İbadet, insan ile Yaratıcı arasında bir köprü vazifesi görür. İnsan
etrafına bakınca Allah’ın varlığını, birliğini, kuvvetini, ilmini... anlar.
Çevremizde gördüğümüz toprak, hava, su, ateş, bitki, hayvan... gibi varlıkların
insana pek çok faydalar sağladığı bir gerçektir. Ayrıca insan sahip olduğu el,
ayak, göz, kulak... gibi organlarının varlığı ve mükemmel çalışmasında
Yaratıcıya teşekkür ihtiyacı duyar. Darda kaldığında veya gücünün yetmediği
zamanlarda ellerini açıp Yaratıcıdan yardım ister. İnsanın Allah’ı büyükleme,
ona sığınma ve teşekkür sunma ihtiyacı, ibadet esnasında duanın temelini
oluşturur.
Âdem as.’dan son peygamber Muhammed as’a kadar gönderilen bütün dinlerin
temelinde ibadet vardır. Kur’ân-ı Kerîm’de, geçmiş peygamberlerden
bahsedilirken onlardan bir takım alıntılar yapılır. Bu alıntıların en
önemlilerinden biri şöyledir:
* Ey toplumum!.. Allah’a ibadet edin. Sizin için O’ndan başka ilâh yoktur.[1]
Yine, başka bir ayette cin ve insanların yaratılış nedenini Yüce Allah
şöyle açıklamaktadır:
* Cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.[2]
Namaz ibadetinin yerine getirilmesi Kur’ân-ı Kerîm’de sık sık
hatırlatılmaktadır. Namazın önemini vurgulayan ayet meallerinden bir örnek:
* Namazı kılın ve zekâtı verin...[3]
Herkesin kendi kafasından aklına geldiği şekilde ibadet yapması doğru
değildir. İbadetlerin belli bir düzeni ve yapılış şekli vardır. Namaz ve diğer
ibadetler dinin gösterdiği şekillerde yerine getirilir.[4]
Namaz: Belirli zamanlarda, özel hal ve hareketlerle Allah’ı ululama ve
ondan yardım istemedir. Akıllı ve ergenlik çağına ulaşmış Müslümanlara farz
olan namaz, beden ile yapılan bir ibadettir.
Namaz, Sevgili Resûlümüzün Medine’ye hicretinden bir buçuk yıl önce
Mekke’de, Miraç gecesinde farz kılınmıştır.
Allah’ın emrettiği namaz, müminlerin yerine getirmesi gereken kutsal bir
görevdir. İbadetlerin yapılış nedenleri çeşitlidir. Bu nedenlerin en önemlisi;
Allah’ın ibadet edilmeğe lâyık olmasıdır.
Sevgili Resûlümüz, İslâm dininin
temellerini şöyle ifade etmiştir:
“İslâm, beş temel üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka bir ilâh
olmadığına ve Muhammed'in Allah’ın elçisi olduğuna tanıklık etmek, namaz
kılmak, zekât vermek, hacca gitmek, ramazan orucunu tutmaktır.”[5]
Yüce Allah’ın emrettiği namaz ibadeti yerine getirildiğinde, pek çok
bireysel ve toplumsal yararları görülür. Bunlardan bazılarının üzerinde
duralım:
Namaz ibadeti yerine getirilirken; bazı hareketlerle birlikte dualar ve
ayetler okunur. Bu biçimsel olguların yanında, Yaratıcı ile kul arasında bir
bağ kurulur. Aradaki bu bağın kuvvetlenmesi; Allah’ı sevmek, ona yaklaşmak
hatta onunla konuşmak demektir. Hiçbir aracı olmadan Allah’la konuşmak,
isteklerde bulunmak mümin için mutluluk ve huzur veren bir duygudur.
Namazda okuduğumuz ayet ve duaların anlamı, bizi fert ve toplum açısından
güzel hareketlere ve yapılanmalara yöneltir. Hareketlerimiz ölçülü,
konuşmalarımız görgü kurallarına uygun, düşüncelerimiz hoşgörülü ve gerçekçi
olur. Aynı zamanda, başkalarına karış yardımseverlik duygularımız gelişir.
Günlük olarak yapmış olduğumuz işler zamanla bize sıkıcı gelebilir. Namaz vakti
geldiğinde, kafamızı ve gönlümüzü az da olsa sıkıntı veren ortamdan
uzaklaştırmaya çalışırız. Gönlümüzü Allah’a yönlendiririz. Bunlar bizi
rahatlatır, karamsarlıktan kurtarır, sevinç ve mutluluğa kavuşturur.
Bazı kötü duygu ve düşünceler kafamızı meşgul edebilir. Hatta zaman zaman
bizi huzursuz eder. Namaz kılacağımız zaman bu tür kuşkulardan uzaklaşmaya
çalışırız. Bunları şu ayet ne güzel açıklamaktadır:
* Arınmış olan, Rabb’inin adını anıp namaz kılan, mutluluğa erişecektir.[6]
Namaz kılarken, okuduğumuz dua ve ayetlerin içeriğine dikkat ettiğimizde şu
güzellikler görülür: Allah’ı birler, büyükler ve överiz. Şan ve şerefini dile
getirir ve bazı güzel isimlerini anarız. Dua ile yardımını dileriz.
Peygamberlere ve tüm inananlara selâm göndeririz. Bu duyguları dile getirirken
Allah’ı bol bol anmış oluruz. Gönlümüz, dilimiz ve hareketlerimiz bu güzel
duygulara alışır ve onlarla bütünleşir. Yüce Allah şöyle buyuruyor:
* Beni anın ki ben de sizi anayım.[7]
Görülüyor ki; biz Allah’ı anar, dua eder, şükranlarımızı sunar ve
sıkıntılarımızın giderilmesini istersek güzel duygularımız gelişir,
kusurlarımız da azalır. Böylesi tutumlar önemli olduğu için yüce Allah
peygamberine şöyle buyurmuştur:
* Beni anmak için namaz kıl...[8]
Namaz insanı Allah’a yaklaştırır, güzel duygularını zenginleştirir ve kötü
eğilimlerini bastırır.
Yapılan ibadetler sonucunda kalbimizde güzel duygu ve düşünceler oluşur. Bu
duygu ve düşünceler günlümüze yerleştiğinde hareketlerimize yön verir.
Çevremizdeki varlıklara karış tutumlarımız daima olumlu duruma gelir. Namazda
sürekli tekrar ettiğimiz “ve ancak senden yardım isteriz”[9] dileği, bize başkalarına da yardımcı olmayı hatırlatır.
Namaz ibadeti temiz ortamda, temiz giysilerle ve pisliklerden arınmış bir
bedenle yapılır. Bilinçli olarak namaz kılan kişinin çevresi güzel, giysileri
kirden, pastan uzak ve bedeni temiz olur. Artık temizlik bu kişinin vazgeçilmez
alışkanlığı haline gelir.
Gösterişten uzak kılınan namazlar; ahlâkî değerleri, kamu düzenini
sağlamlaştıran kuralları pekiştirir. Bireylerde ve toplumlarda edep, terbiye,
görgü kuralları kökleşir. Yanlışlıklar azalır. Yüce Rabbimiz bu konuyu şöyle
ifade buyurmaktadır:
* Kitap'tan sana vahyolunanı[10] oku. Namaz kıl; muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve fenalıktan alıkor.
Allah’ı anmak en büyük şeydir! Allah yaptıklarınızı bilir.”[11]
Namaz kılan kişi zamanını değerlendirir. Karışlaştığı zorlukları sabırla
yenmeğe çalışır. Üretken olur. Dayanma gücünün artması için namazlarda
Allah’tan yardım ister. Bu davranışların kazanılması için yüce Allah şöyle
buyurmaktadır:
* Ey inananlar! Sabır ve namazla yardım dileyin. Muhakkak ki Allah sabredenlerle
beraberdir.[12]
Namaz, iç dünyamızı zenginleştirir ve davranışlarımızı bilinçli hale
getirir.
İnsan sosyal bir varlıktır. Toplum içinde yetki, görev ve sorumluluklar
vardır. Birlikte yaşama ve dayanışma bilinci gelişen toplumlarda güven, huzur
ve mutluluk meydana getirir.
Sevgili Resûlümüz birlikte yaşamaya ve cemaatle namaz kılmaya özen
gösterirdi. Toplumda göremediği bazı kimseleri sorup soruştururdu. Hasta veya
başka bir sorunu varsa, yanına arkadaşlarından birkaçını alır ve ziyaretine
giderdi. Halini ve hatırını sorar, hastaysa şifalar dileyerek dua ederdi. Bir
sıkıntısı varsa onu gidermeye çalışırdı.
Başka yerlerden Medine’ye gelenlerle görüşür, tanıdıklarını sorar ve onlara
hayır dualar ederek selâm gönderirdi.
Namaz, birlikte yaşama ve dayanışma bilincini geliştirir. Günlük vakit namazları,
haftada bir defa Cuma namazı ve senede iki defa kılınan Bayram namazı toplu
halde yerine getirilmektedir. Namazların günlük, haftalık ve yıllık olmak üzere
periyodik şekilde cemaatle kılınması, toplumda bazı yapılanmalara neden olur.
Sürekli temizlik, zaman ayarlanması, topluma katılma alışkanlığı, görgü
kurallarından etkilenmeler, birlikte yaşama, dayanışma, yardımlaşma, hoşgörü...
gibi hususlar gelişir ve bilinçli hale gelir. Bu kazanımlarla Allah’ın rızasını
amaçlar. Kur’ân-ı Kerîm bu gerçeği şöyle açıklar:
* Onlar, Rablerinin rızasını umarak sabrederler, namazı kılarlar; kendilerine
verdiğimiz rızıktan, gizli ve açık sarf ederler. Kötülüğü iyilikle savarlar.
İşte bunlar var ya, dünya yurdunun sonucu (Cennet) sadece onlarındır.[13]
Sevgili Resûlümüz, insana bu güzel alışkanlıkları kazandıran namazın
cemaatle yani topluca kılınması için de tavsiyelerde bulunmuştur. Toplu kılınan
namazın, tek başına kılınan namazdan “yirmi yedi derece”[14] daha üstün olduğunu bildirmiştir.
Cuma namazında yapılan vaaz ve hutbelerdeki konuşmalar, günlük hayat için
çok önemlidir. Dinleyenlere pek çok konularda bilgi verir, birlik ve
beraberliğe yönlendirir. Bu yönüyle camiler toplum için, bilinçlenme ve
dayanışma kurumları konumundadır.
Namaz kılan insanın; inancının, kalbinin, bedenini, giysilerinin ve namaz
kılacağı yerin temiz olması gerekir.
Namaz için önce inanç temizliği gerekir, bunun temeli de “Tevhid” inancında
yatar. En fazla sevdiği, saydığı, birlediği, büyüklediği ve değer verdiği
varlık Allah olmalıdır. Onun gönderdiği peygamberlerden veya dininden hiç kuşku
duyulmamalıdır. Yoksa yapılan ibadetlerin “değeri yok olur”[15]
Namaz kılınacağı yer ve giysilerin “temiz”[16] olmasına dikkat edilir. “Hal ve hareketler”[17] düzenli hale getirilir. Etrafa karış duyulan hırçınlık, kızgınlık,
nefret, öfke, ümitsizlik... gibi olumsuzluklardan uzaklaşılır.
Namaza başlamadan önce “gerekiyorsa boy abdesti”[18] alınır. Yıkanan bir beden, dinimizce pis sayılan şeylerden temizlenmiş
olur. Namaz için abdest alınırken; el, yüz, ağız, burun, kollar ve ayakların
günde birkaç defa yıkamanın temizlik açısından önemi çok büyüktür.
Namazını temiz ortamda, temiz kalp ve temiz bir beden ile sürekli kılan
kişiler, temizliğe öyle alışır ki temizlik onun bir parçası haline gelir. Sevgili
Resûlümüz temizlik konusunda şöyle buyuruyor: “Temizlik imanın yarısıdır.”[19] Demek ki temizlik, kişinin ahlâkını olgunlaştırır ve imanını
kuvvetlendirir.
Bir gün Sevgili Resûlümüz arkadaşlarına şöyle buyurdu:
- Sizden birinizin kapısı önünde akan bir nehir düşünün. O nehirde günde
beş kez yıkanansa, kirden bir eser kalır mı? Acaba ne dersiniz? Onlar da:
- Hayır, kirden bir şey kalmaz, dediler. Allah’ın elçisi:
- İşte beş vakit namaz da böyledir. Allah o namaz sayesinde bütün hataları
siler.”[20]
Dinimizde zamana çok değer verilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de “Asr” suresi
vardır. İlk ayeti “Asra andolsun ki...”[21] diye başlamaktadır. Anlamı çok kapsamlı olan “asr” kelimesi; yüzyıl,
ikindi vakti, insan ömrünün sonuna yakın kısmı... manaları içermektedir. Yüce
Allah’ın bu güzel kelime üzerine yemin etmesi zamanın kıymetini
vurgulamaktadır. Yine aynı şekilde Kur’ân-ı Kerîm'de bir günün dilimleri olan;
gece, gündüz, şafak, kuşluk... vb. zamanlar üzerine yemin edildiğini
görmekteyiz. Bu da zamanın kutsallığını ve iyi değerlendirilmesini bize
öğütlemektedir.
Hayatta başarılı olmanın nedenlerinden biri de zamanı iyi kullanmaktır. İbadetlerini programlı yürüten insanlar
günlük, haftalık, aylık ve senelik işlerini planlı yaparlar. Bu, zaman israfını
önler ve verimliği artırır. Yapılması gereken öyle işler vardır ki, zamanı
geçince kıymeti pek kalmaz.
Bilgisiz bazı insanlar, karışlaştıkları kötü sonuçların nedenlerinin zaman
olduğunu sanarak, bir takım gereksiz söz söylemeleri üzerine Sevgili Resûlümüz:
- Zamana sövmeyiniz..[22] buyurmuştur.
“Belirli vakitlerde”[23] farz olan namaz, günlük yaşantımızı düzene sokar. Sabah namazını kılan
kişi güne erken başlar. Sabahın güzel ve verimli bölümünü uyuyarak geçirmez.
Sabah, öğlen, ikindi, akşam ve yatsı namazlarının düzenli kılınması için,
plânlı bir zaman ayarlanmasına ihtiyaç vardır. Namaz ibadeti yerine
getirilirken, zaman da kendiliğinden programlı hale gelmektedir.
Namaza başlamadan önce bazı hazırlıkların yapılması gerekir. Bu hazırlıklar
yerine getirilmezse namaz kılınamaz.
Namaza başlamadan önce abdest almak gerekiyorsa boy abdesti veya teyemmüm
almak farzdır. Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulmaktadır:
* Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda yüzünüzü, ellerinizi dirseklere
kadar yıkayın, başınızı meshedin, ayaklarınızı da topuklara kadar (yıkayın)...
Su bulamamışsanız temiz bir toprağa teyemmüm edin. Yüzlerinizi, ellerinizi
onunla meshedin...”[24]
Bu ayette görüldüğü gibi abdestin farzları dörttür:
* Yüzü yıkamak,
* Kolları dirseklere kadar yıkamak,
* Islak eli başın bir kısmına sürmek (mesh etmek),
* Ayakları yıkamaktır.
Abdestin alınışı: Mümkünse kıbleye dönülür. “Niyet ettim Allah rızası için
abdest almaya.” diye niyet edilir ve besmele çekilir. Eller bileklere kadar
yıkanır. Sağ elle ağza su alınır ve temizlenir, aynı şekilde burun temizlenir.
Yüz, çene altıyla kulak diplerine kadar yıkanır. Önce sağ kol daha sonra sol
kol dirseklere kadar yıkanır. Sağ el ıslatılarak başın üst kısmına sürülür.
Yine iki el ıslatılarak, serçe parmak kulağın içine, başparmak kulağın arkasına
gelecek şekilde sürülür. Daha sonra sağ ve sol ayaklar topuğa kadar yıkanır.
Abdest ve gusül; temiz nehir, göl, deniz, kuyu ve musluk sular ile alınır.
Abdest alırken belli bir dua okuma zorunluluğu yoktur. Ancak isteyen şahadet
getirebilir.
Bazı durumlarda, abdest bozulabilir. Bunların bir kısmı şöyledir: Büyük
veya küçük abdest ihtiyacı gidermek, yellenmek, bayılmak, uyumak, gülmek...
gibi.
Boy abdestinin alınışı (Gusül): Gerektiği hallerden sonra, bütün bedeni hiç
kuru yer bırakmadan yıkamaktır. Kur’ân-ı Kerîm'de “...cünüp iseniz, yıkanıncaya
kadar namaza yaklaşmayın.”[25] buyrulmaktadır.
Boy abdestinin farzları:
* Ağzı yıkamak,
* Burnu yıkamak,
* Tüm bedeni tepeden tırnağa yıkamaktır.
Gusül abdestinin alınışı: Besmele çekilir ve "Niyet ettim Allah rızası
için boy abdesti almaya." almaya denir. Önce ağız, sonra burun bol su ile
temizlenir. Bütün vücut tepeden tırnağa (hiç kuru yer bırakmadan) yıkanır.
Teyemmüm: Gusül ve abdest su bulunmadığında veya suyu kullanma imkânı
olmadığında simgesel olarak torağa sürülün el ile kol ve yüzün sıvazlanmasıdır.
Teyemmümü gerektiren haller; suyun olmaması, sağlık durumu, aşırı sıcak ve
soğuk, tehlike... vb. gibi nedenlerdir. Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle
açıklanmaktadır: “...Eğer su bulamamışsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin.
Yüzlerinize ve ellerinize sürün...”[26]
Teyemmümün farzları:
* Niyet etmek,
* Elleri temiz toprağa mesh ederek yüz ve kollara sürmektir.
Teyemmümün yapılışı: “Niyet ettim abdest (veya gusül) için teyemmüme”
denilir ve besmele çekilir. Ellerin içi, temiz bir toprağa vurulur. Eller yüze
sürülür. İkinci defa eller yere vurulur ve el ayası kollara sürülür.
Gusül ve abdestin bozulduğu yerlerde teyemmüm de bozulur. Ayrıca suyla
gusül veya abdest alma imkânı oluşunca, teyemmümün bozulur.
Namaz kılabilmek için şu hazırlık şartları önceden yerine getirilmelidir:
* Namaza başlamadan önce; abdest
gerekiyorsa boy abdesti veya teyemmüm alınır (hadesten taharet).
* Namaz kılan kişinin bedeni, elbisesi ve namaz kıldığı yer temiz olmalıdır
(necasetten taharet).
* Erkeklerin diz ile göbek arası; kadınların el, ayak ve yüz dışındaki
bütün vücut örtülür (setriavret).
* Kâbe'ye doğru dönülür (istikbalikıble).
* Namaz vakitleri içinde kılınır (vakit). Her vakit namazının kendisine
özel zamanı vardır..
* Kılınacak namaza niyet edilir (niyet).
Namaz vakitleri
Sabah namazı
Sabahleyin tan yerinin ağarmasıyla güneşin
doğuşuna kadar geçen zaman içerisinde,
Öğle namazı
Güneşin tam tepemize gelip batıya doğru yönelmesiyle başlayan, gölgelerin
iki kat artmasıyla sona erdiği zaman
İkindi namazı
Öğle namazı vaktinin bitimiyle başlayan ve güneşin batmasına kadarki zaman
Akşam namazı
Akşam güneş batmasıyla başlayan ve batıdaki kızıllığın gitmesiyle son
bulduğu zaman,
Yatsı namazı
Akşam namazı vaktinin sona ermesiyle başlar, sabah namazı vaktinin
girmesine kadar olan zaman içinde namazlar kılınmaktadır.
Namazın kılınış şartları, mutlaka yerine getirilmesi gereken farzlardır.
Bunlar namazın önemli bölümleridir.
* Namaza "Allahü ekber" diyerek başlamak (iftitah tekbiri),
* Namazda gerekli sureleri okuyuncaya kadar ayakta durmak (kıyam),
* Namazda ayaktayken bir miktar Kur’ân-ı Kerîm okumak (kıraat),
* Namazda elleri dizlere yapıştırarak eğilmek (rükû),
* Namazda her rekâtın sonunda dizler, el ayaları, alın, burun ve ayak
parmaklarını yere koyarak secde yapmak (secde),
* Namazın sonunda “Ettehiyyatü” duasını okuyacak kadar oturmak (kadeiâhire)
diye sayabiliriz.
Ezan; Müslümanlara namaz vakitlerini bildiren duyurudur.
Bu duyuruyu yapan kişiye “müezzin” denir. Müezzinin ezan okuduğu yere “minare”
adı verilir..
EZAN
Allâhu Ekber
Allâhu Ekber.
Allâhu Ekber
Allâhu Ekber.
Eşhedü el lâ
ilâhe illâllah
Eşhedü el lâ
ilâhe illâllah
Eşhedü enne
Muhammeder-Resûlüllah
Eşhedü enne Muhammeder-Resûlüllah
Hayye
ale's-Salâh
Hayye ale's-Salâh
Hayye ale'l-Felâh”
Hayye
ale'l-Felâh
Allâhu Ekber Allâhu Ekber
Lâ ilâhe
illâllah
ANLAMI
Allah en
büyüktür. (4)
Allah'tan başka
hiçbir ilâh olmadığına şahâdet ederim. (2)
Muhammed'in
(asm) O'nun Resûlü olduğuna da şahâdet ederim. (2)
Haydin namaza!
(2)
Haydin kurtuluş
ve felâha! (2)
Allâh en
büyüktür. (2)
Allah'tan başka
hiçbir ilâh yoktur. (1)
Sabah ezanında, “Hayye alel- felâh”tan sonra iki kez
“Essalâtü hayrün minen- nevm”[27] cümlesi eklenir.
Kamet; tek başına veya cemaatle farz namaza başlamadan
önce okunan ifadelerdir. Kamette ifade edilen sözler, ezan ile aynıdır. Ancak
“Hayye ale’l felâh” dendikten sonra “Kad kâmetis- salâtü”[28] cümlesi ilave edilir. Kamette, ezana göre ses biraz daha
kısılarak süratli okunur. Namaz topluca kılınıyorsa kameti sadece müezzin okur
ve cemaat dinler. Bayanlar tek başına da namaz kılsalar kamet okumazlar.
Sevgili Resûlümüz buyuruyor ki:
* Ezanı duyduğunuz zaman, müezzinin söylediklerini siz de
(yavaş yavaş) tekrarlayın.[29]
Namazın kılınışını, sabah namazının farzını örnek olarak açıklayalım:
Namaz kılacak kişi, namaz için gerekli olan şartları yerine getirir.
Kıbleye yönelir ve erkekler ayakta kamet getirir. “Niyet ettim Allah rızası
için sabah namazının farzını kılmaya.” der. Namaz cemaatle kılınıyorsa; “Niyet
ettim Allah rızası için bugünkü sabah namazının farzını kılmaya, uydum imama”
diye niyet eder.
Birinci rekât için; erkekler ellerini kulak, bayanlar göğüs hizasına kadar
kaldırıp "Allâhü ekber" der. Sol el altta, sağ el üstte olacak
şekilde ellerini bağlar. Sübhaneke duasını okur. Euzü Besmele, Fatiha ve bir
sure veya birkaç ayet okur. “Allâhü ekber" diyerek rükû için eğilir. Eller
diz kapaklara yapışır, bel yere paralel olacak şekil alır. Kadınlar fazla
eğilmez. Burada, en az 3 defa "Sübhâne rabbiyel azîm" der.
"Semiallâhü limen hamideh" diyerek doğrulur. "Allâhü
ekber" deyip secdeye gider. Secdede iki elin ayasını, diz kapaklarını,
ayak parmaklarını, alnını ve burnunu yere yapışık hale getirir. Secde
esnasında en az 3 defa "Sübhâne rabbiyel a'lâ" dedikten sonra
"Allahü ekber" diyerek eller dizler üzerinde birkaç saniye oturur.
"Allâhü ekber" diyerek tekrar ikinci secdeyi yapar. "Allâhü
ekber" diyerek ikinci rekâta kalkar ve ellerini bağlar.
İkinci rekât için; Besmele, Fatiha ve bir sure okur. Rükû ve secdeleri
yapar. Secdeler bittikten sonra "Allahü ekber" diyerek iki elini dizlerinin
üzerine koyup oturur. Ettehiyyatü, Allahümme Salli, Allahümme Barik ve Rabbena
dualarını okur. Sağ tarafına başını çevirip "Es- selâmü aleyküm ve
rahmetullâh" diyerek selâm verir. Aynı selâmı sol tarafına verip namazı
bitirir.
Allâhü ekber: Allah en büyüktür.
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm: Kovulmuş şeytan'dan Allah'a sığınırım.
Bismillâhirrahmânirrahîm: Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla.
Sübhâne rabbiyel azîm: Çok büyük olan Rabb’imi tesbih ederim.
Semiallâhü limen hamideh: Allah kendisine hamt edeni işitir.
Sübhâne rabbiyel a'lâ: En yüce olan Rabb’imi tesbih ederim.
Es- selâmü aleyküm ve rahmetullâh: Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.
Namaz ibadeti yerine getirilirken, bazı davranışlar meydana geldiğinde
namaz bozulur. Bu durumlarda namaza tekrar başlamak gerekir. Namazı bozan
davranışlar şunlardır:
* Namaz kılarken ön hazırlık veya kılınış şartlarından birinin eksik
olması,
* Yemek, içmek, konuşmak, gülmek... vb. davranışlardır.
Müslümanlar ibadetlerini tek başına yapabilecekleri gibi topluca yani
cemaatle yapabilirler. Namaz kılmak için oluşan topluluğa cemaat denir.
Müslümanların ibadet yerlerine mabet, cami ve mescit adı verilmektedir.
Cami; herkese açık olan ve cemaatle ibadet edilen yerlerdir. Sabah, öğle,
ikindi, akşam, yatsı ve cuma namazlarının farzları cemaatle kılınır. Vakit
namazlarının sünnetlerini herkes kendisi kılar. Ayrıca teravih, bayram
namazları ile cenaze namazları toplu halde kılınmaktadır.
Toplu namaz kılınacağı zaman, müezzin kamet getirir. İmam cemaatin önüne
geçer. Namaz kılacak kişiler, niyet edip imama uyar. İmam tekbirle namazı
başlatır. Cemaat, ilk rekâtta okunan Sübhâneke duasını okur ve susar. İmama
uyanlar; rükû, secde ve oturuşlarda okunan duaların dışında başka bir şey
okumaz. İmamın yaptıklarını aynen yaparlar. İmamın okuduğu Kur’ân-ı Kerîm
ayetlerini dinlerler. Cemaatle namaz başladıktan sonra geç gelenler imama uyar,
eksik kalan rekâtları kendileri tamamlar.
Dinimizde cemaatin önemi büyüktür. Sevgili Resûlümüz bunun önemini şu
hadisiyle belirtir: “Cemaatle kılınan namaz, yalnız başına kılınan namazdan
yirmi yedi derece daha faziletlidir.”[30]
Namaz ibadetinde; hasta, ihtiyar, sakat ve başka mazereti olanlar için bazı
kolaylıklar vardır. Cuma namazı; yolculara, sakatlara, güçsüzlere, hastalara
farz değildir. İsteğe bağlıdır. Vakit namazlarını vaktinde kılamayanlar,
sonradan kaza ederler.
Yolculuk, sürekli ikamet edilen bölgeden başka bir bölgeye gitmektir.
Dinimizce bir insanın yolcu, diğer ifadeyle seferî sayılması için, en az
Namaz araçta kılınıyorsa, kıbleye mümkün mertebe dönülür. Yolculuk
esnasında taşıtın yön değiştirmesi namazı bozmaz.
Namaz türlerini günlük, haftalık, senelik, belirli aylarda ve gerektiği
zamanlarda kılınan namazlar diye sınıflandırmak mümkündür. Bu namazları açıklamaya
çalışalım.
Sabah namazı; önce iki rekât sünneti, sonra iki rekât farzı kılınmak üzere
4 rekâttır. Sabah namazının sünnet ve farzının kılınışı aynıdır. Sadece,
niyetleri farklıdır.
Öğle namazı; dördü ilk sünnet, dördü farz ve ikisi son sünnet olmak üzere
on rekâttır. Önce ilk sünnet, sonra farz, daha sonra son sünnet kılınır.
Öğlenin ilk sünneti; ilk iki rekâtı sabah namazının farzı gibi kılınır.
Ancak, Ettehiyyatü duası okunduktan sonra “Allâhü ekber” diyerek 3. rekâta
kalkılır. Fatiha Suresi ile kısa bir sure okunur. Rükû ve secdelerden sonra 4. rekâta
kalkılır. Fatiha Suresi ile kısa bir sure okunur. Rükû ve secdeler yapılarak
oturulur. Ettehiyyatü, Allahümme Salli, Allahümme Barik ve Rabbena duaları
okunur ve selâm verilir.
Öğle namazının farzı; ilk iki rekâtı sabah namazının farzı gibi kılınır.
Ancak, Ettehiyyatü duası okunduktan sonra “Allâhü ekber” diyerek 3. rekâta
kalkılır. Fatiha Suresi okunur, rukü ve secdelerden sonra 4. rekâta kalkılır.
Fatiha Suresi okunur rükû ve secdeler yapılarak oturulur. Ettehiyyatü,
Allahümme Salli, Allahümme Barik ve Rabbena duaları okunarak ve selâm verilir.
Öğle namazının son sünneti; sabah namazının farzı gibi kılınır.
İkindi namazı; dördü sünnet ve dördü de farz olmak üzere 8 rekâttır.
İkindi namazının sünneti; öğle namazının ilk sünneti gibi kılınır. Farkı 2.
rekâtın sonundaki oturuşta Ettehiyyatü’den sonra Allahümme Salli ve Allahümme
Barik duaları okunur. 3. rekât için kalkılır Fatihadan önce Sübhâneke duası
okunur.
İkindi namazının farzı; öğle namazının farzı gibi kılınır.
Akşam namazı; üçü farz, ikisi sünnet olmak üzere beş rekâttır.
Akşam namazının farzı; ilk iki rekâtı sabah namazının farzı gibi kılınır.
3. rekâta kalkıldığında Fatiha’dan sonra rükû yapılır. Secdelerden sonra
Ettehiyyâtü, Allahümme Salli, Allahümme Bârik ve Rabbena duaları okunur ve
selâm verilir.
Akşam namazının son sünneti; sabah namazının sünneti gibi kılınır.
Yatsı namazı; dördü ilk sünnet, dördü farz,
ikisi son sünnet olmak üzere 10 rekâttır. Daha sonra üç rekât vitir
namazı kılınır.
Yatsı namazının ilk dört sünneti; ikindi namazının sünneti gibi kılınır.
Yatsı namazının farzı; ikindi namazının farzı gibi kılınır.
Yatsı namazının son sünneti; sabah namazının sünneti gibi kılınır.
Vitir Namazı: İlk iki rekâtı sabah namazının farzı gibi kılınır.
Ettehiyyatü’den sonra “Allâhü ekber” diyerek 3. rekâta kalkılır. Fatiha’dan sonra
bir sure okunur. “Allahü ekber" diyerek eller kulaklara kadar kaldırılır.
Eller tekrar bağlanır, kunut duaları okunduktan sonra rukû ve secdeler yapılır.
Ettehiyyatü, Allahümme Salli, Allahümme Barik ve Rabbena duaları okunur ve
selâm verilir.
Cuma namazı; dördü ilk sünnet, ikisi farz, dördü son sünnet, ikisi vaktin
sünneti olmak üzere 12 rekattır. Bazı yörelerde, zuhriahir namazı adı verilen
dört rekât daha kılınır.
Cuma namazının vakti: Cuma günü öğle namazının vaktidir. Cuma namazı
konusunda Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler!.. Cuma günü namaza
çağrıldığında, hemen Allah’ın zikrine koşun...”[33]
Cuma namazının ilk sünneti, öğle namazının ilk sünneti gibi kılınır. İç
ezan[34] okunduktan sonra imam minbere çıkar ve hutbe okur. Hutbe dikkatlice dinlenmelidir.
Cumanın farzı, sabah namazının farzı gibi kılınır.
Cuma namazı tek başına kılınmaz, mutlaka cemaatle kılınır. Cuma namazını
kılamayan, öğle namazının farzını kılar. Cumanın son sünneti de, öğle
namazının ilk sünneti gibi kılınır. Vaktin sünneti ise, öğle namazının son
sünneti gibi kılınır.
Teravih Namazı: Ramazan ayında yatsı namazının son sünnetinden sonra kılınır.
Teravih namazı, Sevgili Resûlümüz zamanında 20 ve 8 rekât olarak kılınmıştır.
2'şer veya 4'er rekât olarak kılınır. Eğer iki rekât kılınırsa yatsının son
sünneti gibi, dörder rekât kılındığında yatsı namazının ilk sünneti gibi
kılınır. Teravih namazı tek başına kılındığı gibi cemaatle de kılınmaktadır.
Bayram: Neşe ve sevinç günü anlamına gelir. Müslümanların senede şu iki
dinî bayramları vardır:
* Ramazan Bayramı; Ramazan ayından sonra kutlanan üç günlük bayram,
* Kurban Bayramı; Ramazan bayramından yetmiş gün sonra Zilhicce ayının
onuncu gününden itibaren kutlanan dört günlük bayramdır.
Bayram namazı: Bayram namazı iki rekât olup, senede iki defa cemaatle
kılınır. Bu namaz bayram günü, güneş doğduktan yaklaşık 40 dakika sonra
kılınır. Namazdan sonra imam minbere çıkararak hutbe okur. Hutbeden sonra imamın
öncülüğünde topluca dua edilir.
Bayram namazının kılınışı:
"Niyet ettim Allah rızası için (ramazan/kurban) bayram namazını
kılmaya uydum imama." İki el kulaklara kadar kaldırılır. "Allahü
ekber" denilerek eller bağlanır. Sübhâneke duası okunduktan sonra imamın
getirdiği tekbir üzerine eller kulaklara kaldırılır. Üç defa tekrarlanır.
Üçüncü tekbirin sonunda tekrar ellerini bağla. İmamın okuduğu Fatiha ve bir
sure dinlenir. İmamla birlikte "Allahü ekber" diyerek rükû ve
secdeler yapılır ve ikinci rekâte kalkılır. İmamın okuduğu Fatiha ve sure
dinlenir. İmamla beraber üç defa tekbirle eller kulaklara kaldırılır. Rükû ve
secdeler yapılır ve oturulur. Ettehiyyâtu, Allahümme salli, barik ve Rabbena duaları
okunur. Selâm verildikten sonra İmamın okuyacağı hutbe dinlenir. Hutbe
bittikten sonra topluca dua edilir.
Dinimiz, insana hem hayattayken hem de öldükten sonra gereken önem ve
değeri vermiştir. Yaşarken temel hak ve özgürlüklerini belirlemiş, koruma
altına almıştır. İnsanın ölünce yıkanması, kefenlenmesi, cenaze namazının
kılınması ve özenle toprağa verilmesi ona saygınlık kazanmaktadır.
Cenaze namazı, farzıkifayedir. Bazı Müslümanların yerine getirmesiyle bu
ibadet gerçekleşir. Cenaze namazı, ölen bir Müslüman’a dua niteliğindedir. Namazın
tümü Ayakta, rükû secde ve oturuşu olamayan,
farzıkifaye bir namazdır. Cenaze namazı, cemaatle kılındığı gibi tek
başına da kılınabilir. Cenaze uzak bir yerde ise; gıyabî cenaze namazı da
kılınabilir.
Cenaze namazının kılınışı: Cenaze hazırlanır. Cemaatin önünde musalla
taşının üzerine konur. Namaza hazırlık şartları yerine getirilir.
Kıbleye dönülür. "Niyet ettim Allah için namaza şu (kadın/erkek)
meyyit için duaya, uydum hazır olan imama." diye namaza başlanır. İmamın
tekbir alması ile eller kulak hizasına getirilir ve diğer namazlarda olduğu
gibi eller bağlanır. Sübhâneke duası “ve celle senâük” cümlesiyle beraber
okunur. İmam, ikinci tekbiri alır. Allahümme salli ve Allahümme bârik duaları
okunur. İmam 3’üncü tekbiri alır. Cenaze duası okunur. İmamın dördüncü tekbiri
üzerine, imamla birlikte önce sağa ve sonra sola selâm verilir. Namaz
bitirilmiş olur.
[1] 7/Araf: 59, 65, 73,
85, 11/Hud: 50, 61, 84, 32/Müminun: 23,
[2] 51/Zariyat: 56
[3] 2/Bakara: 43
[4] 2/Bakara: 198
[5] Buhari, İmân, 1;
Müslim, İmân, 19-33; Tirmizi, İmân, 3;
Nesâî, İmân, 13
[6] 87/Alâ: 14-5
[7] 2/Bakara: 152
[8] 20/Taha: 14
[9] 1/Fatiha: 5
[10] Vahiy: İnanılması ve hayata uygulanması için insanlara Resül ve Nebi'ler
aracılığıyla dini kaidelerin Yüce Allah tarafından bildirilmesine vahiy denir.
[11] 29/Ankebut: 45
[12] 2/ Bakara: 153
[13] 13/Rad: 22
[14] Buhari, Ezân, 30;
Müslim, Mesâcid, no. 250; Tirmizi, no. 215; Ahmed b. Hanbel, II, 112; Nesaî,
İmâmet, 42/1, II, 103, Dârimî, 292; İbni Mâce, no. 789; Muvatt', Salâtu'l
Cemaat, no. 1
[15] 6/Enam: 88
[16] 74/Müddesir: 4
[17] 23/Müminun: 2
[18] 5/Maide: 6
[19] [19]Müslim,
Tahare, 1; Tirmizi, Deavât, 85; İbni Mâce, Tahâre, 5; Dârimî Vudu, 3; Ahmed bin
Hanbel, IV, 36.
[20] Buhari, Salât, 134;
Müslim, Mesâcîd, no. 283; Ebu Davud, I, 267; Tirmizi, no. 2868; Nesai, I,
230;Ahmed bin Hanbel, II, 379; Beyhakî, III, 62
[21] 103/Asr Suresi: 1
[22] Buhari, Tevhid, 35;
Müslim, Elfaz, 3; Ebu Davud, Edep 169; Ahmed bin Hanbel-Müsned, 3, 238,
273
[23] 4/Nisa: 103
[24] 5/Maide: 6
[25] 4/Nisa: 43
[26] 4/Nisa: 43
[27] Namaz uykudan daha hayırlıdır.
[28] Namaz başladı.
[29] Ahmed bin Hanbel, II, 168; Müslim, Salât, 11; Ebu Davud, no. 523; Nesai,
Ezân, 37; Tirmizi, no. 3614; İbni Mace, no. 720; Beyhaki, I, 409
[30] Buhari,Ezan, 30; Müslim, Mesâcid, 249, 250; Tirmizi, no. 215; Ahmed b.
Hanbel, II, 112; Darimî, I, 292; İbni Mâce, no. 789; Nesaî, II, 103; Muvatt',
Salâtü'l Cemaat, I, s. 129; Beyhakî, III, 39
[31] 4/Nisa: 101
[32] Buhari, Tasîru's Salât, 15-6, II, 39-40; Müslim, Müsâfirûn, 46-8, 52-52;
Ebu Davud, no. 1206, 1208, 1218-9; Nesâî, Mevâkît, 42/2, I, 283, 287; Tirmizî,
no. 553-4; İbni Mêce, no. 1070; Ahmed bin Hanbel, III, 247, 265; Beyhkî, III,
161, 162.
[33] 62/Cuma: 9
[34] Cuma günü iki ezan okunur:
1- Cuma namazının vakti girdiğinde minarede okunan dış ezan,
2- Cuma hutbesinden önce caminin içinde okunan iç ezandır.
Cenaze duasını bilmeyenler rabbenâ âtinâ duasını okuyabilir.