Dinimizce
yerine getirilen ibadetlerden biri de hacdır. Hicretin 9. yılında Müslümanlara
farz olan bu emir; mal ve bedenle yerine getirilen ibadetlerdendir.
Haccın sözlük anlamı: Hürmet ve saygı gösterilen yeri ziyaret
etmektir.
Haccın terim anlamı: Dinen belirlenen fiilleri zamanında ve
yerinde uygulamak için Kâbe'ye gitmeğe hac denir.
Hac niçin yapılır? Yüce Allah kutsal kitabımız Kuranı
kerimde emrettiği için haccedilir. Zengin müminlerin hayatlarında en az
bir defa hac etmesi farzdır.
Konuyla ilgili iki ayet meali:
•
İnsanları hacca çağır; yürüyerek veya binekler üzerinde uzak yollardan sana gelsinler.[1]
• Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, babalarınızı
andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir anışla Allah`ı anın.[2]
Hac, Müslümanlardan
haccetmeğe "gücü yetenlere"[3] farzdır. Ancak haccın farz olabilmesi için şu
şartların oluşması lazımdır:
1-
Haccedecek kişinin Müslüman olması. Kâfirlere hac farz değildir.
2-
Haccedecek kişinin ergenlik çağına ulaşması. Çocuklara farz değildir.
3-
Haccedecek kişinin akıllı olması. Delilere hac farz değildir.
4-
Haccedecek kişinin hür olması. Esir ve kölelere hac farz değildir.
5-
Haccedecek kişinin bedeni gücü ve mali yeterliliğinin olması.
6-
Haccedecek kişinin yeterli zamanı ve yol güvenliğinin olması gerekir.
Umre ve hac esnasında erkeklerin iki parçadan
meydana gelen dikişsiz özel bezlere, sağ omuz açıkta kalacak şekilde
sarılmaktır. İhrama girmek farzdır. Hac yapacak kişi, mikat[4] denilen yerlerin birine gelir. Her türlü temizliğini
yapar. Abdest alır, niyetlenerek iki rekat ihram namazı kılar. Kadınların
ihram elbiseleri kendi elbiseleridir. Böylece geçici bir müddet yapılmaması
gereken bazı işlerin yasaklılığı başlamış olur. Mesela: Avlanma, tırnak kesme,
tıraş olma... gibi.
Kurbân
bayramının ilk üç gününde Kâbe’nin etrafını âdabına uygun şekilde 7 defa
dolaşmaya tavaf denir. Tavaf farzdır.
Safa tepesinden
Merve tepesine yürüyerek yedi defa gidip gelmeye denir. Merve tepesinde saçlardan
biraz kesilerek sa’y [5] sona
erer.
Kurbân
bayramından bir gün önce Arafat'ta bir müddet bulunmaya denir. Vakfe farzdır.
Hac ile
ilgili mekânlar- kabe-safa-merve-arafat-müzdelife-mina'dır.
Kâbe'nin
tarihçesi: Allah`ın emriyle İbrahim (aleyhi's selâm), bebek olan oğlu İsmail'le
hanımı Hacer'i Mekke’ye götürdü. Orada bir ağacın altına bıraktı. Geri döndü.
Tekrar Filistin’e doğru yol almaya başlayınca, Hacer İbrahim (aleyhi's
selâm)'a seslendi:
- Bizi böyle bırakıp gitmen ilâhi emir
üzerine midir? İbrahim (aleyhi's selâm):
- Evet ilâhi emir üzerinedir, dediğinde
Hacer:
- Öyleyse Allah bizi zayi etmez, dedi.
O zamanlar, Mekke şehri yoktu. Buralarda
ne insan ne de su vardı. Çölden ibaretti. Hacer birkaç gün burada bebeğiyle
kaldı. Suları bitti. Çocuk susuzluktan ağlamaya başladı. Susuzluk arttıkça bebeğin
feryadı yükseliyordu. Duruma dayanamayan Hacer içilecek su veya kendilerine
yardım edecek insanlar bulmak için biraz ötede Safa tepesine çıktı. Etrafa
baktı. Kimseleri göremedi. Acele ile yan tarafta olan Merve tepesine gitti.
Etrafa baktı, baktı... Kimseleri bulamadı. Tekrar Safa tepesine gitti. Tekrar
etrafa baktı. Yine kimseler yoktu. Tekrar Merve tepesine gitti. Yine baktı.
Tepeden tepeye koşarcasına hatta bazen koşarak yedi defa gidip geldi. Oğlu
İsmail’in yanına geri döndü. Bir de ne görsün, İsmail’in ayakları yanında
su... Hemen su kırbasını doldurdu. Çocuğuna kana kana su içirdi. İşte bu su, Zemzem'di. Hacer oğlu İsmail ile buraya
yerleşti.
Bir müddet sonra Cürhümiler denen
topluluktan bir kafile de buradan geçiyordu.
Suyu görünce Hecer'den izin alarak Mekke’nin aşağı kısmına yerleştiler. Yıllar
geçti İsmail büyüdü. İbrahim (aleyhi's selâm) tekrar geldi. İsmail’le buluştu.
Oğluna:
- İsmail, Allah bana bir şey emretti,
dedi. İsmail:
Doğrusu insanlar için ilk kurulan ev, Mekke'dedir.
Alemler için mübarek ve hidâyet gösteren (Kâbe)'dir.”[6]
- Rabb'in ne emrettiyse onu yapmalısın,
dedi. İbrahim, Kâbe'nin yerini göstererek, burada bir ev yapılmasının
istendiğini söyledi. İkisi bir olarak şimdiki Kâbe'yi inşa ettiler. Kıymetli
kara taş olan Hacer'ul esved’i
Kâbe’nin bir köşesine yerleştirdi. Kâbe Allah`ın eviydi. Orada İbrahim
(aleyhi's selâm)'dan sonra uzun yıllar Allah`a ibadet ediliyordu. Ancak daha
sonraları, bazı müşrikler ellerine geçirdikleri insan, hayvan heykellerini
getirip Kâbe’nin içine veya etrafına yerleştirdiler. Muhammed (aleyhi's
selâm), 630 yılında Kâbe'yi 360’dan ziyade müşrikler tarafından
kutsallaştırılan bu heykel putlarından temizledi.
Safa: Mekke’de Kâbe’nin yakınında küçük bir
tepedir. Tepenin en üst kısmı sert kayalardan oluşur. Sa’y yapmak
(koşarcasına gel-git) için bu tepenin üzerine çıkılır. Oradan da Merve
tepesine hızlıca yürünür.
Merve: Kâbe’nin yakınında Safa tepesinin
yanında aynı büyüklükte bir tepedir. Yüce Allah bu iki tepe hakkında şöyle
buyuruyor:
“Şüphesiz; Safa ve Merve (tepeleri)
Allah`ın (koyduğu) belirtilerdendir...” [7]
Arafat
Dağı (Cebeli
Rahmet): Mekke’nin güneydoğusunda
yaklaşık
Arafat’ta
vakfe güneş batınca biter ve Müzdelife
denilen yere gidilir. Burada vakfe
yapılır (durulur). Yatsı vakti girince akşam ve yatsı namazları bir arada
kılınır. Yüce Allah bolca zikredilir ve dualar yapılır. Sabahleyin erkenden,
sabah namazı kılınır ve Mina’ya
hızlıca gidilir.
Mina: Hz. İbrahim (aleyhi's selâm) oğlu İsmail’i burada kurbân etmek
istemişti. Hac eden müminler, Kurbân Bayramı’nın 1. günü burada kurbânlarını
keserler. Yine, Kurbân Bayramı’nın 1. 2. 3. ve 4. günlerinde şeytan taşlamaları
yapılır.
Haccın
yapılışını sırasına göre maddeler halinde özetleyelim:
1- İhrama girilir: Münasip bir mikat yerinde ihrama
girilir. Örneğin: Türkler genellikle Medine’ye
- Lebbeyk
Allahümme lebbeyk. Lebbeyk lâ şerîke leke lebbeyk. inne’l hamde ve’n ni’mete
leke ve’l mülke lâ şerîke lek.
2- Mekke’ye gidilir: Mescîdi Haram’ın içine Benî şeybe kapısından
girilir. Telbiye ve salavâtlarla Kâbe’ye yaklaşılır. Hacerü’l Esved’ın bulunduğu köşeye gelinir. Kudûm tavafına[8] başlanır.
3- Tavaf yapılır: Kâbe’nin etrafı tavaf edilmesi için,
Hacerü’l Esved’in (mümkünse) yanına gidilir, kalabalıktan dolayı gidilemezse
uzaktan hizasında durulur ve avuç içi Kâbe’ye gelecek şekilde kaldırılır.
Hacerü’l Esved istilâm edilir yani selâmlanır. Selâmlarken yüksek sesle:
-
Bismillâhi Allahu ekber!.. denilir. Kâbe sol tarafa alınarak etrafı dönmeye
başlanır. Bu dönüşler 7 tur devam eder. Her bir tur'a şavt ismi verilir. Kâbe’nin etrafı dolaşılırken telbiye, tekbir,
salât ve selâm getirilir. Ayrıca, herkes gönlünce dua eder. Makamı İbrahim denilen yerde iki rekât
namaz kılar.
4- Sa’y edilir: Kudûm ve ziyaret tavaflarından sonra Safa ve Merve tepeleri arasında 7 defa gelip giderek sa’yını yapar. Bu
esnada; tekbir, salât ve selam getirilir.
5- Mina’ya gidilir: Zilhicce’nin 8. gününe kadar vakti varsa,
istenildiği kadar tavaf yapılır. Zilhicce’nin 8. günü Mina’ya gidilir ve orada
kalınır.
6- Arafat’ta vakfe yapılır: Arefe günü güneşin doğuşundan sonra
Mina’dan Arafat’a gider. Öğlen ve ikindi namazlarını cem’ edilmiş
(birleştirilmiş) şekilde imamla birlikte Nemire Mescîdi’nde veya başka yerde
kılar. Arefe günü, öğleden sonra Kurban Bayramı sabahı şafak atıncaya kadar
olan zaman içinde, kısa bir süre de olsa Arafat tepesi veya civarında durup
beklemek gerekir. Haccın vakfe bölümü yerine getirilince; aynı gün güneşin batışından
önce yola çıkılarak Müzdelife’ye gidilir.
7- Müzdelife’de gecelenir: Arafat’tan Müzdelife’ye gelindikten
sonra; Bayram akşamı yatsı vakti girince, akşam
ve yatsı namazları cem’ edilmiş (birleştirilmiş) şekilde kılınır. Sabah
namazı da Meş’ari Haram denilen
yerde kılınır. Gece orada geçirilir. Çokça dua edilir. Güneş doğmadan önce
Mina’ya gidilir.
8- Şeytân Taşlanır: Bayramın 1. günü Akâbe Cemresi’ne 7 tane
küçük taş atılır. Kurbân kesecekler, burada kurbânlarını keserler. Saçlar
tıraş edilir. İhram elbiseleri çıkarılır. Normal elbiseler giyilir.
9- Ziyaret Tavafı yapılır: Eğer zaman varsa; Kâbe’ye gidilir ve
ziyaret tavafı yapılır İki rekat namaz
kılınır ve bol bol zemzem suyu içilir. Dualar yapılır. Daha sonra Mina’ya
tekrar gidilir. Orada ilk Cemre, Orta Cemre ve Akabe Cemre'lerinde toplam 70
civarında taş atılır. Taşlar atılırken "Allahu Ekber" denilir.
10- Veda Tavafı yapılır: Taşlamalar bittikten sonra Mekke’ye
tekrar dönülür. Veda Tavafı yapılır. İki rekât namaz kılınır ve bol bol zemzem
suyu içilir. Telbiye, tekbir, salât ve selam getirilir. Dualar yapılır.
Kâbe’nin Mültezem denilen yerinde
dua edilmeye çalışılır. Hacılar güzel bir terbiye ile ve hüzünlü şekilde memlekete
dönmek için Mescîdü’l Haram’dan
ayrılır.
Umre: Hac
gibi, belli bir zamana bağlı kalmadan arzu edildiğinde âdabına uygun şekilde
Kâbe'yi ziyaret etmeğe denir.
Umrenin
yapılış şekli: Umre yapacak Müslüman, ilk önce münasip olan mikat yerlerinden
birine gelir. Çeşitli temizliklerini yaptıktan sonra yıkanıp abdest alır.
Hac'da olduğu gibi erkekler iki parçadan meydana gelen ihram örtülerine
sarılır, niyetlenerek iki rekat ihram namazı kılar. Kadınların ihramları
kendi elbiseleridir.
Böylece geçici bir müddet yapılmaması
gereken bazı işlerin yasaklılığı başlamış olur. Mesela: Avlanma, tırnak
kesme, tıraş olma... gibi. Dua eder, telbiye getirir. Mekke'ye gider. Kâbe'yi
görünce telbiye[9], tekbîr[10] ve
tehlîl[11] getirir.
Muhammed
(aleyhi's selâm)'a salât ve selâm getirir. Umumi ve özel dualarını yapar.
Haceru'l esved'in hizasına gelir. Ellerini kaldırıp "Allahu Ekber"
diyerek selamlar. Mümkünse, Haceru’l Esved'i öper. Kâbe'yi sol tarafına
alarak etrafını 7 defa dolaşarak tavafını yapmaya başlar. ilk üç şavtta
(Kâbe'nin etrafında yapılan turda) remel yapar. (Yani; omuzlarını sağa ve
sola oynatarak çalımlı çalımlı yürür.) . Geriye kalan son dört turu (şavtı)
da normal adımlarla tamamlar.
Tavaf
esnasında belli ve mecburi bir dua şekli yoktur. Ancak, herkes kendince önemli
olan konularda dua eder. Çoğunlukla dünya ve ahiret hayatı için iyilik,
dirlik, düzen diler. Kişinin kendisi, ana babası, akrabası, ümmeti
Muhammed'in tümü için Allah`dan dünya ve ahiretteki hayatta hayır ve
hasene istenir. Zalimlerin zulmü,
kâfirlerin küfrü, münâfıkların nifakı... karşısında imanın artması ve onlara
karşı durmak için Allah`dan güç kuvvet istenir. Haksızlık karşısında susmamak
için, zor durumlarda korkmamak için, yeri geldiğinde hakkı tavsiye etmek
için... Allah`a sığınılır. Sadece ve sadece Allah`a kul olmak gerektiği hatırlanır ve yalnızca Allah`dan yardım istenildiği
ifade edilir. Sevgili Peygamberimize bol bol salat ve selam getirilir.
Kâbe
etrafında yedi tur bittikten sonra Makamı İbrahim denilen yere gidip iki rekat
sünnet namaz kılınır. Zemzem suyu içilir.
Kâbe
kapısı yakınında Mültezem'de acil ve önemli dualar edilir. Daha sonra sa'y yapmak
için Safa tepesine çıkılır. Safa tepesinden Merve tepesine yürüyerek yedi
defa tur yapılır. Sa'y, Merve tepesinde saçlardan biraz kesilerek umre
tamamlanmış olur. Umre'yi nasip eden Allah`a hamd edilir. Muhammed as.'a salât
ve selâm getirilir.
Sevgili
peygamberimiz Muhammed (aleyhi's selâm)’ın Mekke’li müşriklerin zulmünden
hicret edip (M.622) gelerek Medine şehrine yerleşti. Yine bu güzel beldede
vefat etti (M.632). Allah`ın bütün resülleri vefat ettiği yere defnedilir.
Muhammed (aleyhi's selâm) da Mescîdi Nebi bitişiğinde bulunan hanımı Aişe’nin
odasında vefat ettiği için aynı yere defnedildi.
Daha
sonraları “Mescîdü’n Nebi” genişletildi. Muhammed (aleyhi's selâm)’ın kabri
şimdiki Mescîdi Nebi’nin içinde kalmış durumdadır. Hacca giden bütün müminler,
ya haccetmeden önce veya sonra mutlaka Resulullâh’ın kabrini ve mescidini
ziyaret ederler. Muhammed (aleyhi's selâm) bir hadîslerinde buyuruyor ki:
- Üç mescîtten
başkası için yolculuk yapılmaz.
• Mescîdü’l Haram (Kâbe),
• Benim şu mescîdim (Mescîdü’n Nebî),
• Beytu’l Makdis’tir. [12]
Medîne’ye
gidildikten sonra gusül ve abdest alınır. Temiz ve güzel elbiseler giyilir,
kokular sürülür. Selât ve selâmlar okunarak Mescîdi Nebî’ye doğru gidilir. Bâbu’s selâm veya Bâbu’l Cibrîl ismi verilen kapıların birinde mescîde girilir.
(mümkünse Ravzatu’l Mutahhara denilen
yerde) 2 rekât tahiyyetu’l mescîd[13] kılındıktan sonra Resulullâh’ın kabrine doğru yaklaşılır. Kabrinin
tam hizasına gelindiğinde sanki, Resulullâh karşımızdaymış gibi yavaş ve
edepli şekilde selâm verilir. Kıbleye dönülüp dua edilir. Kabrin önünde cehalet
unsuru olan eğilme, sürünme, secde etme... gibi müminin imânını tehlikeye
sokacak hareketler asla yapılmamalıdır. Resulullâh’ın mescidinde en az 5
vakit namaz kılmaya gayret edilmelidir. Medîne’de ayrılırken, Resulullâh tekrar
ziyaret edilir ve 2 rekât şükür namazı kılınır.
Hac,
kelime olarak yönelmek anlamına gelmektedir. Haccedecek müminler, hac
mevsiminde hazırlıklarını yapar Mekke’ye doğru yola çıkarlar. Büyük bir
coşkuyla hac farizasını yerine getirirler. Daha sonra, tekrar evlerine
dönerler. Hacca gidiş ve tekrar eve dönüş müminlere pek çok yararlar sağlar.
Özetleyecek olursak:
1- Helal
kazanç: Hac etmek isteyen müminler helal ve temiz kazanç elde etmeye
çalışırlar. Haramdan uzak ve alın teri ile elde edilen kazanç, kişinin onuru
durumundadır.
2- Hacca
niyet: Umumiyetle hac yapmak için bir müddet evvelinden niyet edilir. Maddi
ve manevi hazırlıklar yapılır. Akraba, komşu, tanıdık... larla sevgi ve
muhabbet, gönül bağları iyice sağlamlaştırılır.
3- Yol
hazırlığı: Hac için belirli yerlere müracaatlar, bazı evrakların hazırlanması,
kafilelerin tesbiti... gibi konular geriye unutulamayacak hatıralar
bırakmaktadır.
4-
Yolculuk: Yolculuk esnasında bazı zorluk ve kolaylıklarla karşılaşılır. Bunlar
insanın sabır ve tevekkül duygularını olgunlaştırır.
5-
Medine’yi ziyaret: Muhammed (aleyhi's
selâm)’ın hicreti, İslâm Dininin yayılması, Kur’an`ın ayet ayet indirilişi,
Resulullâh’ın ve arkadaşları olan sahabenin Allah yolunda cihâdı ve müşriklerle
yapılan savaşları ve nihayet Resulullâh’ın vefatı... gönüllerde tazelenir ve
zihinlerde canlanır. Mescîdi Nebî ziyaret edildiğinde sevgi, saygı, muhabbet...
gibi duygular insanın benliğini sarar.
6- İhrama
giriş: Dil, ırk, renk, bölge, kültür, makam, mevki... gibi farklılıkların
insanlar üzerinde çok fazla öncelikli olmadığı görülür. Herkes özel elbiseleri
çıkarmış, aynı tür giysileri giymiş ve bencillik hislerini terk etmiş
şekildedir.
7- Arafat
ve Müzdelife’de bekleyiş: Milyonlarca mümin; aynı muhabbet ve heyecanla
bekliyor. Bu manzaralar, Mahşer’deki bekleyişin sembolü durumundadır.
8- Şeytân
taşlama: Nefsin tesirinden ve şeytanî hislerden sıyrılıp, olgunluğa götüren
bir değişimini ifade eder.
9- Tavaf:
Allah`ın rızasını kazanmak için belirlenmiş usullerle Kâbe’nin etrafında dolaşılır.
Bu tavaf, hacceden kişinin hayatını arındırır. Daima Allah`ın rızası kazanmak
ve koyduğu hudutlara uymayı telkin eder. Bu yolculuğun gayesi biraz daha
Allah`a yaklaşmaktır.
10-
Tanışma: Hac hazırlığı, yolculuğu, yapılışı esnasında ve bitiminden sonra pek
çok insanlarla tanışılır. Sohbet edilir. Karşılıklı bölgesel ve genel dilek ve
temenniler dile getirilir. Böylece Müslümanların, birbirlerine olan ilgileri
biraz daha artar.
Görüş ve
fikirler bölgesellikten çıkar ve geniş ufuklara yayılır.
Görülüyor
ki: Bütün bunları yaşayan kişi elbette etkilenir. Hem de pek çok yönden
etkilenir: Eğer şuurlu bir şekilde haccediyorsa inancı kuvvetlenir, ameli
fazlalaşır, ahlâkı olgunlaşır, düşüncesi genişler, sosyal yönü gelişir,
davranışları düzelir...
[1] 22/Hacc: 27
[2] 2/Bakara: 200
[3] 3/Aliimran: 97
[4] Mikat yeri: Umre veya haccetmek için çeşitli bölgelerden gelenlerin, yol güzergahlarındaki ihrama girdikleri özel yerlerdir.
[5] Hanefi mezhebine göre vacib, diğerlerine göre farzdır.
[6] 3/Aliimran: 96
[7] 2/Bakara: 158
[8] Kudüm tavafı: Mekke'ye yeni gelen veya uzaktan gelen müminlerin Kâbe'yle karşılaşınca yapmış oldukları ilk tavafın adıdır.
[9] Telbiye: Lebbeyk Allahümme lebbeyk. Lebbeyk lâ şerîke leke lebbeyk. ınne’l hamde ve’n ni’mete leke ve’l mülke lâ şerîke lek.
[10] Tekbir: Allâhu ekber.
[11] Tehlil: Lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber. Allâh u ekber. Ve lillâhi’l hamd.
[12] Buhari, Fezailu's-Salat 6, Hacc 26, Savm 67;
Müslim, Hacc 288, (827); Tirmizi, Salat 243, (326).
[13] Tahiyyatu’l mescîd: Bir camiye girildiğinde, camiyi selâmlama niteliğinde kılınan 2 rekat sünnet namazdır.