NAMAZ

 

Namaz nedir ve niçin kılınır?

Namazın insana kazandırdıkları

Duygu Dünyasını Zenginleştirir

 Davranışlarını Bilinçli yapar

Sosyal Bilincini Geliştirir

Temizliğe Alıştırır

Zamanı İyi Kullanmayı Öğretir

Namazın şartları

Namaza Hazırlık şartları

Abdest, Boy Abdesti ve Teyemmüm

Namazın Kılınış şartları

Ezan ve Kamet

Namazın Kılınışı

bazı dualar ve anlamları:

Namazı Bozan Durumlar

Cemaatle Namaz

Yolculukta Namaz

Namaz Türleri

Günlük Namazlar

Cuma Namazı

Teravih Namazı

Bayram Namazı

Cenaze Namazı

 

Namaz nedir ve niçin kılınır?

İbadet, insan ile Yaratıcı arasında bir köprü vazifesi görür. İnsan etrafına bakınca Allah’ın varlığını, birliğini, kuvvetini, ilmini... anlar. Çevremizde gördüğümüz toprak, hava, su, ateş, bitki, hayvan... gibi varlıkların insana pek çok faydalar sağladığı bir gerçektir. Ayrıca insan sahip olduğu el, ayak, göz, kulak... gibi organlarının varlığı ve mükemmel çalışmasında Yaratıcıya teşekkür ihtiyacı duyar. Darda kaldığında veya gücünün yetmediği zamanlarda ellerini açıp Yaratıcıdan yardım ister. İnsanın Allah’ı büyükleme, ona sığınma ve teşekkür sunma ihtiyacı, ibadet esnasında duanın temelini oluşturur.

Âdem as.’dan son peygamber Muhammed as’a kadar gönderilen bütün dinlerin temelinde ibadet vardır. Kur’ân-ı Kerîm’de, geçmiş peygamberlerden bahsedilirken onlardan bir takım alıntılar yapılır. Bu alıntıların en önemlilerinden biri şöyledir:

* Ey toplumum!.. Allah’a ibadet edin. Sizin için O’ndan başka ilâh yoktur.[1]

Yine, başka bir ayette cin ve insanların yaratılış nedenini Yüce Allah şöyle açıklamaktadır:

* Cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.[2]

Namaz ibadetinin yerine getirilmesi Kur’ân-ı Kerîm’de sık sık hatırlatılmaktadır. Namazın önemini vurgulayan ayet meallerinden bir örnek:

* Namazı kılın ve zekâtı verin...[3]

Herkesin kendi kafasından aklına geldiği şekilde ibadet yapması doğru değildir. İbadetlerin belli bir düzeni ve yapılış şekli vardır. Namaz ve diğer ibadetler dinin gösterdiği şekillerde yerine getirilir.[4]

Namaz: Belirli zamanlarda, özel hal ve hareketlerle Allah’ı ululama ve ondan yardım istemedir. Akıllı ve ergenlik çağına ulaşmış Müslümanlara farz olan namaz, beden ile yapılan bir ibadettir.

Namaz, Sevgili Resûlümüzün Medine’ye hic­retinden bir buçuk yıl önce Mekke’de, Miraç gecesinde farz kılınmıştır.

Allah’ın emrettiği namaz, müminlerin yerine getirmesi gereken kutsal bir görevdir. İbadetlerin yapılış nedenleri çeşitlidir. Bu nedenlerin en önemlisi; Allah’ın ibadet edilmeğe lâyık olmasıdır. 

 Sevgili Resûlümüz, İslâm dininin temellerini şöyle ifade etmiştir:

“İslâm, beş temel üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka bir ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah’ın elçisi oldu­ğuna tanıklık etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek, ramazan orucunu tutmaktır.”[5]

Namazın insana kazandırdıkları

Yüce Allah’ın emrettiği namaz ibadeti yerine getirildiğinde, pek ­çok bireysel ve toplumsal yararları görülür. Bunlardan bazılarının üzerinde duralım:

Namaz İnsanın Duygu Dünyasını Zenginleştirir

Namaz ibadeti yerine getirilirken; bazı hareketlerle birlikte dualar ve ayetler okunur. Bu biçimsel olguların yanında, Yaratıcı ile kul arasında bir bağ kurulur. Aradaki bu bağın kuvvetlenmesi; Allah’ı sevmek, ona yaklaşmak hatta onunla konuşmak demektir. Hiçbir aracı olmadan Allah’la konuşmak, isteklerde bulunmak mümin için mutluluk ve huzur veren bir duygudur.

Namazda okuduğumuz ayet ve duaların anlamı, bizi fert ve toplum açısından güzel hareketlere ve yapılanmalara yöneltir. Hareketlerimiz ölçülü, konuşmalarımız görgü kurallarına uygun, düşüncelerimiz hoşgörülü ve gerçekçi olur. Aynı zamanda, başkalarına karış yardımseverlik duygularımız gelişir.

Günlük olarak yapmış olduğumuz işler zamanla bize sıkıcı gelebilir. Namaz vakti geldiğinde, kafamızı ve gönlümüzü az da olsa sıkıntı veren ortamdan uzaklaştırmaya çalışırız. Gönlümüzü Allah’a yönlendiririz. Bunlar bizi rahatlatır, karamsarlıktan kurtarır, sevinç ve mutluluğa kavuşturur.

Bazı kötü duygu ve düşünceler kafamızı meşgul edebilir. Hatta zaman zaman bizi huzursuz eder. Namaz kılacağımız zaman bu tür kuşkulardan uzaklaşmaya çalışırız. Bunları şu ayet ne güzel açıklamaktadır:

* Arınmış olan, Rabb’inin adını anıp namaz kılan, mutluluğa erişe­cektir.[6]

Namaz kılarken, okuduğumuz dua ve ayetlerin içeriğine dikkat ettiğimizde şu güzellikler görülür: Allah’ı birler, büyükler ve överiz. Şan ve şerefini dile getirir ve bazı güzel isimlerini anarız. Dua ile yardımını dileriz. Peygamberlere ve tüm inananlara selâm göndeririz. Bu duyguları dile getirirken Allah’ı bol bol anmış oluruz. Gönlümüz, dilimiz ve hareketlerimiz bu güzel duygulara alışır ve onlarla bütünleşir. Yüce Allah şöyle buyuruyor:

* Beni anın ki ben de sizi anayım.[7]

Görülüyor ki; biz Allah’ı anar, dua eder, şükranlarımızı sunar ve sıkıntılarımızın giderilmesini istersek güzel duygularımız gelişir, kusurlarımız da azalır. Böylesi tutumlar önemli olduğu için yüce Allah peygamberine şöyle buyurmuştur:

* Beni anmak için namaz kıl...[8]

Namaz insanı Allah’a yaklaştırır, güzel duygularını zenginleştirir ve kötü eğilimlerini bastırır.

Namaz İnsanın Davranışlarında Bilinçli Olmasını Sağlar

Yapılan ibadetler sonucunda kalbimizde güzel duygu ve düşünceler oluşur. Bu duygu ve düşünceler günlümüze yerleştiğinde hareketlerimize yön verir. Çevremizdeki varlıklara karış tutumlarımız daima olumlu duruma gelir. Namazda sürekli tekrar ettiğimiz “ve ancak senden yardım isteriz”[9] dileği, bize başkalarına da yardımcı olmayı hatırlatır.

Namaz ibadeti temiz ortamda, temiz giysilerle ve pisliklerden arınmış bir bedenle yapılır. Bilinçli olarak namaz kılan kişinin çevresi güzel, giysileri kirden, pastan uzak ve bedeni temiz olur. Artık temizlik bu kişinin vazgeçilmez alışkanlığı haline gelir.

Gösterişten uzak kılınan namazlar; ahlâkî değerleri, kamu düzenini sağlamlaştıran kuralları pekiştirir. Bireylerde ve toplumlarda edep, terbiye, görgü kuralları kökleşir. Yanlışlıklar azalır. Yüce Rabbimiz bu konuyu şöyle ifade buyurmaktadır:

* Kitap'tan sana vahyolunanı[10] oku. Namaz kıl; muhakkak ki na­maz hayâsızlıktan ve fe­nalıktan alıkor. Allah’ı anmak en büyük şeydir! Allah yaptıklarınızı bi­lir.”[11]

Namaz kılan kişi zamanını değerlendirir. Karışlaştığı zorlukları sabırla yenmeğe çalışır. Üretken olur. Dayanma gücünün artması için namazlarda Allah’tan yardım ister. Bu davranışların kazanılması için yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

* Ey inananlar! Sabır ve namazla yardım dileyin. Muhak­kak ki Allah sabre­denlerle be­raberdir.[12]

Namaz, iç dünyamızı zenginleştirir ve davranışlarımızı bilinçli hale getirir.

Namaz Birlikte Yaşama ve Dayanışma Bilincini Geliştirir

İnsan sosyal bir varlıktır. Toplum içinde yetki, görev ve sorumluluklar vardır. Birlikte yaşama ve dayanışma bilinci gelişen toplumlarda güven, huzur ve mutluluk meydana getirir.

Sevgili Resûlümüz birlikte yaşamaya ve cemaatle namaz kılmaya özen gösterirdi. Toplumda göremediği bazı kimseleri sorup soruştururdu. Hasta veya başka bir sorunu varsa, yanına arkadaşlarından birkaçını alır ve ziyaretine giderdi. Halini ve hatırını sorar, hastaysa şifalar dileyerek dua ederdi. Bir sıkıntısı varsa onu gidermeye çalışırdı.

Başka yerlerden Medine’ye gelenlerle görüşür, tanıdıklarını sorar ve onlara hayır dualar ederek selâm gönderirdi.

Namaz, birlikte yaşama ve dayanışma bilincini geliştirir. Günlük vakit namazları, haftada bir defa Cuma namazı ve senede iki defa kılınan Bayram namazı toplu halde yerine getirilmektedir. Namazların günlük, haftalık ve yıllık olmak üzere periyodik şekilde cemaatle kılınması, toplumda bazı yapılanmalara neden olur. Sürekli temizlik, zaman ayarlanması, topluma katılma alışkanlığı, görgü kurallarından etkilenmeler, birlikte yaşama, dayanışma, yardımlaşma, hoşgörü... gibi hususlar gelişir ve bilinçli hale gelir. Bu kazanımlarla Allah’ın rızasını amaçlar. Kur’ân-ı Kerîm bu gerçeği şöyle açıklar:

* Onlar, Rablerinin rızasını umarak sabrederler, namazı kılarlar; kendi­lerine verdiğimiz rızıktan, gizli ve açık sarf ederler. Kötülüğü iyilikle savar­lar. İşte bunlar var ya, dünya yur­dunun sonucu (Cennet) sadece onla­rındır.[13]

Sevgili Resûlümüz, insana bu güzel alışkanlıkları kazandıran namazın cemaatle yani topluca kılınması için de tavsiyelerde bulunmuştur. Toplu kılınan namazın, tek başına kılınan namazdan “yirmi yedi derece”[14] daha üstün olduğunu bildirmiştir.

Cuma namazında yapılan vaaz ve hutbelerdeki konuşmalar, günlük hayat için çok önemlidir. Dinleyenlere pek çok konularda bilgi verir, birlik ve beraberliğe yönlendirir. Bu yönüyle camiler toplum için, bilinçlenme ve dayanışma kurumları konumundadır.

 Namaz Temizliğe Alıştırır

Namaz kılan insanın; inancının, kalbinin, bedenini, giysilerinin ve namaz kılacağı yerin temiz olması gerekir.

Namaz için önce inanç temizliği gerekir, bunun temeli de “Tevhid” inancında yatar. En fazla sevdiği, saydığı, birlediği, büyüklediği ve değer verdiği varlık Allah olmalıdır. Onun gönderdiği peygamberlerden veya dininden hiç kuşku duyulmamalıdır. Yoksa yapılan ibadetlerin “değeri yok olur”[15]

Namaz kılınacağı yer ve giysilerin “temiz”[16] olmasına dikkat edilir. “Hal ve hareketler”[17] düzenli hale getirilir. Etrafa karış duyulan hırçın­lık, kızgınlık, nefret, öfke, ümitsizlik... gibi olumsuzluklardan uzaklaşılır.

Namaza başlamadan önce “gerekiyorsa boy abdesti”[18] alınır. Yıkanan bir beden, dinimizce pis sayılan şeylerden temizlenmiş olur. Namaz için abdest alınırken; el, yüz, ağız, burun, kollar ve ayakların günde birkaç defa yıkamanın temizlik açısından önemi çok büyüktür.

Namazını temiz ortamda, temiz kalp ve temiz bir beden ile sürekli kılan kişiler, temiz­liğe öyle alışır ki temizlik onun bir parçası haline gelir. Sevgili Resûlümüz temizlik konusunda şöyle buyuruyor: “Temizlik imanın yarısıdır.”[19] Demek ki temizlik, kişinin ahlâkını olgunlaştırır ve imanını kuvvetlendirir.

Bir gün Sevgili Resûlümüz arkadaş­la­rına şöyle buyurdu:

- Sizden birinizin kapısı önünde akan bir nehir düşü­nün. O nehirde günde beş kez yıkanansa, kirden bir eser ka­lır mı? Acaba ne der­siniz? Onlar da:

- Hayır, kirden bir şey kal­maz, dediler. Allah’ın elçisi:

- İşte beş vakit namaz da böy­ledir. Allah o namaz sa­ye­sinde bütün hataları si­ler.”[20]

Namaz Zamanı İyi Kullanmayı Öğretir

Dinimizde zamana çok değer verilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de “Asr” suresi vardır. İlk ayeti “Asra andolsun ki...”[21] diye başlamaktadır. Anlamı çok kapsamlı olan “asr” kelimesi; yüzyıl, ikindi vakti, insan ömrünün sonuna yakın kısmı... manaları içermektedir. Yüce Allah’ın bu güzel kelime üzerine yemin etmesi zamanın kıymetini vurgulamaktadır. Yine aynı şekilde Kur’ân-ı Kerîm'de bir günün dilimleri olan; gece, gündüz, şafak, kuşluk... vb. zamanlar üzerine yemin edildiğini görmekteyiz. Bu da zamanın kutsallığını ve iyi değerlendirilmesini bize öğütlemektedir.

Hayatta başarılı olmanın nedenlerinden biri de zamanı iyi kullanmaktır.  İbadetlerini programlı yürüten insanlar günlük, haftalık, aylık ve senelik işlerini planlı yaparlar. Bu, zaman israfını önler ve verimliği artırır. Yapılması gereken öyle işler vardır ki, zamanı geçince kıymeti pek kalmaz.

Bilgisiz bazı insanlar, karışlaştıkları kötü sonuçların nedenlerinin zaman olduğunu sanarak, bir takım gereksiz söz söylemeleri üzerine Sevgili Resûlümüz:

- Zamana sövmeyiniz..[22] buyurmuştur.

 “Belirli vakitlerde”[23] farz olan namaz, günlük yaşantımızı düzene sokar. Sabah namazını kılan kişi güne erken başlar. Sabahın güzel ve verimli bölümünü uyuyarak geçirmez. Sabah, öğlen, ikindi, akşam ve yatsı namazlarının düzenli kılınması için, plânlı bir zaman ayarlanmasına ihtiyaç vardır. Namaz ibadeti yerine getirilirken, zaman da kendiliğinden programlı hale gelmektedir.

Namazın şartları

 

Namaza Hazırlık şartları

Namaza başlamadan önce bazı hazırlıkların yapılması gerekir. Bu hazırlıklar yerine getirilmezse namaz kılınamaz.

Abdest, Boy Abdesti ve Teyemmüm

Namaza başlamadan önce abdest almak gerekiyorsa boy abdesti veya teyemmüm almak farzdır. Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulmaktadır:

* Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda yüzünüzü, ellerinizi dirseklere kadar yıka­yın, başınızı meshedin, ayaklarınızı da topuklara kadar (yıkayın)... Su bula­mamışsanız temiz bir toprağa teyemmüm edin. Yüzlerinizi, el­lerinizi onunla meshedin...”[24]

Bu ayette görüldüğü gibi abdestin farzları dörttür:

* Yüzü yıkamak,

* Kolları dirseklere kadar yıkamak,

* Islak eli başın bir kısmına sürmek (mesh etmek),

* Ayakları yıkamaktır.

Abdestin alınışı: Mümkünse kıbleye dönülür. “Niyet ettim Allah rızası için abdest almaya.” diye niyet edilir ve besmele çekilir. Eller bileklere kadar yıkanır. Sağ elle ağza su alınır ve temizlenir, aynı şekilde burun temizlenir. Yüz, çene altıyla kulak diplerine kadar yıkanır. Önce sağ kol daha sonra sol kol dirseklere kadar yıkanır. Sağ el ıslatılarak başın üst kısmına sürülür. Yine iki el ıslatılarak, serçe parmak kulağın içine, başparmak kulağın arkasına gelecek şekilde sürülür. Daha sonra sağ ve sol ayaklar topuğa kadar yıkanır.

Abdest ve gusül; temiz nehir, göl, deniz, kuyu ve musluk sular ile alınır. Abdest alırken belli bir dua okuma zorunluluğu yoktur. Ancak isteyen şahadet getirebilir. 

Bazı durumlarda, abdest bozulabilir. Bunların bir kısmı şöyledir: Büyük veya küçük abdest ihtiyacı gidermek, yellenmek, bayılmak, uyumak, gülmek... gibi.

Boy abdestinin alınışı (Gusül): Gerektiği hallerden sonra, bütün bedeni hiç kuru yer bırakmadan yıkamaktır. Kur’ân-ı Kerîm'de “...cünüp iseniz, yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın.”[25] buyrulmaktadır.

Boy abdestinin farzları:

* Ağzı yıkamak,

* Burnu yıkamak,

* Tüm bedeni tepeden tırnağa yıkamaktır.

Gusül abdestinin alınışı: Besmele çekilir ve "Niyet ettim Allah rızası için boy abdesti almaya." almaya denir. Önce ağız, sonra burun bol su ile temizlenir. Bütün vücut tepeden tırnağa (hiç kuru yer bırak­ma­dan) yıkanır.

Teyemmüm: Gusül ve abdest su bulunmadığında veya suyu kullanma imkânı olmadığında simgesel olarak torağa sürülün el ile kol ve yüzün sıvazlanmasıdır. Teyemmümü gerektiren haller; suyun olmaması, sağlık durumu, aşırı sıcak ve soğuk, tehlike... vb. gibi nedenlerdir. Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle açıklanmaktadır: “...Eğer su bulamamışsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin. Yüzlerinize ve ellerinize sürün...”[26]

Teyemmümün farzları:

* Niyet etmek,

* Elleri temiz toprağa mesh ederek yüz ve kollara sürmektir.

Teyemmümün yapılışı: “Niyet ettim abdest (veya gusül) için teyemmüme” denilir ve besmele çekilir. Ellerin içi, temiz bir toprağa vurulur. Eller yüze sürülür. İkinci defa eller yere vurulur ve el ayası kollara sürülür.

Gusül ve abdestin bozulduğu yerlerde teyemmüm de bozulur. Ayrıca suyla gusül veya abdest alma imkânı oluşunca, teyemmümün bozulur.

Namaza Hazırlığın Diğer şartları

Namaz kılabilmek için şu hazırlık şartları önceden yerine getirilmelidir:

*  Namaza başlamadan önce; abdest gerekiyorsa boy abdesti veya teyemmüm alınır (hadesten taharet).

* Namaz kılan kişinin bedeni, elbisesi ve namaz kıldığı yer temiz olmalıdır (necasetten taharet).

* Erkeklerin diz ile gö­bek arası; kadınların el, ayak ve yüz dışındaki bütün vü­cut örtülür (setriavret).

* Kâbe'ye doğru dönülür (istikbalikıble).

* Namaz vakitleri içinde kılınır (vakit). Her vakit namazının kendisine özel zamanı vardır..

* Kılınacak namaza ni­yet edilir (niyet).

 

Namaz vakitleri

Sabah namazı

Sabahleyin tan yerinin ağarmasıyla güneşin doğuşuna kadar geçen zaman içerisinde,

Öğle namazı

Güneşin tam tepemize gelip batıya doğru yönelmesiyle başlayan, gölgelerin iki kat artmasıyla sona erdiği zaman

İkindi namazı

Öğle namazı vaktinin bitimiyle başlayan ve güneşin batmasına kadarki zaman

Akşam namazı

Akşam güneş batmasıyla başlayan ve batıdaki kızıllığın gitmesiyle son bulduğu zaman,

Yatsı namazı

Akşam namazı vaktinin sona ermesiyle başlar, sabah namazı vaktinin girmesine kadar olan zaman içinde namazlar kılınmaktadır.

Namazın Kılınış şartları

Namazın kılınış şartları, mutlaka yerine getirilmesi gere­ken farzlardır. Bunlar namazın önemli bölümleridir.

* Namaza "Allahü ekber" diyerek başlamak (iftitah tekbiri),

* Namazda gerekli sureleri okuyuncaya kadar ayakta durmak (kıyam),

* Namazda ayaktayken bir miktar Kur’ân-ı Kerîm okumak (kıraat),

* Namazda elleri dizlere yapıştırarak eğilmek (rükû),

* Namazda her rekâtın sonunda dizler, el ayaları, alın, burun ve ayak parmaklarını yere koyarak secde yapmak (secde),

* Namazın sonunda “Ettehiyyatü” duasını okuyacak kadar oturmak (kadeiâhire) diye sayabiliriz.

Namaza Çağrı: Ezan ve Kamet

Ezan; Müslümanlara namaz vakitlerini bildiren duyurudur. Bu duyuruyu yapan kişiye “müezzin” denir. Müezzinin ezan okuduğu yere “minare” adı verilir..

EZAN

Allâhu Ekber Allâhu Ekber.     

Allâhu Ekber Allâhu Ekber.     

Eşhedü el lâ ilâhe illâllah 

Eşhedü el lâ ilâhe illâllah 

Eşhedü enne Muhammeder-Resûlüllah 

Eşhedü enne Muhammeder-Resûlüllah

Hayye ale's-Salâh

Hayye ale's-Salâh    

Hayye ale'l-Felâh”

Hayye ale'l-Felâh    

Allâhu Ekber Allâhu Ekber    

Lâ ilâhe illâllah   

ANLAMI

Allah en büyüktür. (4)

Allah'tan başka hiçbir ilâh olmadığına şahâdet ederim. (2)

Muhammed'in (asm) O'nun Resûlü olduğuna da şahâdet ederim. (2)

Haydin namaza! (2)

Haydin kurtuluş ve felâha! (2)

Allâh en büyüktür. (2)

Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. (1)

Sabah ezanında, “Hayye alel- felâh”tan sonra iki kez “Essalâtü hayrün minen- nevm”[27] cümlesi eklenir.

Kamet; tek başına veya cemaatle farz namaza başlama­dan önce okunan ifadelerdir. Kamette ifade edilen sözler, ezan ile aynıdır. Ancak “Hayye ale’l felâh” dendikten sonra “Kad kâ­metis- salâtü”[28] cümlesi ilave edilir. Kamette, ezana göre ses biraz daha kısılarak süratli okunur. Namaz topluca kılınıyorsa kameti sadece müezzin okur ve cemaat dinler. Bayanlar tek başına da namaz kılsalar kamet okumazlar.

Sevgili Resûlümüz buyuruyor ki:

* Ezanı duyduğunuz zaman, müezzinin söylediklerini siz de (yavaş yavaş) tekrarlayın.[29]

Namazın Kılınışı

Namazın kılınışını, sabah namazının farzını örnek olarak açıklayalım:

Namaz kılacak kişi, namaz için gerekli olan şartları yerine getirir. Kıbleye yönelir ve erkekler ayakta kamet getirir. “Niyet ettim Allah rızası için sabah namazının farzını kıl­maya.” der. Namaz cemaatle kılınıyorsa; “Niyet ettim Allah rızası için bugünkü sabah namazının farzını kıl­maya, uydum imama” diye niyet eder.

Birinci rekât için; erkekler ellerini kulak, bayanlar göğüs hizasına kadar kaldırıp "Allâhü ekber" der. Sol el altta, sağ el üstte olacak şekilde ellerini bağlar. Sübhaneke duasını okur. Euzü Besmele, Fatiha ve bir sure veya birkaç ayet okur. “Allâhü ekber" diyerek rükû için eğilir. Eller diz kapakla­ra yapışır, be­l yere paralel olacak şekil alır. Kadınlar fazla eğilmez. Burada, en az 3 defa "Sübhâne rabbiyel azîm" der. "Semiallâhü limen hami­deh" diyerek doğrulur. "Allâhü ekber" deyip secdeye gider. Secdede iki elin ayasını, diz kapak­larını, ayak par­mak­larını, alnını ve burnunu yere yapışık hale geti­rir. Secde esnasında en az 3 defa "Sübhâne rabbi­yel a'lâ" dedikten sonra "Allahü ekber" diyerek eller dizler üzerinde birkaç saniye oturur. "Allâhü ekber" diyerek tek­rar ikinci secdeyi yapar. "Allâhü ekber" diyerek ikinci rekâta kalkar ve ellerini bağlar.

İkinci rekât için; Besmele, Fatiha ve bir sure okur. Rükû ve secdeleri yapar. Secdeler bittikten sonra "Allahü ekber" diyerek iki elini di­zlerinin üzerine koyup oturur. Ettehiyyatü, Allahümme Salli, Allahümme Barik ve Rabbena du­alarını okur. Sağ tarafına başını çevirip "Es- selâmü aleyküm ve rahmetullâh" diyerek selâm verir. Aynı selâmı sol tarafına verip namazı bitirir.

Namazda okunan bazı dualar ve anlamları:

Allâhü ekber: Allah en büyüktür.

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm: Kovulmuş şeytan'dan Allah'a sığınırım.

Bismillâhirrahmânirrahîm: Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla.

Sübhâne rabbiyel azîm: Çok büyük olan Rabb’imi tesbih ederim.

Semiallâhü limen hami­deh: Allah kendisine hamt edeni işitir.

Sübhâne rabbi­yel a'lâ: En yüce olan Rabb’imi tesbih ederim.

Es- selâmü aleyküm ve rahmetullâh: Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.

Namazı Bozan Durumlar

Namaz ibadeti yerine getirilirken, bazı davranışlar meydana geldiğinde namaz bozulur. Bu durumlarda namaza tekrar başlamak gerekir. Namazı bozan davranışlar şunlardır:

* Namaz kılarken ön hazırlık veya kılınış şartlarından birinin eksik olması,

* Yemek, içmek, konuşmak, gülmek... vb. davranışlardır.

Cemaatle Namaz

Müslümanlar ibadetlerini tek başına yapabilecekleri gibi topluca yani cemaatle yapabilirler. Namaz kılmak için oluşan toplu­luğa ce­maat denir. Müslümanların ibadet yerlerine mabet, cami ve mescit adı verilmektedir.

Cami; herkese açık olan ve cemaatle ibadet edilen yerlerdir. Sabah, öğle, ikindi, akşam, yatsı ve cuma namazlarının farzları cemaatle kılınır. Vakit namazlarının sünnetlerini herkes kendisi kılar. Ayrıca teravih, bayram namazları ile cenaze namazları toplu halde kılınmaktadır.

Toplu namaz kılınacağı zaman, müezzin kamet getirir. İmam cemaatin önüne geçer. Namaz kılacak kişiler, niyet edip imama uyar. İmam tekbirle namazı başlatır. Cemaat, ilk rekâtta okunan Sübhâneke duasını okur ve susar. İmama uyanlar; rükû, secde ve oturuşlarda okunan duaların dışında başka bir şey okumaz. İmamın yaptıklarını aynen yaparlar. İmamın okuduğu Kur’ân-ı Kerîm ayetlerini dinlerler. Cemaatle namaz başladıktan sonra geç gelenler imama uyar, eksik kalan rekâtları kendileri tamamlar.

Dinimizde cemaatin önemi büyüktür. Sevgili Resûlümüz bunun önemini şu hadisiyle belirtir: “Cemaatle kılınan namaz, yalnız başına kılınan namazdan yirmi yedi de­rece daha faziletlidir.”[30]

Yolculukta Namaz

Namaz ibadetinde; hasta, ihtiyar, sakat ve başka mazereti olanlar için bazı kolaylıklar vardır. Cuma namazı; yolculara, sakatlara, güçsüzlere, hastalara farz değildir. İsteğe bağlıdır. Vakit namazlarını vaktinde kılamayanlar, sonradan kaza ederler.

Yolculuk, sürekli ikamet edilen bölge­den başka bir bölgeye gitmektir. Dinimizce bir insa­nın yolcu, diğer ifadeyle seferî sayılması için, en az 90 km. uzakta bulunan bir bölgeye hareket etmesi lazımdır. Yolculukta 4 rekâtlı farz namazlar 2 rekât olarak kılınır, iki ve üç rekâtlı namazlarda kısaltma yapılmaz. Allah; “Yeryüzünde yolculuğa çıktığınızda... namazlarınızı kısaltmanızda bir sakınca yoktur.”[31] buyurmaktadır. Sevgili Resûlümüz yolculuklarda; öğle ile ikindi, akşam ile yatsı namazlarını birleştirerek ikişer rekât kılmıştır.[32]

Namaz araçta kılınıyorsa, kıbleye mümkün mertebe dönülür. Yolculuk esnasında taşıtın yön değiştirmesi namazı bozmaz.

Namaz Türleri

Namaz türlerini günlük, haftalık, senelik, belirli aylarda ve gerektiği zaman­larda kılınan namazlar diye sınıflandırmak mümkündür. Bu namazları açıkla­maya çalışalım.

Günlük Namazlar (beş vakit namaz)

Sabah namazı; önce iki rekât sünneti, sonra iki rekât farzı kılınmak üzere 4 rekâttır. Sabah namazının sünnet ve farzının kılınışı aynıdır. Sadece, niyetleri farklıdır.

Öğle namazı; dördü ilk sünnet, dördü farz ve ikisi son sünnet ol­mak üzere on rekâttır. Önce ilk sünnet, sonra farz, daha sonra son sünnet kılınır.

Öğlenin ilk sünneti; ilk iki rekâtı sabah namazının farzı gibi kılınır. Ancak, Ettehiyyatü duası okunduktan sonra “Allâhü ekber” diyerek 3. rekâta kalkılır. Fatiha Suresi ile kısa bir sure okunur. Rükû ve secdelerden sonra 4. rekâta kalkılır. Fatiha Suresi ile kısa bir sure okunur. Rükû ve secdeler yapılarak oturulur. Ettehiyyatü, Allahümme Salli, Allahümme Barik ve Rabbena du­aları okunur ve selâm verilir.

Öğle namazının farzı; ilk iki rekâtı sabah namazının farzı gibi kılınır. Ancak, Ettehiyyatü duası okunduktan sonra “Allâhü ekber” diyerek 3. rekâta kalkılır. Fatiha Suresi okunur, rukü ve secdelerden sonra 4. rekâta kalkılır. Fatiha Suresi okunur rükû ve secdeler yapılarak oturulur. Ettehiyyatü, Allahümme Salli, Allahümme Barik ve Rabbena du­aları okunarak ve selâm verilir.

Öğle namazının son sünneti; sabah namazının farzı gibi kılınır.

İkindi namazı; dördü sünnet ve dördü de farz olmak üzere 8 rekâttır.

İkindi namazının sünneti; öğle namazının ilk sünneti gibi kılınır. Farkı 2. rekâtın sonundaki oturuşta Ettehiyyatü’den sonra Allahümme Salli ve Allahümme Barik duaları okunur. 3. rekât için kalkılır Fatihadan önce Sübhâneke duası okunur.

İkindi namazının farzı; öğle namazının farzı gibi kılınır.

Akşam namazı; üçü farz, ikisi sünnet olmak üzere beş rekâttır.

Akşam namazının farzı; ilk iki rekâtı sabah namazının farzı gibi kılınır. 3. rekâta kalkıldığında Fatiha’dan sonra rükû yapılır. Secdelerden sonra Ettehiyyâtü, Allahümme Salli, Allahümme Bârik ve Rabbena du­aları okunur ve selâm verilir.

Akşam namazının son sünneti; sabah namazının sünneti gibi kılınır.

Yatsı namazı; dördü ilk sünnet, dördü farz,  ikisi son sünnet olmak üzere 10 rekâttır. Daha sonra üç rekât vitir namazı kılınır.

Yatsı namazının ilk dört sünneti; ikindi namazının sünneti gibi kılınır.

Yatsı namazının farzı; ikindi namazının farzı gibi kılınır.

Yatsı namazının son sünneti; sabah namazının sünneti gibi kılınır.

Vitir Namazı: İlk iki rekâtı sabah namazının farzı gibi kılınır. Ettehiyyatü’den sonra “Allâhü ekber” diyerek 3. rekâta kalkılır. Fatiha’dan sonra bir sure okunur. “Allahü ekber" diyerek eller kulaklara kadar kaldırılır. Eller tekrar bağlanır, kunut duaları okunduktan sonra rukû ve secdeler yapılır. Ettehiyyatü, Allahümme Salli, Allahümme Barik ve Rabbena du­aları okunur ve selâm verilir.

Cuma Namazı

Cuma namazı; dördü ilk sünnet, ikisi farz, dördü son sünnet, ikisi vaktin sünneti ol­mak üzere 12 rekattır. Bazı yörelerde, zuhriahir namazı adı verilen dört rekât daha kılınır.

Cuma namazının vakti: Cuma günü öğle namazının vaktidir. Cuma namazı konusunda Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler!.. Cuma günü namaza çağrıldığında, hemen Allah’ın zik­rine koşun...”[33]

Cuma namazının ilk sünneti, öğle namazının ilk sünneti gibi kılınır. İç ezan[34] okunduktan sonra imam minbere çıkar ve hutbe okur. Hutbe dikkatlice din­lenmelidir. Cumanın farzı, sabah namazının farzı gibi kılınır.

Cuma namazı tek başına kılınmaz, mutlaka ce­maatle kılınır. Cuma namazını kılama­yan­, öğle namazı­nın far­zını kılar. Cumanın son sünneti de, öğle namazının ilk sünneti gibi kılınır. Vaktin sünneti ise, öğle namazının son sünneti gibi kılınır.

Teravih Namazı

Teravih Namazı: Ramazan ayında yatsı namazının son sünnetinden sonra kılı­nır. Teravih namazı, Sevgili Resûlümüz zamanında 20 ve 8 rekât olarak kılınmıştır. 2'şer veya 4'er rekât ola­rak kılınır. Eğer iki rekât kılı­nırsa yatsının son sünneti gibi, dörder rekât kılındığında yatsı nama­zının ilk sünneti gibi kılınır. Teravih na­ma­zı tek başına kılındığı gibi ce­maatle de kılın­maktadır.

Bayram Namazı

Bayram: Neşe ve sevinç günü anlamına gelir. Müslümanların senede şu iki dinî bayramları vardır:

* Ramazan Bayramı; Ramazan ayın­dan sonra kutlanan üç günlük bay­ram,

* Kurban Bayramı; Ramazan bay­ramından yetmiş gün sonra Zilhicce ayının onuncu gününden itibaren kutlanan dört günlük bayram­dır.

Bayram namazı: Bayram namazı iki rekât olup, se­nede iki defa cema­atle kılınır. Bu namaz bayram günü, güneş doğduktan yaklaşık 40 dakika sonra kılınır. Namazdan sonra imam minbere çıkararak hutbe okur. Hutbeden sonra imamın öncülüğünde topluca dua edilir.

Bayram namazının kılınışı:

"Niyet ettim Allah rızası için (ramazan/kurban) bayram namazını kılmaya uydum imama." İki el kulaklara kadar kaldırılır. "Allahü ekber" denilerek eller bağlanır. Sübhâneke duası okunduktan sonra imamın getirdiği tekbir üzerine eller kulaklara kaldırılır. Üç defa tekrarlanır. Üçüncü tekbirin sonunda tekrar ellerini bağla. İmamın okuduğu Fa­tiha ve bir sure dinlenir. İmamla birlikte "Allahü ekber" diyerek rükû ve secdeler yapılır ve ikinci rekâte kalkılır. İmamın okuduğu Fatiha ve su­re dinlenir. İmamla bera­ber üç defa tekbirle eller kulaklara kaldırılır. Rükû ve secdeler yapılır ve oturulur. Ettehiyyâtu, Allahümme salli, barik ve Rabbena du­aları okunur. Selâm verildikten sonra İmamın oku­yacağı hutbe dinlenir. Hutbe bittikten sonra topluca dua edilir.

Cenaze Namazı

Dinimiz, insana hem hayattayken hem de öldükten sonra gereken önem ve değeri vermiştir. Yaşarken temel hak ve özgürlüklerini belirlemiş, koruma altına almıştır. İnsanın ölünce yıkanması, kefenlenmesi, cenaze namazının kılınması ve özenle toprağa verilmesi ona saygınlık kazanmaktadır.

Cenaze namazı, farzıkifayedir. Bazı Müslümanların yerine getirmesiyle bu ibadet gerçekleşir. Cenaze namazı, ölen bir Müslüman’a dua niteliğindedir. Namazın tümü Ayakta, rükû secde ve oturuşu olamayan,  farzıkifaye bir namazdır. Cenaze namazı, cemaatle kı­lındığı gibi tek başına da kılınabilir. Cenaze uzak bir yerde ise; gıyabî cenaze namazı da kılınabilir.

Cenaze namazının kılınışı: Cenaze hazırlanır. Cemaatin önünde musalla taşının üzerine konur. Namaza hazırlık şartları yerine getirilir.

Kıbleye dönülür. "Niyet ettim Allah için namaza şu (kadın/erkek) meyyit için duaya, uy­dum hazır olan imama." diye namaza başlanır. İmamın tekbir alması ile eller kulak hizasına getirilir ve diğer namazlarda olduğu gibi eller bağlanır. Sübhâneke duası “ve celle senâük” cümlesiyle beraber okunur. İmam, ikinci tekbiri alır. Allahümme salli ve Allahümme bâ­rik duala­rı okunur. İmam 3’üncü tekbiri alır. Cenaze duası okunur. İmamın dördüncü tekbiri üzerine, imamla birlikte önce sağa ve sonra sola se­lâm verilir. Namaz bitirilmiş olur.

 

 

 



[1] 7/Araf: 59, 65, 73, 85, 11/Hud: 50, 61, 84, 32/Müminun: 23, 

[2] 51/Zariyat: 56      

[3] 2/Bakara: 43

[4] 2/Bakara: 198

[5] Buhari, İmân, 1; Müslim, İmân, 19-33; Tirmizi,  İmân, 3; Nesâî,  İmân, 13

[6] 87/Alâ: 14-5      

[7] 2/Bakara: 152 

[8] 20/Taha: 14  

[9] 1/Fatiha: 5  

[10] Vahiy: İnanılması ve hayata uygulanması için insanlara Resül ve Nebi'ler aracılığıyla dini kaidelerin Yüce Allah tarafından bildirilme­sine vahiy denir.

[11] 29/Ankebut: 45

[12] 2/ Bakara: 153

[13] 13/Rad: 22

[14] Buhari, Ezân, 30; Müslim, Mesâcid, no. 250; Tirmizi, no. 215; Ahmed b. Hanbel, II, 112; Nesaî, İmâmet, 42/1, II, 103, Dârimî, 292; İbni Mâce, no. 789; Muvatt', Salâtu'l Cemaat, no. 1

[15]  6/Enam: 88

[16] 74/Müddesir: 4

[17]  23/Müminun: 2

[18] 5/Maide: 6

[19] [19]Müslim, Tahare, 1; Tirmizi, Deavât, 85; İbni Mâce, Tahâre, 5; Dârimî Vudu, 3; Ahmed bin Hanbel, IV, 36.   

[20] Buhari, Salât, 134; Müslim, Mesâcîd, no. 283; Ebu Davud, I, 267; Tirmizi, no. 2868; Nesai, I, 230;Ahmed bin Hanbel, II, 379; Beyhakî, III, 62

[21] 103/Asr Suresi: 1

[22] Buhari, Tevhid, 35; Müslim, Elfaz, 3; Ebu Davud, Edep 169; Ahmed bin Hanbel-Müsned, 3, 238, 273   

[23] 4/Nisa: 103

[24]  5/Maide: 6

[25] 4/Nisa: 43

[26] 4/Nisa: 43

[27] Namaz uykudan daha hayırlıdır.  

[28] Namaz başladı.      

[29] Ahmed bin Hanbel, II, 168; Müslim, Salât, 11; Ebu Davud, no. 523; Nesai, Ezân, 37; Tirmizi, no. 3614; İbni Mace, no. 720; Beyhaki, I, 409

[30] Buhari,Ezan, 30; Müslim, Mesâcid, 249, 250; Tirmizi, no. 215; Ahmed b. Hanbel, II, 112; Darimî, I, 292; İbni Mâce, no. 789; Nesaî, II, 103; Muvatt', Salâtü'l Cemaat, I, s. 129; Beyhakî, III, 39

[31] 4/Nisa: 101      

[32] Buhari, Tasîru's Salât, 15-6, II, 39-40; Müslim, Müsâfirûn, 46-8, 52-52; Ebu Davud, no. 1206, 1208, 1218-9; Nesâî, Mevâkît, 42/2, I, 283, 287; Tirmizî, no. 553-4; İbni Mêce, no. 1070; Ahmed bin Hanbel, III, 247, 265; Beyhkî, III, 161, 162.

[33] 62/Cuma: 9             

[34] Cuma günü iki ezan okunur:

1- Cuma namazının vakti girdiğinde minarede okunan dış ezan,

2- Cuma hutbesinden önce caminin içinde okunan iç ezandır.

Cenaze duasını bilmeyenler rabbenâ âtinâ duasını okuyabilir.