkilemişlerdir. Böylece ilâhî kuralların toplumlara ve fertlere ulaşmasını
engellemeye çalışmışlardır. Bu gibi insanların önderleri Firavn, Nemrut,
Haman, Ebu Leheb, Ebu Cehil... gibi kişilerdir.
Bir kısım insanlar da, uydurdukları
yöntemlerle insanları sömürmüşler, onlara zulmetmişler, canlarını,
mallarını talan etmişler, namuslarını kirletmişler, inanç değerlerini yok
etmişlerdir. Kendi heva ve hevesleri doğrultusunda hareket etmişlerdir.
Yaratılış gayelerini unutmuş, dünyadaki imtihanlarını kaybetmişlerdir.
Allah da, sapıtan ve saptırılanlar için Ahirette Cehennemi hazırlamıştır.
Cehennem azap yeridir. Cehennem'in yedi
kapısı vardır.
Cehennem; müşrikleri, kâfirlerin,
zalimlerin, münâfıkların, Allah`ın dinini sevmeyenlerin, dini kurallara düşman
olanların Ahirette cezaya çarptırılacakları yerdir. Cehennemdeki ceza ve azap
şekilleri çeşitlidir. Aynı zamanda derece derecedir. Kuran`da 101 yerde
Cehennem ateşi anlamına gelen "nar" kelimesi zikredilmektedir.
Cehennem'in ateş yakıtı taş ve insanlardır.
Cehennem ateşi alevlendirilecek her tarafı saracak, zaman zaman sönmeye yüz
tutacak ama tekrar hızlandırılacaktır. Ateş bütün vücudu kaplayacak, iç
organlara kadar sirayet edecektir. Kaynar su, ateşten elbise, zincir, açlık,
susuzluk... gibi hususlarla da azap edilecektir.
Cehennemlikler, perçemlerinden ve
ellerinden tutularak yüzüstü Cehennem'e atılacaktır. Buradan kurtuluş yoktur.
Adam kayırmaca yoktur. Hiçbir kimsenin başka birine yardım etmesi mümkün değildir.
Hak ve adâlet tarafsız olarak tahakkuk
edecektir. Bu Allah`ın vadidir. Mutlaka olacaktır.
• Yalan
söyleyerek Allah`a iftira edenden daha zalim kim vardır? İşte bunlar Rablerine
götürülürler ve şahidiler: "Bunlar Rablerine yalan söyleyenlerdir"
derler. Bilin ki: Allah`ın laneti haksızlık yapanlaradır. Bunlar Allah`ın
yolundan alıkorlar ve o yolu eğriltmeğe çalışırlar. İşte onlar ahireti inkâr
edenlerdir. Bunlar yeryüzünde (Allah`ı) aciz bırakamazlar. Allah`dan başka
kendilerini kurtaracak dostları da yoktur. Azap onlara kat kat verilir.
İşitemezler ve göremezler de. İşte bunlar kendilerine yazık edenlerdir.
Uydurdukları (putları da) onlardan uzaklaşıp kaybolup gitti. Ahirette en çok
kayba uğrayacaklar Şüphesiz bunlardır.[20]
Allah
Adil’dir: Yüce Allah adâleti sever.
Bütün kâinâtı yaratmış ve onlara adâletli yani hassas dengeli bir düzen
vermiştir. Evreni bu düzen dengede tutmaktadır.
Yüce Allah insanlara akıl vermiştir.
Akıl sayesinde irade sahibi olmuşlardır. Onun için Yaratıcımız insanların
inançlarında, işlerinde, sözlerinde, tavırlarında... adâletli olmalarını
emretmiştir.
Merhametlidir: Yüce Allah, rahmân ve rahîmdir. Rahmân: Yarattığı bütün insanların, hayvanların ve bitkilerin
rızkını verir. Bu konuda mümin, kâfir, iyi, kötü... ayrımı yapmaz.
• Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet
bakımından tamamlanmıştır. Onun kelimelerini değiştirecek kimse yoktur. Yine O
(Allah), işiten ve bilendir."[21]
• (Ey Muhaammed) de ki: Allah`ın indirdiği
Kitab’a îmân ettim. Aranızda da adâleti gerçekleştirmekle emrolundum... [22]
• Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet
bakımından tamamlanmıştır. Onun kelimelerini değiştirecek kimse yoktur. Yine O
(Allah), işiten ve bilendir.[23]
• (Ey Muhaammed) de ki: Allah`ın indirdiği
Kitab’a îmân ettim. Aranızda da adâleti gerçekleştirmekle emrolundum... [24]
• O (Allah), karanlıktan aydınlığa
çıkarmak için üzerinize, melekleriyle beraber, rahmet edendir. Müminler
için merhametlidir.”[25]
• Ayetlerimize inananlar sana gelince:
Selâmun aleykum, de. Rabbiniz, ona rahmet etmeyi kendi üzerine almıştır.
Sizden kim cahillikle kötü bir amel yapar ve sonra tevbe eder ve nefsini düzeltirse,
(bilsin ki:) O, mağfiret eden ve acıyandır.”[26]
Rahîm ise: Allah sadece mümin kullarına karşı çok merhametlidir.
Affedicidir: Yüce Allah, kulları için daima mağfiret kapısını açık
tutmuştur. Yeter ki, insan Rabb’ine yönelsin. Allah`ın mağfireti sınırsızdır,
bütün insanlığı sarmıştır. insan Allah`a ortak koşsa; pişman olup tövbe etse,
yine Yüce Allah`ın mağfiretiyle kavuşabilir. Çünkü; Yüce Allah, nice günahkâr
insanları affetmiştir: Allah`a isyan edenleri,
peygamberlere eziyet edenleri, her türlü yanlışlıkların içinde yüzenleri...
Ama bağışlanmaları pişman olup tövbe etmelerine bağlıdır. İslâm tarihinde pek
çok zalim ve müşrikler affedilmiştir. Ama bunların büyük kısmı, geriye kalan
hayatlarını Allah`a ve Muhammed (aleyhi's selâm)’a vefa borcu olarak, Allah
yolunda cihatla geçirmişlerdir.
Konuyla
ilgili ayet meali:
• Bilmiyorlar mı? Allah, kullarının
tövbesini kabul eden ve sadakalarını da alandır. Şüphesiz O Allah tövbeleri
kabul edendir ve merhametlidir.[27]
Hazırlayan
Şadi KUL
Emekli Din Kültürü ve
Ahlak Bilgisi
Öğretmeni
[1] 92/Leyl: 13, 93/Duha: 4, 53/Necm: 25
[2] 75/Kıyamet : 1
[3] 34/Sebe: 30
[4] 31/Lokman: 31,
33/Ahzab: 63, 7/Araf: 187
[5] 20/Taha:
105-107, 73/Müzemmil: 14
[6] 81/Tekvir: 6,
82/ınfitar: 3
[7] 69/Hakka: 16
[8] 55/Rahman: 37
[9] 82/İnfitar: 2
[10] 39/Zümer: 68
[11] 43/Zuhruf: 11
[12] 18/Kehf: 48
[13] 14/İbrahim: 41
[14] 18/Kehf: 49
[15] Buhari 50, 1910, Tirmizi 1126, 171, Darimi
2586, Ahmed bin Hanbel 17645, 17649, Müslim 2996, İbni Mace 3974
[16] 65/Talâk: 11
[17] 25/Furkân: 71
[18] 47/Muhammed: 15
[19] 39/Zümer: 73
[20] 11/Hud: 18-22
[21] 6/Enam: 115
[22] 42/İûrâ: 15
[23] 6/Enam: 115
[24] 42/İûrâ: 15
[25] 33/Ahzab: 43
[26] 6/En'âm: 54
[27] 9/Tevbe: 104